Dolar durgun, Euro kanatlandı
Bugün dolar güne 1.54 YTL seviyesinin altında bir başlangıç yaptı. Özellikle FED'in agresif faiz indiriminden sonra global piyasada zayıflayan dolarda rallilerin yaşandığı gözlemlendi.
İstanbul serbest piyasada kapanış saatlerinde doların satış fiyatı 1,5400 YTL, avronun satış fiyatı 2,1930 YTL oldu.
Piyasanın kapanışı itibariyle Kapalıçarşı'da 1,5350 YTL'den alınan dolar 1,5400 YTL'den satılıyor. 2,1860 YTL'den alınan avronun satış fiyatı ise 2,1930 YTL düzeyinde bulunuyor.
Serbest piyasada önceki kapanışta 1,5610 YTL olan dolar güne 1,5500 YTL'den, 2,1450 YTL olan avro 2,1600 YTL'den başlamıştı.
Dolar/YTL'de ise diğer piyasalara kıyasla daha sakin birralli yaşandığını ifade uzmanlar, "Bunun nedeni ise dün faizlerle ilgili olarak Merkez Bankası tarafından yapılan ve kur üzerinde baskı yaratan açıklamalar. Ayrıca büyük kurumların gün içerisinde dolar alımı yapması ve bu alımların hafta boyu sürmesinin beklenmesi de kurun aşağı yönlü hareketinin kısıtla kalmasına neden oluyor" diye konuştu.
Asıl önemli ve büyük hareketin Avro/YTL tarafında gerçekleştiğine değinen banka analistler şunları söylüyor: "Cuma gününden bu yana yükseliş trendinde bulunan Avro 2.1880 YTL seviyesine kadar yükseldi. Bu seviyede satıcıların fazla olması Avro'nun 1.217 YTL seviyesine gevşemesine neden oldu."
Hem Goldman'ın hem de Morgan'ın beklentilerden kötü bilanço açıklamalarının piyasayı çok fazla etkilemediği gözlemleniyor. Çünkü en fazla zararın zaten dördüncü çeyreğe yazılacağı düşünülüyordu.
Çeşitli merkez bankalarından faiz indirimlerinin gelmeye devam ettiğine de değinen piyasa yorumcuları, "Norveç Merkez Bankası'nın da faiz indirimine gittiğini gördük. Global olarak faizde bir indirim dönemine girildiği aşikar. Bugün piyasada 1.54 YTL seviyesinin kuvvetli bir direnç olacağını düşünüyoruz. Özellikle bu seviyelerde alıcıların arttığı da gözlemleniyor. Kur da yurtdışını özellikle ise Avro/dolar ve dolar/Yen paritelirini takip etmekte ve bu hareketlere göre pozisyon almakta fayda var" diyerek sözlerini tamamladı.
ABD Merkez Bankası'nın agresif faiz indirimi sonrasındabugün Norveç Merkez Bankası faiz oranlarını 175 baz puan, Hong Kong Para Otoritesi faiz oranlarını 100 baz puan ve Çek Merkez Bankası faiz oranlarını 50 baz puan indirdi.
18 Aralık 2008 Perşembe
15 Kasım 2008 Cumartesi
Halkbank’tan 910 milyon YTL kâr
alkbank, 2008’in ilk dokuz ayında net kârını geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 12 artırarak 910 milyon YTL’ye yükseltti. Yılın ilk dokuz ayında, Halkbank toplam aktiflerde yüzde 18.5 artış elde etti. Böylece Halkbank’ın toplam aktifleri Eylül sonu itibariyle 47.7 milyar YTL’ye ulaştı.
17 Ekim 2008 Cuma
Borsa dipte
1. Seansta 922,65 puan ve yüzde 3,34'lük kayıpla 26.678,06 puandan kapanan endeks, 2. seansa 21,39 puanlık artışla başlamasına rağmen, açılışın ardından düşüş eğilimini korudu. Seansın ilk yarısını 26.733,50 puandan geçen endeks, uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch'in Ukrayna'nın kredi notunu B 'ya düşürüp, görünümü negatif olarak açıklamasından sonra hızla geriledi.
Endeks 25.871,63 puana kadar gerileyerek 2008 yılı için yeni bir dip yaptı. Endeksin geldiği bu seviye Haziran 2005'ten bu yana görülmemişti.
Bileşik Endeks, seansın son yarım saatine girilirken 1. Seansa göre 685,83 puan ve yüzde 2,57'lik düşüşle 25.992,23 puan seviyesinde bulunuyor.
Bu seviyede endeks, geçen Cuma günü kapanışa göre yüzde 8,79, 2007 sonuna göre ise yüzde 53,20 gerilemiş durumda.
Kapanış 26 binin altında
Endeks günü 1.730 puanlık kayıpla 25 bin 870 puandan tamamladı. Hisse senetlerinin değer kaybı ortalama yüzde 6.27 oldu
Bankalararası piyasada dolar kotasyonları alış ve satışta 1,5000 YTL ile 1,5250 YTL aralığındaki işlem görüyor.
Uluslararası piyasalarda avro-dolar paritesi 1,3422 düzeyinde seyrediyor.
İstanbul serbest piyasada dolar 1,5200 YTL'den, avro 2,0350 YTL'den satılıyor.
Endeks 25.871,63 puana kadar gerileyerek 2008 yılı için yeni bir dip yaptı. Endeksin geldiği bu seviye Haziran 2005'ten bu yana görülmemişti.
Bileşik Endeks, seansın son yarım saatine girilirken 1. Seansa göre 685,83 puan ve yüzde 2,57'lik düşüşle 25.992,23 puan seviyesinde bulunuyor.
Bu seviyede endeks, geçen Cuma günü kapanışa göre yüzde 8,79, 2007 sonuna göre ise yüzde 53,20 gerilemiş durumda.
Kapanış 26 binin altında
Endeks günü 1.730 puanlık kayıpla 25 bin 870 puandan tamamladı. Hisse senetlerinin değer kaybı ortalama yüzde 6.27 oldu
Bankalararası piyasada dolar kotasyonları alış ve satışta 1,5000 YTL ile 1,5250 YTL aralığındaki işlem görüyor.
Uluslararası piyasalarda avro-dolar paritesi 1,3422 düzeyinde seyrediyor.
İstanbul serbest piyasada dolar 1,5200 YTL'den, avro 2,0350 YTL'den satılıyor.
12 Ekim 2008 Pazar
Asya krize ilk kurbanını verdi
Perşembe günü ABD borsalarında tarihi çöküş, domino etkisi yaratarak dün Asya ve Avrupa borsalarını da vurdu. Güney Asya’nın en zengin kaplanı Singapur teknik olarak resesyona girdiğini ilan ederken, iflas eden Japon sigorta şirketi Yamato Life Insurance, krizin Asya’daki ilk kurbanı oldu.
GEÇEN yaz ABD’de riskli mortgage kredilerinin ödenemez hale gelmesi ile patlak veren kriz, Avrupa’nın ardından Asya’ya da sıçradı. ’Global kabus’ ya da ’finansal kıyamet’ olarak nitelendirilen kriz, Japonya’da dün ilk kurbanını alırken, Güney Asya’nın en zengin kaplanı kabul edilen Singapur’u resesyona soktu. Her yetkilinin ’yeniden inşaa etmeliyiz’ dediği güven, bir türlü sağlanamadığı için perşembe günü ABD’de borsalarında tarihi çöküş yaşanmıştı. ABD borsalarındaki çöküş domino etkisi ile Asya’dan Avrupa’ya yayılırken, Asya’da bazı borsaların kayıpları yüzde 10’ları buldu. Avrupa’da da borsalar yüzde 8’e varan kayıplar yaşandı.
İlk kurban en küçük
Japonya’da krize kurban giden sigorta şirketi Yamato Life Insurance’ın Başkanı Takeo Nakazono, şirketin iflasından derin üzüntü duyduğunu söyledi. Japon sigortacılık sektörünün en küçük şirketi Yamato’nun, yaklaşık 2.7 milyar dolar borcu, 1000 kadar çalışanı bulunuyordu ve bireysel poliçe hesaplarının 10 milyarı aşıyordu. Bu arada Washington’da bugün başlayacak G-7 ve IMF toplantılarına katılmak için ABD’de bulunan Japonya Maliye Bakanı Shoichi Nakagawa, mali düzenleme kurumu yetkililerine, en son Japonya’da 1990 yılındaki bankacılık krizi sırasında kullanılan banka kurtarma yasasını incelemeleri talimatı verdi. Nikkei gazetesi, yeniden canlandırma yasasının bölgesel bankalara yardım amacıyla 10 trilyon yen (100 milyar dolar) tutarında bir fon oluşturmak amacıyla kullanılabileceğini yazdı. Japon hükümeti zaten 18 milyar dolarlık bir ekonomik teşvik paketi hazırlamıştı.
Zengin kaplanın düşüşü
İkinci kez bir çeyrek daha gerileme yaşayan Singapur ekonomisi resmen teknik olarak resesyona girdi. Singapur ikince çeyrekte yüzde 5.7 küçüldükten sonra üçüncü çeyrekte yüzde 6.3 gerileme yaşadı. Ülkenin Sanayi ve Ticaret Bakanı yıl sonu büyüme hedeflerini revize ederek, yüzde 3’e çektiklerini açıkladı. Ağustos ayında ise yıl sonu büyüme oranı revize edilerek yüzde 5 olarak açıklanmıştı. 2007 yılında Singapur yüzde 7.7 büyüme ile dikkat çekmişti. Ülkede merkez bankası işlevi gören Singapur Para Otoritesi, para politikasının kolaylaştırılacağını söyledi. Asya kaplanları arasında bulunan Singapur, Gayni Safi Milli Hasıla ve ve kişi başı milli gelire göre Güneydoğu Asya’nın en zengin ülkesi. Ülkenin ticaret bakanı, kötüleşen ABD finans krizi ile derinleşen kredi çöküşünün ABD başta olmak üzere tüm dünyada talebi daraltacağını, bunun da Singapur ekonomisine olumsuz yansıyacağını söyledi.
Citigroup Wachovia’dan vazgeçti işi bozanlardan tazminat istiyor
WELLS Fargo bankasıyla birlikte Wachovia’yı satın alma görüşmeleri yapan Citigroup, Wachovia’yı almaktan vazgeçtiğini açıkladı. Wachovia ve Wells Fargo’nun birleşmesine engel olmayacağını belirten Citigroup iki bankadan da tazminat isteyeceğini de duyurdu. Yazılı bir açıklama yapan Citigroup, işlem yapısı ve risk algısında var olan büyük farklar nedeniyle, satış konusunda ortak bir karara varılmasının imkansız hale geldiğini söyledi. Wells Fargo ise Wachovia’nın tümünü satın almak için bir anlaşma imzaladıklarını ve işlemlerin 2008 sonuna kadar tamamlanmasını beklediklerini söyledi. Wells Fargo, birleşme sonrasında ortaya çıkacak bankanın toplam varlıklarının 1.42 trilyon dolar, mevduatlarının 787 milyar dolar olacağını belirtti. Citigroup, Wells Fargo ve ABD Merkez Bankası (FED) arasında Wachovia’nın nasıl paylaştırılacağı yönünde görüşmeler yürütüyordu. Perakende bankacılık bölümünü güçlendirmesi için Citigroup, Wachovia«nın bankacılık birimini almak için anlaşmıştı fakat Wells Fargo, Wachovia«nın tümüne talip olmuştu. Bunun üzerine taraflar anlaşmazlığı mahkemeye taşımıştı.
GM, 58 yılın dibini gördü
GENERAL Motors’un (GM) hisseleri önceki gün yüzde 21.6 düşerek 1950 yılından bu yana en düşük seviyeye geriledi. IMF Başkanı Dominique Strauss-Kahn’ın Hiç bir ülke krizden muaf değil ve Dünya Bankası Başkanı Robert Zoellick’in Kriz 28 gelişmekte olan ülkeye sıçrayabilir açıklamalarının geldiği perşembe günü ABD’de borsalar yine rekor düşüş yaşadı. Perşembe günü Wall Street’te en büyük kayıbı yaşayan hisselerden biri, 2009’un 9 aylık sürecinde ilk kez Avrupa’da da satışları gerileyen (yüzde 1.9) GM’den geldi. GM’deki çöküş, borsalardaki düşüşü de tetikledi. Kredi krizini suçlayan GM’in hisseleri 5.42 dolara kadar gerileyerek 58 yılın en düşük seviyesini gördü. ABD’nin en büyük otomotiv şirketi GM, ikinci çeyrekte 15.5 milyar dolar zarar açıklamış ve temmuz ayında 10 milyar dolarlık tasarruf paketi açıklamıştı.
Rusya’dan 86 milyar dolarlık kurtarma paketi
RUS Parlamentosu’nun alt kanadı Duma dün yaptığı üçüncü oturumda ekonomik krizin üstesinden gelmeyi öngören 86 milyar dolarlık yardım paketini onayladı. Parlamentoda milletvekillerinin son oturumda kabul ettiği kriz paketine göre, Rusya Devlet Yatırım Bankası Vneşekonombank’a (VEB) Rus şirketlerine kredi verebilmesi için Rusya Merkez Bankası’ndan 86 milyar dolarlık fon kullanma yetkisi tanıyor. VEB Merkez Bankası’ndan çekeceği paranın 50 milyar dolarını dış borçlarını yeniden yapılandırmak zorunda olan bankalara ve şirketlere, 36 milyar doları da bankaların ikinci dereceden teminatlı kredilerinin kapatılması için dağıtacak.
Swatch’un başkanı 3.5 milyar dolar kaybetti
FİNANSAL krizin İsviçreli saat üreticisi Swatch’un Yönetim Kurulu Başkanı Nicolas Hayek’e kişisel maliyeti maliyeti 3.55 milyar dolar oldu. Mutsuz ve öfkeli olduğunu söyleyen Hayek, Bir sürü insan hapse konulmuş gibi hissediyorum. Fakat kaygılı değilim dedi. Hisselerinin 3.55 milyar dolar değer yitirdiğini anlatan Hayek Fakat ağlamıyorum. Öbür taraftan şirketin değeri hálá yüksek bir seviyede ve çok güçlü diye konuştu.
İzlandayı eBay’den satışa çıkardılar
Küresel mali krizden payını alan İzlanda, dünyanın en büyük elektronik ticaret şirketi eBay’de satışa çıkarıldı. 99 pence’ten satışa çıkarılan ülkeye verilen en yüksek fiyat 10 milyon pounda ulaştı.
İngiltere’nin 100’den fazla kamu kuruluşunun 1 milyar sterlini aşan parasının İzlanda’da iflas eden bankalarda batması, iki ülkenin arasını açtı.
İzlanda’nın devletleştirilen en büyük bankası Kaupthing’te mevduatı bulunan binlerce Belçikalı, paralarını çekemeyeceklerini öğrenince şok oldu.
GEÇEN yaz ABD’de riskli mortgage kredilerinin ödenemez hale gelmesi ile patlak veren kriz, Avrupa’nın ardından Asya’ya da sıçradı. ’Global kabus’ ya da ’finansal kıyamet’ olarak nitelendirilen kriz, Japonya’da dün ilk kurbanını alırken, Güney Asya’nın en zengin kaplanı kabul edilen Singapur’u resesyona soktu. Her yetkilinin ’yeniden inşaa etmeliyiz’ dediği güven, bir türlü sağlanamadığı için perşembe günü ABD’de borsalarında tarihi çöküş yaşanmıştı. ABD borsalarındaki çöküş domino etkisi ile Asya’dan Avrupa’ya yayılırken, Asya’da bazı borsaların kayıpları yüzde 10’ları buldu. Avrupa’da da borsalar yüzde 8’e varan kayıplar yaşandı.
İlk kurban en küçük
Japonya’da krize kurban giden sigorta şirketi Yamato Life Insurance’ın Başkanı Takeo Nakazono, şirketin iflasından derin üzüntü duyduğunu söyledi. Japon sigortacılık sektörünün en küçük şirketi Yamato’nun, yaklaşık 2.7 milyar dolar borcu, 1000 kadar çalışanı bulunuyordu ve bireysel poliçe hesaplarının 10 milyarı aşıyordu. Bu arada Washington’da bugün başlayacak G-7 ve IMF toplantılarına katılmak için ABD’de bulunan Japonya Maliye Bakanı Shoichi Nakagawa, mali düzenleme kurumu yetkililerine, en son Japonya’da 1990 yılındaki bankacılık krizi sırasında kullanılan banka kurtarma yasasını incelemeleri talimatı verdi. Nikkei gazetesi, yeniden canlandırma yasasının bölgesel bankalara yardım amacıyla 10 trilyon yen (100 milyar dolar) tutarında bir fon oluşturmak amacıyla kullanılabileceğini yazdı. Japon hükümeti zaten 18 milyar dolarlık bir ekonomik teşvik paketi hazırlamıştı.
Zengin kaplanın düşüşü
İkinci kez bir çeyrek daha gerileme yaşayan Singapur ekonomisi resmen teknik olarak resesyona girdi. Singapur ikince çeyrekte yüzde 5.7 küçüldükten sonra üçüncü çeyrekte yüzde 6.3 gerileme yaşadı. Ülkenin Sanayi ve Ticaret Bakanı yıl sonu büyüme hedeflerini revize ederek, yüzde 3’e çektiklerini açıkladı. Ağustos ayında ise yıl sonu büyüme oranı revize edilerek yüzde 5 olarak açıklanmıştı. 2007 yılında Singapur yüzde 7.7 büyüme ile dikkat çekmişti. Ülkede merkez bankası işlevi gören Singapur Para Otoritesi, para politikasının kolaylaştırılacağını söyledi. Asya kaplanları arasında bulunan Singapur, Gayni Safi Milli Hasıla ve ve kişi başı milli gelire göre Güneydoğu Asya’nın en zengin ülkesi. Ülkenin ticaret bakanı, kötüleşen ABD finans krizi ile derinleşen kredi çöküşünün ABD başta olmak üzere tüm dünyada talebi daraltacağını, bunun da Singapur ekonomisine olumsuz yansıyacağını söyledi.
Citigroup Wachovia’dan vazgeçti işi bozanlardan tazminat istiyor
WELLS Fargo bankasıyla birlikte Wachovia’yı satın alma görüşmeleri yapan Citigroup, Wachovia’yı almaktan vazgeçtiğini açıkladı. Wachovia ve Wells Fargo’nun birleşmesine engel olmayacağını belirten Citigroup iki bankadan da tazminat isteyeceğini de duyurdu. Yazılı bir açıklama yapan Citigroup, işlem yapısı ve risk algısında var olan büyük farklar nedeniyle, satış konusunda ortak bir karara varılmasının imkansız hale geldiğini söyledi. Wells Fargo ise Wachovia’nın tümünü satın almak için bir anlaşma imzaladıklarını ve işlemlerin 2008 sonuna kadar tamamlanmasını beklediklerini söyledi. Wells Fargo, birleşme sonrasında ortaya çıkacak bankanın toplam varlıklarının 1.42 trilyon dolar, mevduatlarının 787 milyar dolar olacağını belirtti. Citigroup, Wells Fargo ve ABD Merkez Bankası (FED) arasında Wachovia’nın nasıl paylaştırılacağı yönünde görüşmeler yürütüyordu. Perakende bankacılık bölümünü güçlendirmesi için Citigroup, Wachovia«nın bankacılık birimini almak için anlaşmıştı fakat Wells Fargo, Wachovia«nın tümüne talip olmuştu. Bunun üzerine taraflar anlaşmazlığı mahkemeye taşımıştı.
GM, 58 yılın dibini gördü
GENERAL Motors’un (GM) hisseleri önceki gün yüzde 21.6 düşerek 1950 yılından bu yana en düşük seviyeye geriledi. IMF Başkanı Dominique Strauss-Kahn’ın Hiç bir ülke krizden muaf değil ve Dünya Bankası Başkanı Robert Zoellick’in Kriz 28 gelişmekte olan ülkeye sıçrayabilir açıklamalarının geldiği perşembe günü ABD’de borsalar yine rekor düşüş yaşadı. Perşembe günü Wall Street’te en büyük kayıbı yaşayan hisselerden biri, 2009’un 9 aylık sürecinde ilk kez Avrupa’da da satışları gerileyen (yüzde 1.9) GM’den geldi. GM’deki çöküş, borsalardaki düşüşü de tetikledi. Kredi krizini suçlayan GM’in hisseleri 5.42 dolara kadar gerileyerek 58 yılın en düşük seviyesini gördü. ABD’nin en büyük otomotiv şirketi GM, ikinci çeyrekte 15.5 milyar dolar zarar açıklamış ve temmuz ayında 10 milyar dolarlık tasarruf paketi açıklamıştı.
Rusya’dan 86 milyar dolarlık kurtarma paketi
RUS Parlamentosu’nun alt kanadı Duma dün yaptığı üçüncü oturumda ekonomik krizin üstesinden gelmeyi öngören 86 milyar dolarlık yardım paketini onayladı. Parlamentoda milletvekillerinin son oturumda kabul ettiği kriz paketine göre, Rusya Devlet Yatırım Bankası Vneşekonombank’a (VEB) Rus şirketlerine kredi verebilmesi için Rusya Merkez Bankası’ndan 86 milyar dolarlık fon kullanma yetkisi tanıyor. VEB Merkez Bankası’ndan çekeceği paranın 50 milyar dolarını dış borçlarını yeniden yapılandırmak zorunda olan bankalara ve şirketlere, 36 milyar doları da bankaların ikinci dereceden teminatlı kredilerinin kapatılması için dağıtacak.
Swatch’un başkanı 3.5 milyar dolar kaybetti
FİNANSAL krizin İsviçreli saat üreticisi Swatch’un Yönetim Kurulu Başkanı Nicolas Hayek’e kişisel maliyeti maliyeti 3.55 milyar dolar oldu. Mutsuz ve öfkeli olduğunu söyleyen Hayek, Bir sürü insan hapse konulmuş gibi hissediyorum. Fakat kaygılı değilim dedi. Hisselerinin 3.55 milyar dolar değer yitirdiğini anlatan Hayek Fakat ağlamıyorum. Öbür taraftan şirketin değeri hálá yüksek bir seviyede ve çok güçlü diye konuştu.
İzlandayı eBay’den satışa çıkardılar
Küresel mali krizden payını alan İzlanda, dünyanın en büyük elektronik ticaret şirketi eBay’de satışa çıkarıldı. 99 pence’ten satışa çıkarılan ülkeye verilen en yüksek fiyat 10 milyon pounda ulaştı.
İngiltere’nin 100’den fazla kamu kuruluşunun 1 milyar sterlini aşan parasının İzlanda’da iflas eden bankalarda batması, iki ülkenin arasını açtı.
İzlanda’nın devletleştirilen en büyük bankası Kaupthing’te mevduatı bulunan binlerce Belçikalı, paralarını çekemeyeceklerini öğrenince şok oldu.
9 Ekim 2008 Perşembe
Kaupthing Bankasıda gitti
İzlanda hükümeti ülkenin en büyük bankası Kaupthing'e el koydu.
İzlanda Finansal Denetleme Kurumu (FME), yaptığı açıklamada, Kaupthing bankasına el konulduğunu ve ülkedeki bütün mevduatların garanti altında olduğunu bildirdi.
Açıklamada, FME'nin kararının, içerde bakancılık operasyonlarının devam etmesini ve mevduatların güvenliğini garanti altına almak için parlamento ve hükümetin amaçlarının sağlanmasında gerekli bir adım olduğu vurgulandı.
FME, bankanın ülkedeki bütün şubelerinin, çağrı merkezlerinin, otomatik para çekme makinalarının ve internet operasyonlarının olağan çalışmalarını sürdüreceğini de ifade etti.
İzlanda hükümeti daha önce ülkenin ikinci ve üçüncü büyük bankaları olan Landsbanki ve Glitnir'e el koymuştu.
İzlanda Finansal Denetleme Kurumu (FME), yaptığı açıklamada, Kaupthing bankasına el konulduğunu ve ülkedeki bütün mevduatların garanti altında olduğunu bildirdi.
Açıklamada, FME'nin kararının, içerde bakancılık operasyonlarının devam etmesini ve mevduatların güvenliğini garanti altına almak için parlamento ve hükümetin amaçlarının sağlanmasında gerekli bir adım olduğu vurgulandı.
FME, bankanın ülkedeki bütün şubelerinin, çağrı merkezlerinin, otomatik para çekme makinalarının ve internet operasyonlarının olağan çalışmalarını sürdüreceğini de ifade etti.
İzlanda hükümeti daha önce ülkenin ikinci ve üçüncü büyük bankaları olan Landsbanki ve Glitnir'e el koymuştu.
29 Eylül 2008 Pazartesi
fortis devletin
Benelüks ülkeleri Belçika, Hollanda ve Lüksemburg, mali sıkıntı içindeki Fortis’i kısmen kamulaştırarak iflastan kurtarma kararı aldı.
AB Komisyonu’nun rekabetten sorumlu Üyesi Neelie Kroes ve Avrupa Merkez Bankası Başkanı Jean Claude Trichet’in de katılımıyla dün gece geç saatlere kadar Fortis için çıkış yolu arayan Benelüks ülkeleri, piyasalardaki tedirginliğin de etkisiyle ödemelerini yapmakta zorlanan bankaya ortaklaşa 11,2 milyar avro aktarmayı seçti.
Belçika Başbakanı Yves Leterme tarafından basın toplantısıyla açıklanan kurtarma planına göre Fortis’in her 3 ülkedeki birimlerinin yüzde 49’u kamuya devredilecek. Fortis’e Belçika 4,5 milyar avro, Hollanda 4 milyar avro ve Lüksemburg 2,5 milyar avro ödeyecek.
Kurtarma planına göre Fortis ayrıca, geçen yıl bir konsorsiyumla birlikte satın aldığı, ABN Amro’nun kendi payına düşen Hollanda’daki bankacılık birimini elinden çıkaracak.
Küresel çalkantı ve ABD emlak piyasasındaki zararlar nedeniyle bankaların birbiri ardına rekor zarar açıkladıkları bir dönemde Royal Bank of Scotland ve İspanyol Santander’la birlikte Hollanda bankası ABN Amro’yu dünya bankacılık tarihinin rekoru olan 70 milyar avroya satın alan Fortis, kendi payına düşen Hollanda bankacılık birimleri için 24 milyar avro ödeme taahhüdüne girince, küresel mali krizin de etkisiyle sermaye sıkıntısı yaşamaya başlamıştı.
Bu arada yeterli şeffaflığı sağlamamakla ve Fortis’in yaşadığı mali krizden sorumlu olmakla suçlanan bankanın yönetim kurulu başkanı Maurice Lippens’in istifa edeceği ve yerine geçecek ismin banka dışından Belçika hükümeti tarafından atanacağı belirtildi. Benelüks hükümetleri Fortis’in yönetim kurulu üyelerinde de belirleyici olacak.
Öte yandan Fortis’i satın almak için gayrı resmi öneri sunan ve gelecekteki muhtemel yeni zararlar için Belçika hükümetinden garanti isteyen Fransız BNP Paribas ve Hollandalı ING’nin teklifleri reddedildi.
BNP Paribas, bir yıl önce 24 avrodan işlem görmesine rağmen gecen haftayı 5,18 avrodan kapatan Fortis hisseleri için 1,6 avro önerdi.
FORTİS TÜRKİYE'DEN AÇIKLAMA
Fortis Türkiye, Fortis Grup'un desteğinden "güçlü bir şekilde" yararlanmaya devam edeceğini bildirdi.
Fortis Türkiye'den yapılan yazılı açıklamada, Belçika, Hollanda ve Lüksemburg hükümetlerinin yaptıkları bir açıklamayla, Fortis müşterileri ve kurumun iş yaptığı diğer kuruluşlara ek bir güvence vermek amacıyla, Fortis'e 11,2 milyar avro tutarında kaynak aktarma kararı aldıkları hatırlatıldı.
Böylelikle her biri ayrı ayrı olmak üzere Belçika, Hollanda ve Lüksemburg hükümetlerinin yüzde 49 oranında Fortis Belçika, Fortis Lüksemburg ve Fortis Hollanda'da hisse sahibi oldukları aktarılarak, "bu müdahale, Fortis Grup'un tüm yükümlülüklerini karşılama yeterliliğine sahip olduğunun açık ve net bir teyidi niteliğindedir" denildi.
Açıklamada, şunlar kaydedildi:
"Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına göre, finans sektörümüzün düzenleyici kurumlarının denetiminde faaliyetlerini sürdüren bir finans kuruluşu olan Fortis Türkiye, dünyanın en büyük uluslararası finans kurumları arasında gösterilen Fortis Grup'un desteğinden, güçlü bir şekilde yararlanmaya devam edecektir."
AB Komisyonu’nun rekabetten sorumlu Üyesi Neelie Kroes ve Avrupa Merkez Bankası Başkanı Jean Claude Trichet’in de katılımıyla dün gece geç saatlere kadar Fortis için çıkış yolu arayan Benelüks ülkeleri, piyasalardaki tedirginliğin de etkisiyle ödemelerini yapmakta zorlanan bankaya ortaklaşa 11,2 milyar avro aktarmayı seçti.
Belçika Başbakanı Yves Leterme tarafından basın toplantısıyla açıklanan kurtarma planına göre Fortis’in her 3 ülkedeki birimlerinin yüzde 49’u kamuya devredilecek. Fortis’e Belçika 4,5 milyar avro, Hollanda 4 milyar avro ve Lüksemburg 2,5 milyar avro ödeyecek.
Kurtarma planına göre Fortis ayrıca, geçen yıl bir konsorsiyumla birlikte satın aldığı, ABN Amro’nun kendi payına düşen Hollanda’daki bankacılık birimini elinden çıkaracak.
Küresel çalkantı ve ABD emlak piyasasındaki zararlar nedeniyle bankaların birbiri ardına rekor zarar açıkladıkları bir dönemde Royal Bank of Scotland ve İspanyol Santander’la birlikte Hollanda bankası ABN Amro’yu dünya bankacılık tarihinin rekoru olan 70 milyar avroya satın alan Fortis, kendi payına düşen Hollanda bankacılık birimleri için 24 milyar avro ödeme taahhüdüne girince, küresel mali krizin de etkisiyle sermaye sıkıntısı yaşamaya başlamıştı.
Bu arada yeterli şeffaflığı sağlamamakla ve Fortis’in yaşadığı mali krizden sorumlu olmakla suçlanan bankanın yönetim kurulu başkanı Maurice Lippens’in istifa edeceği ve yerine geçecek ismin banka dışından Belçika hükümeti tarafından atanacağı belirtildi. Benelüks hükümetleri Fortis’in yönetim kurulu üyelerinde de belirleyici olacak.
Öte yandan Fortis’i satın almak için gayrı resmi öneri sunan ve gelecekteki muhtemel yeni zararlar için Belçika hükümetinden garanti isteyen Fransız BNP Paribas ve Hollandalı ING’nin teklifleri reddedildi.
BNP Paribas, bir yıl önce 24 avrodan işlem görmesine rağmen gecen haftayı 5,18 avrodan kapatan Fortis hisseleri için 1,6 avro önerdi.
FORTİS TÜRKİYE'DEN AÇIKLAMA
Fortis Türkiye, Fortis Grup'un desteğinden "güçlü bir şekilde" yararlanmaya devam edeceğini bildirdi.
Fortis Türkiye'den yapılan yazılı açıklamada, Belçika, Hollanda ve Lüksemburg hükümetlerinin yaptıkları bir açıklamayla, Fortis müşterileri ve kurumun iş yaptığı diğer kuruluşlara ek bir güvence vermek amacıyla, Fortis'e 11,2 milyar avro tutarında kaynak aktarma kararı aldıkları hatırlatıldı.
Böylelikle her biri ayrı ayrı olmak üzere Belçika, Hollanda ve Lüksemburg hükümetlerinin yüzde 49 oranında Fortis Belçika, Fortis Lüksemburg ve Fortis Hollanda'da hisse sahibi oldukları aktarılarak, "bu müdahale, Fortis Grup'un tüm yükümlülüklerini karşılama yeterliliğine sahip olduğunun açık ve net bir teyidi niteliğindedir" denildi.
Açıklamada, şunlar kaydedildi:
"Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına göre, finans sektörümüzün düzenleyici kurumlarının denetiminde faaliyetlerini sürdüren bir finans kuruluşu olan Fortis Türkiye, dünyanın en büyük uluslararası finans kurumları arasında gösterilen Fortis Grup'un desteğinden, güçlü bir şekilde yararlanmaya devam edecektir."
27 Eylül 2008 Cumartesi
Mali kriz yayılmaya başladı
ABD hükümetinin 700 milyar dolarlık mali kurtarma planı üzerinde yapılan görüşmelerde henüz uzlaşmaya varılamazken kriz yavaş yavaş diğer ülkelere de sıçramaya başladı.
Tayvan Finans Üst Kurulu (FSC) Chinfong Bank'a el konulduğunu duyururken İngiltere’nin en büyük finans kuruluşlarından biri olan Bradford&Bingley’e ise devletin el koymaya hazırlandığı öne sürüldü.
FSC, CHİNFONG BANK'A EL KONULDUĞUNU DUYURDU
Tayvan Finans Üst Kurulu (FSC) Chinfong Bank'a el konulduğunu duyurdu. FSC Başkanı Gordon Chen'in yaptığı açıklamaya göre bankanın Vietnam'daki şubeleriyle ilgili sorunlardan dolayı el koyma işlemi beklenenden geç oldu.
Tayvan'da 34, Vietnam'da da 2 şubesi bulunan Chinfong Bank geçen yılı 7,7 milyar NT (296 milyon YTL) zararla kapatmıştı.
'BRADFORD&BİNGLEY’E DEVLET EL KOYMAYA HAZIRLANIYOR'
Ekonomik krizin ABD ve İngiltere’deki finans kuruluşları ve bankalar üzerindeki etkisi sürerken, bu kez de İngiltere’nin en büyük finans kuruluşlarından biri olan Bradford&Bingley’e devletin el koymaya hazırlandığı öne sürüldü.
Tayvan Finans Üst Kurulu (FSC) Chinfong Bank'a el konulduğunu duyururken İngiltere’nin en büyük finans kuruluşlarından biri olan Bradford&Bingley’e ise devletin el koymaya hazırlandığı öne sürüldü.
FSC, CHİNFONG BANK'A EL KONULDUĞUNU DUYURDU
Tayvan Finans Üst Kurulu (FSC) Chinfong Bank'a el konulduğunu duyurdu. FSC Başkanı Gordon Chen'in yaptığı açıklamaya göre bankanın Vietnam'daki şubeleriyle ilgili sorunlardan dolayı el koyma işlemi beklenenden geç oldu.
Tayvan'da 34, Vietnam'da da 2 şubesi bulunan Chinfong Bank geçen yılı 7,7 milyar NT (296 milyon YTL) zararla kapatmıştı.
'BRADFORD&BİNGLEY’E DEVLET EL KOYMAYA HAZIRLANIYOR'
Ekonomik krizin ABD ve İngiltere’deki finans kuruluşları ve bankalar üzerindeki etkisi sürerken, bu kez de İngiltere’nin en büyük finans kuruluşlarından biri olan Bradford&Bingley’e devletin el koymaya hazırlandığı öne sürüldü.
26 Eylül 2008 Cuma
Fortis Bank satılıyor mu
Piyasalar sabahtan bu yana Fortis ile ilgili dedikodularla çalkalanıyor.
Mali açıdan zor günler yaşayan ve son bir yılda hisseleri yaklaşık yüzde 75 gerileyen Belçika-Hollanda ortaklığı Fortis'in sermayesini güçlendirmek için Türkiye'deki iştirakini de satabileceği iddia ediliyor.
Bu haberler üzerine Fortis'ten gelen açıklamada; 5-10 milyar Euro'luk varlık satışı yapılacağı açıklandı. Banka açıklamasında bu varlıkların hem bankanın anavatanı olan Belçika, Hollanda ve Lüksemburg'da hem de diğer ülkelerdeki operasyonlarını içereceğini bildirdi. Likidite durumlarının ise sağlam olduğu belirtildi.
Son bir yılda hisseleri yaklaşık yüzde 75 gerileyen Belçika-Hollanda ortaklığı Fortis'in sermayesini güçlendirmek için Türkiye'deki iştirakini de satabileceği iddia ediliyor.
Yabancı haber ajanslarının gündemine oturan satış ile ilgili bankadan bir henüz doğrulama gelmedi.
HİSSELERDE SERT DÜŞÜŞ
Haberlerin etkisi ile Fortis hisseleri güne yüzde 12'ye yakın düşüşle başlarken, 5.75 euroya geriledi. Fortis hisseleri bundan bir yıl önce ise 23,96 euro seviyesindeydi. Hisselerinin hızla değer kaybetmesiyle Fortis'in piyasa değeri de 17,3 milyar euroya kadar indi.
Belçika'da Hollandaca yayımlanan ekonomi ve finans gazetesi De Tijd, kaynağını açıklamadığı haberinde, satılması muhtemel varlıklar arasında “Türkiye'deki faaliyetleri, fon ve varlık yönetimi birimlerini, ABD'deki opsiyon hizmetlerini ve Asya'daki sigorta faaliyetlerini” saydı.
Gazeteye konuşan bir kaynak “Artık (satışta) tabu yok. Doğru fiyat teklif edilirse kraliyet mücevherleri bile satılabilir. Tercih (satışta) Benelüks ülkelerindeki faaliyetlerin ötesine gidilmesi” dedi.
Bu arada, Fortis Üst Yöneticisi Herman Verwijlst, Hollanda gazetesi De Telegraaf'a yaptığı açıklamada, sermayeyi güçlendirmek için yapabilecekleri muhtemel satışlarda “esas faaliyetlerle ilgili ya da esas faaliyet dışındaki varlıklar” ayrımı yapmayacaklarının işaretini verdi.
Öte yandan, Küresel çalkantı ve ABD emlak piyasasındaki zararlar nedeniyle bankaların birbiri ardına rekor zarar açıkladıkları bir dönemde, Hollanda bankası ABN Amro'yu bir konsorsiyumla birlikte geçen yıl 72 milyar euro rekor fiyata satın alan Fortis'in sermaye gereksinimi artmıştı.
Mali açıdan zor günler yaşayan ve son bir yılda hisseleri yaklaşık yüzde 75 gerileyen Belçika-Hollanda ortaklığı Fortis'in sermayesini güçlendirmek için Türkiye'deki iştirakini de satabileceği iddia ediliyor.
Bu haberler üzerine Fortis'ten gelen açıklamada; 5-10 milyar Euro'luk varlık satışı yapılacağı açıklandı. Banka açıklamasında bu varlıkların hem bankanın anavatanı olan Belçika, Hollanda ve Lüksemburg'da hem de diğer ülkelerdeki operasyonlarını içereceğini bildirdi. Likidite durumlarının ise sağlam olduğu belirtildi.
Son bir yılda hisseleri yaklaşık yüzde 75 gerileyen Belçika-Hollanda ortaklığı Fortis'in sermayesini güçlendirmek için Türkiye'deki iştirakini de satabileceği iddia ediliyor.
Yabancı haber ajanslarının gündemine oturan satış ile ilgili bankadan bir henüz doğrulama gelmedi.
HİSSELERDE SERT DÜŞÜŞ
Haberlerin etkisi ile Fortis hisseleri güne yüzde 12'ye yakın düşüşle başlarken, 5.75 euroya geriledi. Fortis hisseleri bundan bir yıl önce ise 23,96 euro seviyesindeydi. Hisselerinin hızla değer kaybetmesiyle Fortis'in piyasa değeri de 17,3 milyar euroya kadar indi.
Belçika'da Hollandaca yayımlanan ekonomi ve finans gazetesi De Tijd, kaynağını açıklamadığı haberinde, satılması muhtemel varlıklar arasında “Türkiye'deki faaliyetleri, fon ve varlık yönetimi birimlerini, ABD'deki opsiyon hizmetlerini ve Asya'daki sigorta faaliyetlerini” saydı.
Gazeteye konuşan bir kaynak “Artık (satışta) tabu yok. Doğru fiyat teklif edilirse kraliyet mücevherleri bile satılabilir. Tercih (satışta) Benelüks ülkelerindeki faaliyetlerin ötesine gidilmesi” dedi.
Bu arada, Fortis Üst Yöneticisi Herman Verwijlst, Hollanda gazetesi De Telegraaf'a yaptığı açıklamada, sermayeyi güçlendirmek için yapabilecekleri muhtemel satışlarda “esas faaliyetlerle ilgili ya da esas faaliyet dışındaki varlıklar” ayrımı yapmayacaklarının işaretini verdi.
Öte yandan, Küresel çalkantı ve ABD emlak piyasasındaki zararlar nedeniyle bankaların birbiri ardına rekor zarar açıkladıkları bir dönemde, Hollanda bankası ABN Amro'yu bir konsorsiyumla birlikte geçen yıl 72 milyar euro rekor fiyata satın alan Fortis'in sermaye gereksinimi artmıştı.
Etiketler:
fortis,
fortis bank,
fortis bankası
25 Eylül 2008 Perşembe
Bush, Doları vurdu
Dün akşam saatlerinde 1.4621 olan parite, Bush'un açıklamaları sonrasında hızla 1.47'nin üzerine çıktı. Bush'un sözlerine bir de ABD Merkez Bankası'nın (FED) önümüzeeki ay faiz indirimi yapabileceği beklentileri de eklenince parite 1.4754'e kadar tırmandı. Doların euro karşısındaki değer kaybı yüzde 1'e yaklaştı.
Dolar piyasada aktif olarak işlem gören 16 para biriminin 13'ü karşısında değer yitirirken, euro karşısında son 15 gündeki kaybı yüzde 6'ya ulaştı.
Nomura Trust'ın döviz analisti Hideki Amikura, piyasadaki eğilim doların karşısında ve ben yıl sonuna kadar bir toparlanma beklemiyorum. ABD ekonomisinin zayıflaması dolar için büyük risk dedi.
Westpac Banking analisti Richard Franulovich de ABD'nin finansal krizin merkezinde olduğuna işaret ederek orta vadeli trendin dolar aleyhine görüldüğünü belirtti.
Dolar piyasada aktif olarak işlem gören 16 para biriminin 13'ü karşısında değer yitirirken, euro karşısında son 15 gündeki kaybı yüzde 6'ya ulaştı.
Nomura Trust'ın döviz analisti Hideki Amikura, piyasadaki eğilim doların karşısında ve ben yıl sonuna kadar bir toparlanma beklemiyorum. ABD ekonomisinin zayıflaması dolar için büyük risk dedi.
Westpac Banking analisti Richard Franulovich de ABD'nin finansal krizin merkezinde olduğuna işaret ederek orta vadeli trendin dolar aleyhine görüldüğünü belirtti.
24 Eylül 2008 Çarşamba
Türk bankacılık sektörü için kötü haber
S&P, Türk Bankacılık sektörünün kredibilitesinin ortalamadan daha yüksek riske sahip olduğunu açıkladı.
Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu bankacılıkta kredi büyümesinin 2008 yılında enflasyon baskısı ve toptan fonlama marjlarındaki genişleme nedeniyle yavaşlayacağını öngördü.
Uzmanlar bu haberin başta bankacılık sektörü olmak üzere hisse senedi marketi açısından olumsuz bir gelişme olduğunu belirtiyor.
Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu bankacılıkta kredi büyümesinin 2008 yılında enflasyon baskısı ve toptan fonlama marjlarındaki genişleme nedeniyle yavaşlayacağını öngördü.
Uzmanlar bu haberin başta bankacılık sektörü olmak üzere hisse senedi marketi açısından olumsuz bir gelişme olduğunu belirtiyor.
20 Eylül 2008 Cumartesi
Borsalar uçuyor, dolar, faiz ve altın düşüyor
Lehman Brothers’ın iflasıyla haftaya başlayan piyasalar, çalkantılı geçen dört günün ardından ABD’den gelen haberle adeta uçuşa geçti. ABD hükümetinin finans krizinin çözümü için şu anki tek adımlı çözümler yerine geniş çaplı ve büyük bir çözüm paketi üzerinde çalışmalar yaptığı haberiyle tüm dünya piyasalarında hızlı yükselişler görüldü.
ABD Hazine Bakanı Henry Paulson ve Fed Başkanı Ben Bernanke Lehman Brothers’ın iflasını istemesine ve AIG’ye el konulmasına neden olan likit olmayan varlıklara bir çözüm getirecek bir plan üzerinde çalışacak.
ABD borsalarının yüzde 5’e yaklaşan yükselişleri sonrasında Asya’da da toparlanma görüldü. Tokyo Borsası yüzde 3.76, Hong Kong Borsası yüzde 9.05, Şanghay Borsası yüzde 9.3 yükseldi.
RUSYA BU SEFER DE SERT YÜKSELİŞ NEDENİYLE KAPALI
İki günlük geçici tatilin ardından bugün yeniden açılan Moskova Borsası, MICEX endeksindeki yüzde 18 oranındaki artışın ve RTS endeksinin de yüzde 14’lük artışın ardından, yeniden geçici olarak kapatıldı. Yeniden açılış sonrasında MICEX Endeksi yüzde 23 yükseldi. Ancak TSİ saat 13.13 itibarıyla Rusya’da işlemler bir kez daha durduruldu.
Rusya Başbakanı Vladimir Putin, Rusya’nın siyasi nedenlerle piyasaları kapatma planı olmadığını söyledi. Putin ayrıca Rusya’nın finans sistemini korumak ve rublede istikrarı sürdürmek için yeterli miktarda rezervi olduğunu belirtti.
AVRUPA’DA ARTIŞLAR YÜZDE 8’İN ÜZERİNDE
Avrupa borsalarında yüzde 8’in üzerinde yükselişler var. Londra Borsası’nda yüzde 8, Frankfurt’ta yüzde 4, Paris Borsası’nda 6’nın üzerinde artışlar görülüyor. Avrupa’nın önde gelen 300 şirketinin yer aldığı FTSEurofirst 300 Endeksi de yüzde 6’dan fazla artışta.
Gelişmekte olan piyasalardan Prag, Budapeşte ve Sofya borslarında da yüzde 8’i aşan yükselişler yaşanıyor.
İMKB’DE YÜKSELİŞ ORTALAMANIN ÜZERİNDE
Yurtdışının olumlu seyretmesiyle İMKB de ilk seansta yüzde 8.9 yükseldi. İMKB Ulusal 100 Endeksi 2 bin 870 puan artışla 35 bin 86 puana çıktı. Endeks seans içinde en yüksek 35 bin 123 puanı gördü.
Uluslararası para piyasalarında işler doların lehine gelişiyor. Dolar, ABD hükümetinin kredi krizinin sebeplerinden olan bankaların elindeki yüksek riskli varlıklar hakkında bir plan üzerinde çalıştığı haberleriyle Euro ve yen karşısında değer kazandı. Dün 1,4543’le iki haftanın en yüksek düzeyine çıkan Euro/dolar paritesi bugün 1,4150’ye kadar geriledi. Dolar/yen paritesi ise son bir haftanın en yüksek düzeyi olan 107,74’e kadar çıktı.
DOLAR 1,25’E İNDİ, FAİZLERDE KESKİN DÜŞÜŞ
Dolar yurtiçinde ise düşüşte. Dün piyasalardaki gerilimin artmasıyla 1,2950 YTL ile son 4.5 ayın zirvesine çıkan dolar olumlu havayla düşüşe geçti. Bankalararası piyasada dolar 1,2515’e kadar geriledi.
Dün yüzde 20.17 ile son 1.5 ayın yeniş zirvesini gören gösterge bileşik faiz 1 puandan fazla gerileyerek yüzde 19.12 seviyesine indi.
PETROL YÜKSELDİ, ALTIN DÜŞTÜ
Petrol, ABD ve Nijerya’dan sağlanan arz hakkındaki endişeler ve ABD hükümetinin kapsamlı bir kurtarma planı üzerinde çalıştığı haberleriyle, dolardaki yükselişe rağmen art arda üçüncü gün yükseldi. ABD ham petrolü 99 dolar 88 sente, Brent petrolü 97 dolar 28 sente kadar çıktı.
Dün ons başına 900 doların üzerine çıkan altın fiyatları, dolar ve borsalardaki yükselişin ardından 825 dolara kadar düştü.
ABD Hazine Bakanı Henry Paulson ve Fed Başkanı Ben Bernanke Lehman Brothers’ın iflasını istemesine ve AIG’ye el konulmasına neden olan likit olmayan varlıklara bir çözüm getirecek bir plan üzerinde çalışacak.
ABD borsalarının yüzde 5’e yaklaşan yükselişleri sonrasında Asya’da da toparlanma görüldü. Tokyo Borsası yüzde 3.76, Hong Kong Borsası yüzde 9.05, Şanghay Borsası yüzde 9.3 yükseldi.
RUSYA BU SEFER DE SERT YÜKSELİŞ NEDENİYLE KAPALI
İki günlük geçici tatilin ardından bugün yeniden açılan Moskova Borsası, MICEX endeksindeki yüzde 18 oranındaki artışın ve RTS endeksinin de yüzde 14’lük artışın ardından, yeniden geçici olarak kapatıldı. Yeniden açılış sonrasında MICEX Endeksi yüzde 23 yükseldi. Ancak TSİ saat 13.13 itibarıyla Rusya’da işlemler bir kez daha durduruldu.
Rusya Başbakanı Vladimir Putin, Rusya’nın siyasi nedenlerle piyasaları kapatma planı olmadığını söyledi. Putin ayrıca Rusya’nın finans sistemini korumak ve rublede istikrarı sürdürmek için yeterli miktarda rezervi olduğunu belirtti.
AVRUPA’DA ARTIŞLAR YÜZDE 8’İN ÜZERİNDE
Avrupa borsalarında yüzde 8’in üzerinde yükselişler var. Londra Borsası’nda yüzde 8, Frankfurt’ta yüzde 4, Paris Borsası’nda 6’nın üzerinde artışlar görülüyor. Avrupa’nın önde gelen 300 şirketinin yer aldığı FTSEurofirst 300 Endeksi de yüzde 6’dan fazla artışta.
Gelişmekte olan piyasalardan Prag, Budapeşte ve Sofya borslarında da yüzde 8’i aşan yükselişler yaşanıyor.
İMKB’DE YÜKSELİŞ ORTALAMANIN ÜZERİNDE
Yurtdışının olumlu seyretmesiyle İMKB de ilk seansta yüzde 8.9 yükseldi. İMKB Ulusal 100 Endeksi 2 bin 870 puan artışla 35 bin 86 puana çıktı. Endeks seans içinde en yüksek 35 bin 123 puanı gördü.
Uluslararası para piyasalarında işler doların lehine gelişiyor. Dolar, ABD hükümetinin kredi krizinin sebeplerinden olan bankaların elindeki yüksek riskli varlıklar hakkında bir plan üzerinde çalıştığı haberleriyle Euro ve yen karşısında değer kazandı. Dün 1,4543’le iki haftanın en yüksek düzeyine çıkan Euro/dolar paritesi bugün 1,4150’ye kadar geriledi. Dolar/yen paritesi ise son bir haftanın en yüksek düzeyi olan 107,74’e kadar çıktı.
DOLAR 1,25’E İNDİ, FAİZLERDE KESKİN DÜŞÜŞ
Dolar yurtiçinde ise düşüşte. Dün piyasalardaki gerilimin artmasıyla 1,2950 YTL ile son 4.5 ayın zirvesine çıkan dolar olumlu havayla düşüşe geçti. Bankalararası piyasada dolar 1,2515’e kadar geriledi.
Dün yüzde 20.17 ile son 1.5 ayın yeniş zirvesini gören gösterge bileşik faiz 1 puandan fazla gerileyerek yüzde 19.12 seviyesine indi.
PETROL YÜKSELDİ, ALTIN DÜŞTÜ
Petrol, ABD ve Nijerya’dan sağlanan arz hakkındaki endişeler ve ABD hükümetinin kapsamlı bir kurtarma planı üzerinde çalıştığı haberleriyle, dolardaki yükselişe rağmen art arda üçüncü gün yükseldi. ABD ham petrolü 99 dolar 88 sente, Brent petrolü 97 dolar 28 sente kadar çıktı.
Dün ons başına 900 doların üzerine çıkan altın fiyatları, dolar ve borsalardaki yükselişin ardından 825 dolara kadar düştü.
19 Eylül 2008 Cuma
Piyasaları önümüzdeki hafta ne bekliyor?
Yaşanan ciddi düşüşlerin ABD, Japonya, İngiltere, Avrupa, Kanada Merkez Bankaları’nı ortak hareket etme kararı aldırması, piyasaya 250 milyar dolar likidite verme kararı, SEC ve FSA’nın açığa satışları yasaklamasının ardından ABD Hazinesi’nin Para Piyasası Fonları için geçici bir garanti programı oluşturması, fonların varlıklarını sigorta edeceği, Fannie Mae ile Freddie Mac tarafından ihraç edilmiş kısa vadeli borçlanma programını satın alacağını açıklaması piyasaların toparlanmasına neden oldu. Son gelişmeler her şeyin düzeldiği anlamına gelmiyor, bilakis global ekonomilerde önümüzdeki günlerde yaşanacakları perdeliyor. Yurtdışında dengelenme çabalarına bağlı olarak IMKB-100 endeksinin kısa vadeli yükseliş trendine girmesi ve 37.200 – 38.500 dirençlerinin test edilmesi mümkün görünmektedir. Fakat, yaşananlara bakarak aşırı iyimserliğe kapılmayı ve yeni pozisyon açmayı tavsiye etmiyoruz. Önümüzdeki günlerde IMKB’nin 32.500 – 38.500 aralığında hareket etmesini bekliyoruz.
16 Eylül 2008 Salı
Dolar 4,5 ayın zirvesinde
BORSA: Günün ilk yarısında 34 binli rakamlarda tutunan borsa ikinci seansta gelen satışlarla bu seviyeyi kırdı. Borsa gün kapanışı yaklaşırken yüzde 4.6 düşüşle 33 bin 500'ün altına sarktı. Günü ise yüzde 3.83 kayıpla 33 bin 736 puandan tamamladı.
DOLAR: Güne 1.27'nin üzerinde başlayan dolar sonrasında 1.27'nin altını denemesine karşın öğleden sonra yönünü yeniden yukarı çevirdi. Dolar 1.2820 YTL'ye kadar çıkarak son 4.5 ayın zirvesine ulaştı.
EURO: Dolara göre daha hızlı bir hareketle 1.8170 YTL'ye tırmandı. Düne göre yüzde 1.8 değer kazandı.
ULUSLARARASI BORSALAR: Sert satışlar global borsaları vurdu. ABD'de yüzde 5'e yaklaşan düşüşlerin ardından Avrupa borsaları da ortalama yüzde 3-4 arasında değer yitirdi.
EURO/DOLAR PARİTESİ: Genelde dar bir bantta hareket etti. Merkez bankalarından gelecek açıklamayı bekleyen parite 1.42'nin hemen üzerinde hareket ediyor.
YURTDIŞINDAN GELEN HABERLER BORSAYI YIKTI
Borsa sabah saatlerinde hafif de olsa bir toparlanma çabası gösterdi ancak bunda başarılı olamadı. Özellikle ikinci seansta Goldman Sachs'ın bilançosunun gelmesi ve şirketin kârındaki yüzde 70'lik düşüş piyasada olumsuz bir hava yarattı. Ayrıca dünyanın en büyük sigorta şirketi olan American İnternational Group (AIG) hakkındaki spekülasyonlar ve şirket hisselerindeki yüzde 50'lik düşüş piyasayı dağıttı.
İMKB 44 binin altına inerken 43 bin 500 bölgesinde dengelenmeye çalıştı. Gün sonunda borsada işlem gören hisse senetleri yüzde 3.83 değer yitirirken kapanış 33 bin 736 puandan gerçekleşti.
Piyasadaki yoğun satış baskısının devam ettiğini belirten uzmanlar, 32 bin 500'lerin borsada önemli destek konumunda bulunduğunu belirtiyor. Uzmanlar, endeksin 32 bin 500 puanı kırmaması durumunda bir toparlanma yaşanacağını, ancak piyasanın asıl rotasını yurtdışının belirleyeceğini ifade ediyor.
Taksim Menkul Değerler Satış ve Pazarlama Bölüm Yönetmeni Cenk Kalım, endeksin bu yıl 32500 seviyesine kadar geri çekildiğini hatırlatarak, 32500 bölgesi ana destek konumunda bulunuyor. Yukarı doğru hareket yaparsa hacimli olarak 35000 hacimli olarak kırılması ve endeksin bu seviyenin üzerinde kapanış yapması gerekiyor dedi.
SİGORTA HİSSELERİ ÇÖKTÜ
Yurtışında AIG hiselerinde yaşanan satış baskısı İMKB'deki sigorta hisselerinde de etkisini gösterdi. Sigorta sektörü endeksi, gelen satışlarla yüzde 6'nın üzerinde değer yitirdi.
EFG İstanbul'dan Analist Mete Yüksel, Sigorta şirketlerinin hemen hemen tamamında bir stratejik ortaklık hikayesi söz konusu. Bu konuda şirketler bazı görüşmeler yapıyordu. Ancak global finans piyasalarındaki mevcut olumsuz koşullar, portföyünde sigorta sektörü hissesi bulunduran yatırımcıları 'ben bu riski şu ortamda taşımak istemiyorum' şeklinde bir algılamaya yönlendirmiş olabilir dedi.
DOLAR 4.5 AYIN ZİRVESİNDE
Dolar güne 1.27 seviyesinin hemen üzerinden başlarken, ikinci seans artan alımlarla 1.2820 YTL'ye kadar tırmandı. 1 Mayıs 2008 tarihinden bu yana en yüksek seviyesine ulaşan dolarda kritik direnç seviyesi olarak 1.30 izleniyor.
Fortisbank Ekonomisti Erkin Işık, dolarda yaşanan hareketle ilgili şunları söyledi:
ABD Merkez Bankası'ndan (FED) olumsuz bir görünüm çıkarsa kurlarda yükseliş devam eder. Ancak önceki dönemlerde böyle sert çıkışlarda yerli yatırımcıların satışa geçtiğini gördük. Bunun da yeni likidite getirerek yükselişlerin hızını kestiğini izledik. Yine böyle bir hareket görülebilir. Yerli tarafından satış gelirse yükselişin hızı kesilir. Ama yurtdışındaki olumsuzluklar sürerse, duraklama geçici olur, kurlar sonrasında yükselir.
GOLDMAN'IN KÂRINDA BÜYÜK DÜŞÜŞ
ABD'li yatırım bankası Goldman Sachs'ın üçüncü çeyrek karı yüzde 71 düştü. Goldman Sachs, 29 Ağustos'ta sona eren çeyrek itibariyle 845 milyon dolar (hisse başına 1.81 dolar) kar ettiğini açıkladı. Banka geçen yıl aynı dönemde 2,85 milyar dolar (hisse başına 6,13 dolar) kar etmişti.
Lehman Brothers ve Bear Stearns'ın iflas etmesi, Merrill Lynch'in Bank of America'ya satılmasının ardından, Wall Street'te önemli yatırım bankaları olarak geriye Goldman Sachs ve Morgan Stanley kaldı.
DOLAR: Güne 1.27'nin üzerinde başlayan dolar sonrasında 1.27'nin altını denemesine karşın öğleden sonra yönünü yeniden yukarı çevirdi. Dolar 1.2820 YTL'ye kadar çıkarak son 4.5 ayın zirvesine ulaştı.
EURO: Dolara göre daha hızlı bir hareketle 1.8170 YTL'ye tırmandı. Düne göre yüzde 1.8 değer kazandı.
ULUSLARARASI BORSALAR: Sert satışlar global borsaları vurdu. ABD'de yüzde 5'e yaklaşan düşüşlerin ardından Avrupa borsaları da ortalama yüzde 3-4 arasında değer yitirdi.
EURO/DOLAR PARİTESİ: Genelde dar bir bantta hareket etti. Merkez bankalarından gelecek açıklamayı bekleyen parite 1.42'nin hemen üzerinde hareket ediyor.
YURTDIŞINDAN GELEN HABERLER BORSAYI YIKTI
Borsa sabah saatlerinde hafif de olsa bir toparlanma çabası gösterdi ancak bunda başarılı olamadı. Özellikle ikinci seansta Goldman Sachs'ın bilançosunun gelmesi ve şirketin kârındaki yüzde 70'lik düşüş piyasada olumsuz bir hava yarattı. Ayrıca dünyanın en büyük sigorta şirketi olan American İnternational Group (AIG) hakkındaki spekülasyonlar ve şirket hisselerindeki yüzde 50'lik düşüş piyasayı dağıttı.
İMKB 44 binin altına inerken 43 bin 500 bölgesinde dengelenmeye çalıştı. Gün sonunda borsada işlem gören hisse senetleri yüzde 3.83 değer yitirirken kapanış 33 bin 736 puandan gerçekleşti.
Piyasadaki yoğun satış baskısının devam ettiğini belirten uzmanlar, 32 bin 500'lerin borsada önemli destek konumunda bulunduğunu belirtiyor. Uzmanlar, endeksin 32 bin 500 puanı kırmaması durumunda bir toparlanma yaşanacağını, ancak piyasanın asıl rotasını yurtdışının belirleyeceğini ifade ediyor.
Taksim Menkul Değerler Satış ve Pazarlama Bölüm Yönetmeni Cenk Kalım, endeksin bu yıl 32500 seviyesine kadar geri çekildiğini hatırlatarak, 32500 bölgesi ana destek konumunda bulunuyor. Yukarı doğru hareket yaparsa hacimli olarak 35000 hacimli olarak kırılması ve endeksin bu seviyenin üzerinde kapanış yapması gerekiyor dedi.
SİGORTA HİSSELERİ ÇÖKTÜ
Yurtışında AIG hiselerinde yaşanan satış baskısı İMKB'deki sigorta hisselerinde de etkisini gösterdi. Sigorta sektörü endeksi, gelen satışlarla yüzde 6'nın üzerinde değer yitirdi.
EFG İstanbul'dan Analist Mete Yüksel, Sigorta şirketlerinin hemen hemen tamamında bir stratejik ortaklık hikayesi söz konusu. Bu konuda şirketler bazı görüşmeler yapıyordu. Ancak global finans piyasalarındaki mevcut olumsuz koşullar, portföyünde sigorta sektörü hissesi bulunduran yatırımcıları 'ben bu riski şu ortamda taşımak istemiyorum' şeklinde bir algılamaya yönlendirmiş olabilir dedi.
DOLAR 4.5 AYIN ZİRVESİNDE
Dolar güne 1.27 seviyesinin hemen üzerinden başlarken, ikinci seans artan alımlarla 1.2820 YTL'ye kadar tırmandı. 1 Mayıs 2008 tarihinden bu yana en yüksek seviyesine ulaşan dolarda kritik direnç seviyesi olarak 1.30 izleniyor.
Fortisbank Ekonomisti Erkin Işık, dolarda yaşanan hareketle ilgili şunları söyledi:
ABD Merkez Bankası'ndan (FED) olumsuz bir görünüm çıkarsa kurlarda yükseliş devam eder. Ancak önceki dönemlerde böyle sert çıkışlarda yerli yatırımcıların satışa geçtiğini gördük. Bunun da yeni likidite getirerek yükselişlerin hızını kestiğini izledik. Yine böyle bir hareket görülebilir. Yerli tarafından satış gelirse yükselişin hızı kesilir. Ama yurtdışındaki olumsuzluklar sürerse, duraklama geçici olur, kurlar sonrasında yükselir.
GOLDMAN'IN KÂRINDA BÜYÜK DÜŞÜŞ
ABD'li yatırım bankası Goldman Sachs'ın üçüncü çeyrek karı yüzde 71 düştü. Goldman Sachs, 29 Ağustos'ta sona eren çeyrek itibariyle 845 milyon dolar (hisse başına 1.81 dolar) kar ettiğini açıkladı. Banka geçen yıl aynı dönemde 2,85 milyar dolar (hisse başına 6,13 dolar) kar etmişti.
Lehman Brothers ve Bear Stearns'ın iflas etmesi, Merrill Lynch'in Bank of America'ya satılmasının ardından, Wall Street'te önemli yatırım bankaları olarak geriye Goldman Sachs ve Morgan Stanley kaldı.
Piyasaların gözü Fed’de
Lehman Brothers’ın kurtarıcı bulamayarak iflas başvurusunda bulunmak zorunda kalması, ABD Merkez Bankası Fed’in bugünkü toplantısında faizi çeyrek puan indirebileceği beklentisine yol açtı. Vadeli işlemlerde Fed’in faizi çeyrek puan indirme olasılığı da fiyatlandırılıyor. Fed’in, bugün faiz indirmese de, bir sonraki faiz hareketinin artırım değil indirim olacağına işaret eden bir açıklama yapması bekleniyor.
Fed son iki toplantısında faizleri değiştirmemiş ve açıklamalarında, büyümenin yanı sıra, artan enerji ve emtia fiyatlarının yarattığı enflasyon baskısı nedeniyle endişeli olduğunu belirterek enflasyon riskini vurgulamıştı. Ancak ikinci çeyrekte toparlanmaya başlayan ABD ekonomisi, üçüncü çeyrekle birlikte daha da zayıflamaya başladı.
OLUMSUZ SİNYALLER LEHMAN ÖNCESİNDE GELDİ
ABD ekonomisinden olumsuz sinyaller Lehman’ın çöküşü öncesinde gelmeye başladı. İşsizlik oranı Ağustos’ta yüzde 6.1’e çıkarak yaklaşık son beş yılın en yüksek düzeyine çıktı. Ağustos’ta perakende satışlar beklenmedik bir şekilde yüzde 0.3 düştü. Reuters, ABD’li şirketlerin üçüncü çeyrek kârlarının yatay seyredeceğini öngörüyor. Diğer yandan ABD dışı ekonomilerin de zayıfladığı yönündeki işaretlerin artması, ABD’nin ihracatının da baskı altında kalabileceğini gösteriyor.
Ekonomideki zayıflık belirtilerinin yanı sıra, petrol fiyatlarının Temmuz’da kırdığı rekordan bu yana yüzde 30’un üzerinde düşmesi, enflasyon endişelerini azaltıyor. Bu durumda Fed’in faiz açıklamasında enflasyon yerine büyümeyle ilgili riskleri ön plana çıkarması muhtemel.
ENFLASYON MU, BÜYÜME Mİ?
San Francisco Fed Başkanı Janet Yellen’ın bir açıklaması, Fed’in halen enflasyondan çok büyüme konusunda endişeli olduğunu gösteriyor. Yellen Eylül başında yaptığı bir konuşmada, enflasyonun görünümünde bir değişim olduğuna dikkat çekerek, enflasyonun kayda değer bir şekilde düşeceğine inandığını söylemişti.
Fed son iki toplantısında faizleri değiştirmemiş ve açıklamalarında, büyümenin yanı sıra, artan enerji ve emtia fiyatlarının yarattığı enflasyon baskısı nedeniyle endişeli olduğunu belirterek enflasyon riskini vurgulamıştı. Ancak ikinci çeyrekte toparlanmaya başlayan ABD ekonomisi, üçüncü çeyrekle birlikte daha da zayıflamaya başladı.
OLUMSUZ SİNYALLER LEHMAN ÖNCESİNDE GELDİ
ABD ekonomisinden olumsuz sinyaller Lehman’ın çöküşü öncesinde gelmeye başladı. İşsizlik oranı Ağustos’ta yüzde 6.1’e çıkarak yaklaşık son beş yılın en yüksek düzeyine çıktı. Ağustos’ta perakende satışlar beklenmedik bir şekilde yüzde 0.3 düştü. Reuters, ABD’li şirketlerin üçüncü çeyrek kârlarının yatay seyredeceğini öngörüyor. Diğer yandan ABD dışı ekonomilerin de zayıfladığı yönündeki işaretlerin artması, ABD’nin ihracatının da baskı altında kalabileceğini gösteriyor.
Ekonomideki zayıflık belirtilerinin yanı sıra, petrol fiyatlarının Temmuz’da kırdığı rekordan bu yana yüzde 30’un üzerinde düşmesi, enflasyon endişelerini azaltıyor. Bu durumda Fed’in faiz açıklamasında enflasyon yerine büyümeyle ilgili riskleri ön plana çıkarması muhtemel.
ENFLASYON MU, BÜYÜME Mİ?
San Francisco Fed Başkanı Janet Yellen’ın bir açıklaması, Fed’in halen enflasyondan çok büyüme konusunda endişeli olduğunu gösteriyor. Yellen Eylül başında yaptığı bir konuşmada, enflasyonun görünümünde bir değişim olduğuna dikkat çekerek, enflasyonun kayda değer bir şekilde düşeceğine inandığını söylemişti.
Dolar kritik seviyede kırılırsa çıkış hızlanabilir
Global piyasalardaki çalkantılı ortamda Lehman Brothers’ın haftanın hemen başlangıcında iflas başvurusunda bulunması, bankalararası dolar/YTL kotasyonlarını dünkü işlemlerde 1.2425’ten 1.2650’e sıçrattı.
Lehman’ın hemen ardından gözlerin bir süredir sermaye arayışında olan sigortacılık devi AIG’e çevrilmesi ve yeni şirket iflaslarının yaşanabileceği endişeleriyle bugüne başlangıç da 1.2685-1.2715’e doğru yükselişin devamıyla oluşurken, gün bazında 1.2575-1.2825 bandının etkili olabileceği düşünülüyor.
Mevcut momentumun ivme kazanmaması açısından haftalık bazda 1.2750’nin aşılmaması önemli olmayı sürdürürken, aksi halde bu seviyenin üzerinde kalıcılık sağlanması durumunda, doların önümüzdeki 3-6 aylık dönemde 1.3500-1.4000’ı hedef yapacağı vurgulanıyor.
İstanbul serbest piyasada dolar 1,2750 YTL, avro 1,8130 YTL'den güne başladı.
Kapalıçarşı'da 1,2730 YTL'den alınan dolar 1,2750 YTL'den satılıyor. 1,8110 YTL'den alınan avronun satış fiyatı ise 1,8130 YTL olarak belirlendi.
Serbest piyasada dünkü kapanışta doların satış fiyatı 1,2640 YTL, avronun satış fiyatı ise 1,7890 YTL olmuştu.
Bankalararası piyasada dolar kotasyonlarında alışta en düşük fiyat 1,2690 YTL, en yüksek fiyat 1,2735 YTL, satışta en düşük fiyat 1,2745 YTL, en yüksek fiyat 1,2800 YTL düzeyinde bulunuyor.
Uluslararası piyasalarda avro-dolar paritesi 1,4258, sterlin-dolar paritesi 1,7968, yen-dolar paritesi ise 104,24 düzeyinde seyrediyor.
PARİTE
ABD piyasalarında özellikle finans şirketlerine yönelik etkili olan endişeler dün paritenin haftaya 1.4400’e doğru yükseliş yapmasını sağlarken, daha sonra ise gün içerisindeki dengelenme ağırlıklı olarak 1.4200-1.4250 aralığında sağlandı.
Bunda ise muhtemelen ABD’li şirketlerde yaşanan iflasların, bir süre sonra bu şirketlerin hisselerine veya ihraç etmiş oldukları tahvillere sahip olan Avrupalı yatırım bankalarını da etki altına alacağı tedirginliği etkili oldu.
ABD’de açıklanan datalar (zayıf gelen NY Bölgesi İmalat Endeksi, sanayi üretimi ve kapasite kullanımı) ekonomide de kötü görünümün devam ettiğini ortaya koyarken, buna bağlı olarak paritede 1.4140-1.4460 bandının üst seviyesine doğru potansiyelin korunacağı tahmin ediliyor.
Lehman’ın hemen ardından gözlerin bir süredir sermaye arayışında olan sigortacılık devi AIG’e çevrilmesi ve yeni şirket iflaslarının yaşanabileceği endişeleriyle bugüne başlangıç da 1.2685-1.2715’e doğru yükselişin devamıyla oluşurken, gün bazında 1.2575-1.2825 bandının etkili olabileceği düşünülüyor.
Mevcut momentumun ivme kazanmaması açısından haftalık bazda 1.2750’nin aşılmaması önemli olmayı sürdürürken, aksi halde bu seviyenin üzerinde kalıcılık sağlanması durumunda, doların önümüzdeki 3-6 aylık dönemde 1.3500-1.4000’ı hedef yapacağı vurgulanıyor.
İstanbul serbest piyasada dolar 1,2750 YTL, avro 1,8130 YTL'den güne başladı.
Kapalıçarşı'da 1,2730 YTL'den alınan dolar 1,2750 YTL'den satılıyor. 1,8110 YTL'den alınan avronun satış fiyatı ise 1,8130 YTL olarak belirlendi.
Serbest piyasada dünkü kapanışta doların satış fiyatı 1,2640 YTL, avronun satış fiyatı ise 1,7890 YTL olmuştu.
Bankalararası piyasada dolar kotasyonlarında alışta en düşük fiyat 1,2690 YTL, en yüksek fiyat 1,2735 YTL, satışta en düşük fiyat 1,2745 YTL, en yüksek fiyat 1,2800 YTL düzeyinde bulunuyor.
Uluslararası piyasalarda avro-dolar paritesi 1,4258, sterlin-dolar paritesi 1,7968, yen-dolar paritesi ise 104,24 düzeyinde seyrediyor.
PARİTE
ABD piyasalarında özellikle finans şirketlerine yönelik etkili olan endişeler dün paritenin haftaya 1.4400’e doğru yükseliş yapmasını sağlarken, daha sonra ise gün içerisindeki dengelenme ağırlıklı olarak 1.4200-1.4250 aralığında sağlandı.
Bunda ise muhtemelen ABD’li şirketlerde yaşanan iflasların, bir süre sonra bu şirketlerin hisselerine veya ihraç etmiş oldukları tahvillere sahip olan Avrupalı yatırım bankalarını da etki altına alacağı tedirginliği etkili oldu.
ABD’de açıklanan datalar (zayıf gelen NY Bölgesi İmalat Endeksi, sanayi üretimi ve kapasite kullanımı) ekonomide de kötü görünümün devam ettiğini ortaya koyarken, buna bağlı olarak paritede 1.4140-1.4460 bandının üst seviyesine doğru potansiyelin korunacağı tahmin ediliyor.
12 Eylül 2008 Cuma
Borsa'da tepki alımları sınırlı kalıyor
İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB), güne bir miktar tepki alımıyla başladı.
Güney Kore Kalkınma Bankası'nın Lehman Brothers'tan vazgeçmesi sonrasında piyasalarda yaşanan ciddi satış dalgası sonrasında Lehman'ın çeşitli alıcılarla görüştüğüne ilişkin çıkan haberler ABD'nin biraz toparlanmasını sağlarken, Asya ve Uzakdoğu borsalarının da artış gösterdiği gözlemlendi. Dow Jones sanayi endeksi 164.79 puan yükselerek 11.433,71 puana çıkarken, Nasdaq teknoloji endeksi 29.52 puan kazanarak günü 2.258,22 puandan kapattı.
Washington Post Gazetesi'nin haberine göre FED ve ABD Hazine Bakanlığı Lehman Brothers'ın bir grup özel şirkete satışına aracılık için görüşme yapıyorlar.
WP'nin konuya yakın kaynaklara dayandırdığı haberine göre, Lehman satışına ilişkin anlaşma Pazartesi günü Asya piyasaları açılmadan tamamlanacak. Haberde, alıcı şirketlerin adlarına yer verilmedi.
Açılışta gelen alımlarla 38160 seviyesine yükselen endeks, yükselişin sınırlı kalmasıyla birlikte yeniden 37300 seviyesine geriledi. Bu seviyede yeniden alımlarla karşılanan ve 38000 seviyesine yönelen Bileşik Endeks, ilk seansı 37869.17 puan ile (yüzde 1.29) 481.04 puan artıda tamamladı.
Birinci seansta işlem hacmi 636.929.124 YTL olarak gerçekleşti.
Bugün ABD'de açıklanacak Üretici Fiyatları Endeksi (beklenti -0.4 yüzde), Perakende Satışlar (beklenti +0.2 yüzde) verisi piyasalar tarafından yakından izlenecek datalar olarak öne çıkıyor.
Güney Kore Kalkınma Bankası'nın Lehman Brothers'tan vazgeçmesi sonrasında piyasalarda yaşanan ciddi satış dalgası sonrasında Lehman'ın çeşitli alıcılarla görüştüğüne ilişkin çıkan haberler ABD'nin biraz toparlanmasını sağlarken, Asya ve Uzakdoğu borsalarının da artış gösterdiği gözlemlendi. Dow Jones sanayi endeksi 164.79 puan yükselerek 11.433,71 puana çıkarken, Nasdaq teknoloji endeksi 29.52 puan kazanarak günü 2.258,22 puandan kapattı.
Washington Post Gazetesi'nin haberine göre FED ve ABD Hazine Bakanlığı Lehman Brothers'ın bir grup özel şirkete satışına aracılık için görüşme yapıyorlar.
WP'nin konuya yakın kaynaklara dayandırdığı haberine göre, Lehman satışına ilişkin anlaşma Pazartesi günü Asya piyasaları açılmadan tamamlanacak. Haberde, alıcı şirketlerin adlarına yer verilmedi.
Açılışta gelen alımlarla 38160 seviyesine yükselen endeks, yükselişin sınırlı kalmasıyla birlikte yeniden 37300 seviyesine geriledi. Bu seviyede yeniden alımlarla karşılanan ve 38000 seviyesine yönelen Bileşik Endeks, ilk seansı 37869.17 puan ile (yüzde 1.29) 481.04 puan artıda tamamladı.
Birinci seansta işlem hacmi 636.929.124 YTL olarak gerçekleşti.
Bugün ABD'de açıklanacak Üretici Fiyatları Endeksi (beklenti -0.4 yüzde), Perakende Satışlar (beklenti +0.2 yüzde) verisi piyasalar tarafından yakından izlenecek datalar olarak öne çıkıyor.
11 Eylül 2008 Perşembe
Dolardaki yükseliş devam eder mi?
Hafta başından bu yana yükselen dolar, "Yeniden gözde yatırım araçları arasına mı giriyor?" sorusunu gündeme getirdi. Ancak uzmanlar, pek çok kimsenin merak ettiği bu soruya şimdiden 'evet' demenin zor olduğunu ifade ediyor. Dolardaki artışın altında, Merkez Bankası'ndan gelen faiz indirimi sinyalleri ile değer kaybetmeye devam eden petrol fiyatlarının önemli rol oynadığını düşünüyorlar.
Altın ve döviz piyasası uzmanlarından Mehmet Ali Yıldırımtürk, ibrenin dolar lehine dönmesinde, Hazine itfasından çıkan paranın dövize yönelmesinin de rolü olduğunu vurguluyor.
Tera Menkul Değerler'den Ersagun Şimşek ise cari açığa dikkat çekiyor: "Büyümedeki sıkıntılar yabancıda 'cari açığın finansmanında sıkıntı yaşanabilir mi?' endişesine yol açtı."
Uzun süredir ipotekli konut finansmanı sistemindeki büyük çöküntünün ABD ekonomisindeki yansımalarıyla ilgili gelen haberlerle dalgalı seyreden dolar, 4 Ağustos'ta 1,1495 YTL'ye kadar düştü. Ardından ABD ve Avrupa'dan gelen sinyaller çerçevesinde yükseldi ve 29 Haziran'da 1,17 YTL'den yukarıya doğru yelken açtı. Ancak 8 Eylül'de ABD Hazinesi'nin iki mortgage devi Fannie May ile Freddie Mac'e el koyduğu haberi rüzgarı bir anda tersine çevirdi. Dolar hafta başında 1,23'ten 1,2165'e düştü. Faktat bu gerileme uzun sürmedi.
Türkiye'nin ikinci çeyrekteki yüzde 1,9'luk şok büyüme rakamı, 98 dolara kadar düşen petrol fiyatları ve faiz indirimi beklentisi doları yeniden gözde haline getirdi. YTL, bugün dolar karşısında üç ay öncesine döndü. Dolar/YTL kotasyonları en son 13 Haziran'da 1,2580 YTL seviyesinden işlem görmüştü.
"1,24 İLE 1,26 YTL ARASINDA GİDER-GELİR"
Dolar, son üç günde gösterdiği performans ile 1,2580 YTL'ye yükselirken, Kapalı Çarşı döviz piyasası da hareketlendi. Döviz piyasası uzmanlarından Mehmet Ali Yıldırımtürk, doların kırılma noktasını 1,2650 YTL olarak görüyor. Öncelikle bu tutarın test edileceğini aktaran Yıldırımtürk, "Bir süre 1,24 ile 1,26 YTL arasında gidip geleceğini tahmin ediyorum. Şu sıralar 1,26'dan işlem görüyor. Öğleden sonra satış gelebilir. Bu kadar hızlı gerileme kâr satışları getirebilir." değerlendirmesinde bulundu. Dolar, Euro paritesi konusundaki öngörüsü ise 1,40 ile 1,42 arasında değişeği şeklinde. ABD'li martgage devlerinin 'kurtarılma' haberinin dünya piyasalarında olumlu bir dalgaya yol açtığını ifade eden Yıldırımtürk, "Şimdi finansal krizin Avrupa ekonomilerini teslim aldığı ve bu ülkeleri büyüme sıkıntısı sardığı konuşuluyor. Pek çok
banka, ABD'deki gibi ipotekli finansman krizi baskısı altında. Avrupa merkez bankaları faizi artırmak konusunda hassas. Ama sistem buna zorluyor. Paritede ABD'den gelen veriler etkili olacak" ifadelerini kullanıyor.
"FAİZ İNDİRİMİ BEKLENTİSİ SATIN ALINIYOR"
Tera Menkul Değerler'den Eersagun Şimşek ise yabancı etkisine vurgu yapıyor. Yabancı yatırımcıda, büyümedeki son sinyal yüzünden "Cari açığın finansmanında sıkıntı yaşanabilir." endişesi doğduğunu aktaran Şimşek, "YTL'nin değer kaybındaki bir diğer önemki faktör, petrol fiyatındaki düşüş. 1980'den bu yana dolar ve petrolün fiyatı birbirine ters yönde hareket etmiş. Faiz indirimi beklentisini de unutmamak gerek" diyor.
Yüzde 1,9 gelen ikinci çeyrek büyümenin faiz indirimi konusunda soru işaretlerine yol açtığını belirtirken de şu değerlendirmeleri yapıyor: "Cari açığın finansmanında bir sıkıntı olmaycağını düşünüyorum. Büyüme de üçüncü çeyrekte toparlanır ve yüzde 4,5 seviyesine gelir. Dolasısıyla doların YTL karşısındaki sert yükselişinin devam edeceğini zannetmiyorum. Ancak faiz indirimi YTL'den den çıkışı hızlandırır. Şimdi piyasa bu konudaki indirim beklentisini satın alıyor."
Altın ve döviz piyasası uzmanlarından Mehmet Ali Yıldırımtürk, ibrenin dolar lehine dönmesinde, Hazine itfasından çıkan paranın dövize yönelmesinin de rolü olduğunu vurguluyor.
Tera Menkul Değerler'den Ersagun Şimşek ise cari açığa dikkat çekiyor: "Büyümedeki sıkıntılar yabancıda 'cari açığın finansmanında sıkıntı yaşanabilir mi?' endişesine yol açtı."
Uzun süredir ipotekli konut finansmanı sistemindeki büyük çöküntünün ABD ekonomisindeki yansımalarıyla ilgili gelen haberlerle dalgalı seyreden dolar, 4 Ağustos'ta 1,1495 YTL'ye kadar düştü. Ardından ABD ve Avrupa'dan gelen sinyaller çerçevesinde yükseldi ve 29 Haziran'da 1,17 YTL'den yukarıya doğru yelken açtı. Ancak 8 Eylül'de ABD Hazinesi'nin iki mortgage devi Fannie May ile Freddie Mac'e el koyduğu haberi rüzgarı bir anda tersine çevirdi. Dolar hafta başında 1,23'ten 1,2165'e düştü. Faktat bu gerileme uzun sürmedi.
Türkiye'nin ikinci çeyrekteki yüzde 1,9'luk şok büyüme rakamı, 98 dolara kadar düşen petrol fiyatları ve faiz indirimi beklentisi doları yeniden gözde haline getirdi. YTL, bugün dolar karşısında üç ay öncesine döndü. Dolar/YTL kotasyonları en son 13 Haziran'da 1,2580 YTL seviyesinden işlem görmüştü.
"1,24 İLE 1,26 YTL ARASINDA GİDER-GELİR"
Dolar, son üç günde gösterdiği performans ile 1,2580 YTL'ye yükselirken, Kapalı Çarşı döviz piyasası da hareketlendi. Döviz piyasası uzmanlarından Mehmet Ali Yıldırımtürk, doların kırılma noktasını 1,2650 YTL olarak görüyor. Öncelikle bu tutarın test edileceğini aktaran Yıldırımtürk, "Bir süre 1,24 ile 1,26 YTL arasında gidip geleceğini tahmin ediyorum. Şu sıralar 1,26'dan işlem görüyor. Öğleden sonra satış gelebilir. Bu kadar hızlı gerileme kâr satışları getirebilir." değerlendirmesinde bulundu. Dolar, Euro paritesi konusundaki öngörüsü ise 1,40 ile 1,42 arasında değişeği şeklinde. ABD'li martgage devlerinin 'kurtarılma' haberinin dünya piyasalarında olumlu bir dalgaya yol açtığını ifade eden Yıldırımtürk, "Şimdi finansal krizin Avrupa ekonomilerini teslim aldığı ve bu ülkeleri büyüme sıkıntısı sardığı konuşuluyor. Pek çok
banka, ABD'deki gibi ipotekli finansman krizi baskısı altında. Avrupa merkez bankaları faizi artırmak konusunda hassas. Ama sistem buna zorluyor. Paritede ABD'den gelen veriler etkili olacak" ifadelerini kullanıyor.
"FAİZ İNDİRİMİ BEKLENTİSİ SATIN ALINIYOR"
Tera Menkul Değerler'den Eersagun Şimşek ise yabancı etkisine vurgu yapıyor. Yabancı yatırımcıda, büyümedeki son sinyal yüzünden "Cari açığın finansmanında sıkıntı yaşanabilir." endişesi doğduğunu aktaran Şimşek, "YTL'nin değer kaybındaki bir diğer önemki faktör, petrol fiyatındaki düşüş. 1980'den bu yana dolar ve petrolün fiyatı birbirine ters yönde hareket etmiş. Faiz indirimi beklentisini de unutmamak gerek" diyor.
Yüzde 1,9 gelen ikinci çeyrek büyümenin faiz indirimi konusunda soru işaretlerine yol açtığını belirtirken de şu değerlendirmeleri yapıyor: "Cari açığın finansmanında bir sıkıntı olmaycağını düşünüyorum. Büyüme de üçüncü çeyrekte toparlanır ve yüzde 4,5 seviyesine gelir. Dolasısıyla doların YTL karşısındaki sert yükselişinin devam edeceğini zannetmiyorum. Ancak faiz indirimi YTL'den den çıkışı hızlandırır. Şimdi piyasa bu konudaki indirim beklentisini satın alıyor."
Borsa düşüyor, dolar yükselişte
İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB), yoğun satıcılı bir gün geçirdi.
İkinci seansta satış ağırlıklı seyrini sürdüren ve 38000 destek seviyesinin de altına sarkarak en düşük 37143 puanı gören İMKB 100 Endeksi günü 37388.13 puan ile (yüzde 4.85) 1906.83 puan ekside tamamladı.
Günün ikinci yarısında 830.081.279 YTL olan işlem hacmi, toplamda 1.322.362.307 YTL olarak gerçekleşti.
İkinci seansta satış ağırlıklı seyrini sürdüren ve 38000 destek seviyesinin de altına sarkarak en düşük 37143 puanı gören İMKB 100 Endeksi günü 37388.13 puan ile (yüzde 4.85) 1906.83 puan ekside tamamladı.
Günün ikinci yarısında 830.081.279 YTL olan işlem hacmi, toplamda 1.322.362.307 YTL olarak gerçekleşti.
Yapı Kredi'den enerjiye 110 milyon euro kredi
Yapı Kredi Bankası, Bilgin Enerji Yatırım Holding'in rüzgar enerji santrali (RES) projesi için 110 milyon euro finansman kredisi sağladı. Yapı Kredi'den dün yapılan açıklamada, Holding'in 90 megavat (MW) kurulu güce sahip üçüncü RES projesinde kullanılmak üzere Bergama Rüzgar Enerji Üretim Santraline 110 milyon euro tutarında, 2 yılı geri ödemesiz toplam 12 yıllık proje finansman kredisi sağlandığı bildirildi. Kredi sözleşmesi için düzenlenen imza törenine Yapı Kredi Murahhas Üyesi ve Genel Müdürü Tayfun Bayazıt, Murahhas Üye Alessandro Decio, Risk Yönetimi Başkanı Güray Alpkaya ve Ticari Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı Mert Güvenen ile Bilgin Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Vehbi Bilgin ve Yönetim Kurulu Üyesi Tolga Bilgin'in katıldığı kaydedildi.
Enerjiye destek sürecek
Yapı Kredi Bankası'nın enerji projeleri finansmanında çok deneyimli ve iddialı olduğunu belirten Yapı Kredi Genel Müdürü Tayfun Bayazıt, Türkiye için çok önemli olan enerji sektörü adına gerçekleştirilecek projeye katkı sağlamaktan dolayı gurur duyduklarını söyledi. Bayazıt, "RES ve buna benzer diğer projeler, ülkenin enerji açısından dışa bağımlılığını azaltacak ve istihdam alanı sağlayacaktır. Yapı Kredi olarak RES projesi gibi çevreye, sosyal ve ekonomik alanlara olumlu katkılar sağlayacak her türlü çalışmaya her zaman destek vermeye devam edeceğiz" dedi.
Verilen bilgiye göre, Bilgin Grubu'nun İzmir Bergama'da inşa edeceği RES projesi, 2,5 megavatlık toplam 36 türbinden oluşacak. İlk 18 türbinin 2009 yılı sonunda, kalan 18 türbinin ise 2010'un ilk yarısında devreye girmesi ve 315 milyon GwH (gigawatsaat) üzerinde üretim yapması planlanıyor. Bu enerji üretimi ile, 200 bin nüfuslu orta boy bir vilayetin tüm elektrik ihtiyacı karşılanabilecek. Ayrıca yılda 220 bin ton karbon emisyonunun salınımı engellenebilecek.
Enerjiye destek sürecek
Yapı Kredi Bankası'nın enerji projeleri finansmanında çok deneyimli ve iddialı olduğunu belirten Yapı Kredi Genel Müdürü Tayfun Bayazıt, Türkiye için çok önemli olan enerji sektörü adına gerçekleştirilecek projeye katkı sağlamaktan dolayı gurur duyduklarını söyledi. Bayazıt, "RES ve buna benzer diğer projeler, ülkenin enerji açısından dışa bağımlılığını azaltacak ve istihdam alanı sağlayacaktır. Yapı Kredi olarak RES projesi gibi çevreye, sosyal ve ekonomik alanlara olumlu katkılar sağlayacak her türlü çalışmaya her zaman destek vermeye devam edeceğiz" dedi.
Verilen bilgiye göre, Bilgin Grubu'nun İzmir Bergama'da inşa edeceği RES projesi, 2,5 megavatlık toplam 36 türbinden oluşacak. İlk 18 türbinin 2009 yılı sonunda, kalan 18 türbinin ise 2010'un ilk yarısında devreye girmesi ve 315 milyon GwH (gigawatsaat) üzerinde üretim yapması planlanıyor. Bu enerji üretimi ile, 200 bin nüfuslu orta boy bir vilayetin tüm elektrik ihtiyacı karşılanabilecek. Ayrıca yılda 220 bin ton karbon emisyonunun salınımı engellenebilecek.
Etiketler:
Yapı Kredi
10 Eylül 2008 Çarşamba
Cari açık 7 ayda yüzde 42,5 arttı
2008 yılının Temmuz ayında cari açık, bir önceki yılın aynı ayıyla karşılaştırıldığında yüzde 43,4 oranında artarak 2 milyar 871 milyon ABD Doları'ndan 4 milyar 117 milyon ABD Doları'na yükseldi. Piyasalarda beklenti 4.57 milyar dolar açık olacağı yönündeydi.
TCMB'den yapılan açıklamaya göre, alt kalemler itibariyle incelendiğinde, ödemeler dengesindeki dış ticaret açığı bu yılın Temmuz ayında bir önceki yılın aynı ayına oranla yüzde 32,6 artarak 6.480 milyon ABD Doları'na, hizmetler dengesi kaleminden kaynaklanan net gelirler yüzde 26,2 oranında artarak 2.618 milyon ABD Doları'na ve gelir dengesi kaleminden kaynaklanan net giderler yüzde 7,2 artarak 464 milyon ABD Doları'na yükseldi. Öte yandan, aynı dönemde cari transferlerden kaynaklanan girişlerin yüzde 44 oranında azalarak 209 milyon ABD Doları'na düştüğü gözlemlendi.
Bu gelişmeler sonucunda 2008 yılının Ocak-Temmuz döneminde cari açık, bir önceki yılın aynı dönemiyle karşılaştırıldığında yüzde 42,5 oranında artmış ve 22 milyar 140 milyon ABD Doları'ndan 31 milyar 554 milyon ABD Doları'na yükseldi.
Açıklamada şu bilgiler verildi:
"Dış Ticaret Dengesi
2008 yılı Ocak-Temmuz dönemi verilerine göre ödemeler dengesi tablosundaki dış ticaret dengesi, bir önceki yılın aynı dönemine oranla yüzde 39,6 artarak 35.249 milyon ABD Doları tutarında açık vermiştir. 2008 yılının yedi aylık dönemi alt kalemler itibariyle incelendiğinde, altın dahil ithalat (CIF) harcamalarının bir önceki yıla oranla yüzde 36,6 oranında artarak 126.380 milyon ABD Doları'na ulaştığı ihracat (FOB) gelirlerinin yüzde 39 oranında artarak 81.397 milyon ABD Doları'na ve tahmini bavul ticareti gelirlerinin ise yüzde 4,7 oranında azalarak 3.232 milyon ABD Doları'na ulaştığı görülmektedir.
Hizmetler Dengesi
Temmuz ayı tahmini veriler olmak üzere, 2008 yılının yedi aylık döneminde turizm gelirleri bir önceki yılın aynı dönemine oranla yüzde 23,7 artarak 10.483 milyon ABD Doları'na, turizm giderleri de yüzde 9,9 artarak 2.126 milyon ABD Doları'na yükselmiştir. Bunun sonucunda söz konusu dönemde, net turizm gelirleri yüzde 27,8 oranında artarak 8.357 milyon ABD Doları olarak gerçekleşmiştir.
Hizmetler başlığının diğer önemli bir kalemi olan taşımacılık kaleminde 2007 yılının yedi aylık döneminde 32 milyon ABD Doları net giriş olmuşken, bu yılın Ocak-Temmuz döneminde 334 milyon ABD Doları tutarında net çıkış gerçekleşmiştir. İçinde bulunduğumuz yıl için taşımacılık kalemi alt kalemler itibariyle incelendiğinde, navlun kaleminde bir önceki yılın aynı dönemine oranla yüzde 49,7’lik artışla 1.916 milyon ABD Doları net çıkış diğer taşımacılık kaleminde ise yüzde 20,6 oranında artışla 1.582 milyon ABD Doları tutarında net giriş gerçekleşmiştir.
Yurtiçinde yerleşik inşaat şirketlerinin yurtdışında gerçekleştirdikleri inşaat hizmetlerinden kaynaklanan net döviz girişi, 2007 yılının Ocak-Temmuz dönemine oranla yüzde 17,3 artarak 563 milyon ABD Doları olmuştur.
Yurtdışında yerleşik kişilerle gerçekleştirilen sigorta ve reasürans işlemlerine ilişkin verilerden oluşan sigorta hizmetleri kalemiyle ilgili olarak net gider, 2008 yılının Ocak-Temmuz döneminde bir önceki yılın aynı dönemine oranla yüzde 16,7 azalarak 468 milyon ABD Doları olmuştur.
Bu gelişmeler sonucunda, 2007 yılının yedi ayında toplam 5.968 milyon ABD Doları fazla veren Hizmetler Dengesi kalemi, 2008 yılının aynı döneminde yüzde 24,1 artışla 7.405 milyon ABD Doları fazla vermiştir.
Gelir Dengesi
Ücret ödemeleri ve yatırım geliri kalemlerinden oluşan gelir dengesi kalemindeki net çıkış, 2007 yılının Ocak-Temmuz dönemine göre yüzde 20 oranında artarak 4.858 milyon ABD Doları olarak gerçekleşmiştir. Yatırım geliri kaleminin altında büyük ölçüde kar transferlerinden oluşan doğrudan yatırımlar ve faizlerden oluşan diğer yatırımlarda gerçekleşen net çıkış, sırasıyla yüzde 64,7 artışla 1.945 milyon ve yüzde 27,2 artışla 3.270 milyon ABD Doları olurken portföy yatırımlarından kaynaklanan net giriş 418 milyon ABD Doları'na ulaşmıştır.
2008 yılı Ocak-Temmuz döneminde uzun ve kısa vadeli kredilere ilişkin faiz giderleri, bir önceki yılın aynı dönemine oranla yüzde 18,3 artarak 4.561 milyon ABD Doları olarak gerçekleşmiştir.
Cari Transferler
Cari transferler kalemi, 2008 yılının yedi aylık döneminde yüzde 4 oranında küçülerek 1.148 milyon ABD Doları giriş kaydetmiştir. Bu dönemde, diğer sektörler kalemi altında yer alan işçi gelirleri 791 milyon ABD Doları gelir kaydederken, diğer transferlerden kaynaklanan net giriş 15 milyon ABD Doları olarak gerçekleşmiştir.
SERMAYE VE FİNANS HESAPLARI
2008 yılının Ocak-Temmuz döneminde finans hesaplarında gerçekleşen net sermaye girişi, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 79,7 artarak 35.917 milyon ABD Doları olmuştur. Bu dönemde gözlemlenen başlıca gelişmeler aşağıda özetlenmektedir.
Doğrudan Yatırımlar
Doğrudan yatırımlar kalemi altında, Türkiye’deki yabancı sermayeli şirketlerin yurtdışındaki ortaklarından kullandıkları kredileri ve yurtdışında yerleşik kişilerin Türkiye’de gerçekleştirdikleri gayrimenkul alımlarını da içeren yurtdışında yerleşik kişilerin yurtiçinde yaptıkları net yatırımlar, bir önceki yılın Ocak-Temmuz döneminde 14.516 milyon ABD Doları olarak gerçekleşmişken bu yılın aynı döneminde yüzde 35,5 azalışla 9.358 milyon ABD Doları olmuştur. Alt kalemler itibariyle incelendiğinde, yurtdışında yerleşik kişilerin Türkiye’de gerçekleştirdikleri net gayrimenkul alımlarının bir önceki yılın aynı dönemine oranla yüzde 15,4 artarak 1.720 milyon ABD Doları'na yükseldiği tahmin edilirken, Türkiye’deki yabancı sermayeli şirketlerin yurtdışındaki ortaklarından kullandıkları kredilerle ilgili olarak 35 milyon ABD Doları net kredi kullanımı gerçekleştirilmiştir.
Yurtiçinde yerleşik kişilerin yurtdışında yaptıkları net yatırımlarla ilgili olarak, 2007 yılının yedi aylık döneminde net 1.768 milyon ABD Doları tutarında yatırım yapılmışken 2008 yılının aynı döneminde yapılan yatırım miktarı 1.829 milyon ABD Doları'na yükselmiştir. Sonuç itibariyle, doğrudan yatırımlar kaleminde 2008 yılının Ocak-Temmuz döneminde gerçekleşen net sermaye girişi, bir önceki yılın aynı dönemine oranla yüzde 40,9 azalarak 7.529 milyon ABD Doları olmuştur.
Portföy Yatırımları
2007 yılının Ocak-Temmuz döneminde 8.530 milyon ABD Doları net sermaye girişi olan portföy yatırımlarında 2008 yılının yedi aylık döneminde 2.535 milyon ABD Doları tutarında net giriş gerçekleşmiştir.
Alt kalemler itibariyle incelendiğinde, varlıklar başlığı altında, yurtiçinde yerleşik kişilerin yurtdışında menkul değer alım-satımları ile ilgili olarak, 2007 yılının Ocak-Temmuz döneminde 1.429 milyon ABD Doları net alım gerçekleştirilmişken, 2008 yılının aynı döneminde 452 milyon ABD Doları tutarında net alım yapılmıştır.
Portföy yatırımları kaleminin yükümlülükler başlığı altında yurtdışında gerçekleştirilen tahvil ihraçlarıyla ilgili olarak Genel Hükümet, Temmuz ayında yeni tahvil ihracı veya geri ödemesinde bulunmamış bu nedenle, yılın ilk yarısında 366 milyon ABD Doları olarak gerçekleşen net geri ödeme tutarı Ocak-Temmuz döneminde de aynı kalmıştır.
Yurtdışında yerleşik kişiler, hisse senedi piyasasında bu yılın Temmuz ayındaki 579 milyon ABD Doları tutarındaki net alımla birlikte Ocak-Temmuz 2008 döneminde toplam 3.351 milyon ABD Doları net alım gerçekleştirmiştir. Öte yandan, devlet iç borçlanma senetleri piyasasında bu yılın Temmuz ayında yapılan 413 milyon ABD Doları tutarındaki net alımla birlikte Ocak-Temmuz 2008 döneminde yurtdışı yerleşiklerce toplam 2 milyon ABD Doları tutarında net alım gerçekleştirilmiştir.
Diğer Yatırımlar
Ticari ve nakit krediler ile mevduatlardan oluşan bu kalemde bir önceki yılın Ocak-Temmuz döneminde 6.569 milyon ABD Doları net giriş gerçekleşmişken, 2008 yılının aynı döneminde 26.512 milyon ABD Doları net giriş olmuştur.
Varlıklar
Bu bölümde yer alan ticari kredilerde, ihracat karşılığı yurtdışına açılan kredilerle ilgili olarak, bir önceki yılın yedi aylık döneminde 587 milyon ABD Doları tutarında net kredi açılmışken, bu yılın aynı döneminde açılan net kredi miktarı 1.140 milyon ABD Doları olmuştur. Aynı dönem için nakit kredilerde bir önceki yıl 118 milyon ABD Doları net geri ödeme gerçekleşmişken, 2008 yılında yurtdışı yerleşiklere 330 milyon ABD Doları tutarında net kredi açılmıştır.
Bankaların yurtdışı muhabirleri nezdindeki döviz varlıkları, 2007 yılının Ocak-Temmuz döneminde 5.125 milyon ABD Doları artmışken, 2008 yılının aynı döneminde 8.837 milyon ABD Doları artış gerçekleştirmiştir.
Yükümlülükler
2007 yılının Ocak-Temmuz döneminde 12.163 milyon ABD Doları artış gözlemlenen yükümlülükler kaleminde 2008 yılının aynı döneminde 36.819 milyon ABD Doları artış olmuştur.
Alt kalemler itibariyle incelendiğinde, ithalat karşılığı sağlanan ticari krediler kaleminde 2008 yılının Ocak-Temmuz döneminde 5.610 milyon ABD Doları net kullanım kaydedilmiştir. Aynı kalemde bir önceki yılın aynı döneminde 3.097 milyon ABD Doları net kullanım gerçekleşmişti.
Krediler kalemi incelendiğinde ise Uluslararası Para Fonu kredileriyle ilgili olarak Genel Hükümet, Temmuz ayında kullanım veya geri ödemede bulunmamış ve böylece 2008 yılı Ocak-Temmuz döneminde net kullanım miktarı 2.658 milyon ABD Doları'nda kalmıştır. Söz konusu yedi aylık dönemde yurtdışı piyasalar ve diğer uluslararası kuruluşlardan sağlanan uzun vadeli kredilerle ilgili olarak net 449 milyon ABD Doları geri ödemede bulunmuştur. Ayrıca, 2007 yılının Ocak-Temmuz dönemiyle karşılaştırıldığında, bankacılık sektörünün yurtdışından sağladığı net kredi miktarı yüzde 46,1 artarak 5.277 milyon ABD Doları olmuşken, diğer sektörlerin sağlamış olduğu net kredi miktarı yüzde 41,5 artarak 19.235 milyon ABD Doları olmuştur.
Yurtdışında yerleşik kişilerce Merkez Bankası ile yurtiçinde yerleşik bankalarda tutulan mevduat hesaplarından oluşan mevduatlar kaleminde, bir önceki yılın Ocak-Temmuz döneminde 5.782 milyon ABD Doları net çıkış gerçekleşmişken, bu yılın aynı döneminde 4.207 milyon ABD Doları tutarında net giriş gözlemlenmiştir. Bu dönemde yurtdışı bankaların yurtiçinde tuttukları net mevduat tutarı 4.631 milyon ABD Doları tutarında artmıştır.
Rezerv Varlıklar
Finans hesaplarının son kalemi olan rezerv varlıkların içinde bulunan resmi rezervler, 2007 yılının Ocak-Temmuz döneminde 7.863 milyon ABD Doları artmışken, bu yılın aynı döneminde 659 milyon ABD Doları artış göstermiştir."
Mynet
TCMB'den yapılan açıklamaya göre, alt kalemler itibariyle incelendiğinde, ödemeler dengesindeki dış ticaret açığı bu yılın Temmuz ayında bir önceki yılın aynı ayına oranla yüzde 32,6 artarak 6.480 milyon ABD Doları'na, hizmetler dengesi kaleminden kaynaklanan net gelirler yüzde 26,2 oranında artarak 2.618 milyon ABD Doları'na ve gelir dengesi kaleminden kaynaklanan net giderler yüzde 7,2 artarak 464 milyon ABD Doları'na yükseldi. Öte yandan, aynı dönemde cari transferlerden kaynaklanan girişlerin yüzde 44 oranında azalarak 209 milyon ABD Doları'na düştüğü gözlemlendi.
Bu gelişmeler sonucunda 2008 yılının Ocak-Temmuz döneminde cari açık, bir önceki yılın aynı dönemiyle karşılaştırıldığında yüzde 42,5 oranında artmış ve 22 milyar 140 milyon ABD Doları'ndan 31 milyar 554 milyon ABD Doları'na yükseldi.
Açıklamada şu bilgiler verildi:
"Dış Ticaret Dengesi
2008 yılı Ocak-Temmuz dönemi verilerine göre ödemeler dengesi tablosundaki dış ticaret dengesi, bir önceki yılın aynı dönemine oranla yüzde 39,6 artarak 35.249 milyon ABD Doları tutarında açık vermiştir. 2008 yılının yedi aylık dönemi alt kalemler itibariyle incelendiğinde, altın dahil ithalat (CIF) harcamalarının bir önceki yıla oranla yüzde 36,6 oranında artarak 126.380 milyon ABD Doları'na ulaştığı ihracat (FOB) gelirlerinin yüzde 39 oranında artarak 81.397 milyon ABD Doları'na ve tahmini bavul ticareti gelirlerinin ise yüzde 4,7 oranında azalarak 3.232 milyon ABD Doları'na ulaştığı görülmektedir.
Hizmetler Dengesi
Temmuz ayı tahmini veriler olmak üzere, 2008 yılının yedi aylık döneminde turizm gelirleri bir önceki yılın aynı dönemine oranla yüzde 23,7 artarak 10.483 milyon ABD Doları'na, turizm giderleri de yüzde 9,9 artarak 2.126 milyon ABD Doları'na yükselmiştir. Bunun sonucunda söz konusu dönemde, net turizm gelirleri yüzde 27,8 oranında artarak 8.357 milyon ABD Doları olarak gerçekleşmiştir.
Hizmetler başlığının diğer önemli bir kalemi olan taşımacılık kaleminde 2007 yılının yedi aylık döneminde 32 milyon ABD Doları net giriş olmuşken, bu yılın Ocak-Temmuz döneminde 334 milyon ABD Doları tutarında net çıkış gerçekleşmiştir. İçinde bulunduğumuz yıl için taşımacılık kalemi alt kalemler itibariyle incelendiğinde, navlun kaleminde bir önceki yılın aynı dönemine oranla yüzde 49,7’lik artışla 1.916 milyon ABD Doları net çıkış diğer taşımacılık kaleminde ise yüzde 20,6 oranında artışla 1.582 milyon ABD Doları tutarında net giriş gerçekleşmiştir.
Yurtiçinde yerleşik inşaat şirketlerinin yurtdışında gerçekleştirdikleri inşaat hizmetlerinden kaynaklanan net döviz girişi, 2007 yılının Ocak-Temmuz dönemine oranla yüzde 17,3 artarak 563 milyon ABD Doları olmuştur.
Yurtdışında yerleşik kişilerle gerçekleştirilen sigorta ve reasürans işlemlerine ilişkin verilerden oluşan sigorta hizmetleri kalemiyle ilgili olarak net gider, 2008 yılının Ocak-Temmuz döneminde bir önceki yılın aynı dönemine oranla yüzde 16,7 azalarak 468 milyon ABD Doları olmuştur.
Bu gelişmeler sonucunda, 2007 yılının yedi ayında toplam 5.968 milyon ABD Doları fazla veren Hizmetler Dengesi kalemi, 2008 yılının aynı döneminde yüzde 24,1 artışla 7.405 milyon ABD Doları fazla vermiştir.
Gelir Dengesi
Ücret ödemeleri ve yatırım geliri kalemlerinden oluşan gelir dengesi kalemindeki net çıkış, 2007 yılının Ocak-Temmuz dönemine göre yüzde 20 oranında artarak 4.858 milyon ABD Doları olarak gerçekleşmiştir. Yatırım geliri kaleminin altında büyük ölçüde kar transferlerinden oluşan doğrudan yatırımlar ve faizlerden oluşan diğer yatırımlarda gerçekleşen net çıkış, sırasıyla yüzde 64,7 artışla 1.945 milyon ve yüzde 27,2 artışla 3.270 milyon ABD Doları olurken portföy yatırımlarından kaynaklanan net giriş 418 milyon ABD Doları'na ulaşmıştır.
2008 yılı Ocak-Temmuz döneminde uzun ve kısa vadeli kredilere ilişkin faiz giderleri, bir önceki yılın aynı dönemine oranla yüzde 18,3 artarak 4.561 milyon ABD Doları olarak gerçekleşmiştir.
Cari Transferler
Cari transferler kalemi, 2008 yılının yedi aylık döneminde yüzde 4 oranında küçülerek 1.148 milyon ABD Doları giriş kaydetmiştir. Bu dönemde, diğer sektörler kalemi altında yer alan işçi gelirleri 791 milyon ABD Doları gelir kaydederken, diğer transferlerden kaynaklanan net giriş 15 milyon ABD Doları olarak gerçekleşmiştir.
SERMAYE VE FİNANS HESAPLARI
2008 yılının Ocak-Temmuz döneminde finans hesaplarında gerçekleşen net sermaye girişi, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 79,7 artarak 35.917 milyon ABD Doları olmuştur. Bu dönemde gözlemlenen başlıca gelişmeler aşağıda özetlenmektedir.
Doğrudan Yatırımlar
Doğrudan yatırımlar kalemi altında, Türkiye’deki yabancı sermayeli şirketlerin yurtdışındaki ortaklarından kullandıkları kredileri ve yurtdışında yerleşik kişilerin Türkiye’de gerçekleştirdikleri gayrimenkul alımlarını da içeren yurtdışında yerleşik kişilerin yurtiçinde yaptıkları net yatırımlar, bir önceki yılın Ocak-Temmuz döneminde 14.516 milyon ABD Doları olarak gerçekleşmişken bu yılın aynı döneminde yüzde 35,5 azalışla 9.358 milyon ABD Doları olmuştur. Alt kalemler itibariyle incelendiğinde, yurtdışında yerleşik kişilerin Türkiye’de gerçekleştirdikleri net gayrimenkul alımlarının bir önceki yılın aynı dönemine oranla yüzde 15,4 artarak 1.720 milyon ABD Doları'na yükseldiği tahmin edilirken, Türkiye’deki yabancı sermayeli şirketlerin yurtdışındaki ortaklarından kullandıkları kredilerle ilgili olarak 35 milyon ABD Doları net kredi kullanımı gerçekleştirilmiştir.
Yurtiçinde yerleşik kişilerin yurtdışında yaptıkları net yatırımlarla ilgili olarak, 2007 yılının yedi aylık döneminde net 1.768 milyon ABD Doları tutarında yatırım yapılmışken 2008 yılının aynı döneminde yapılan yatırım miktarı 1.829 milyon ABD Doları'na yükselmiştir. Sonuç itibariyle, doğrudan yatırımlar kaleminde 2008 yılının Ocak-Temmuz döneminde gerçekleşen net sermaye girişi, bir önceki yılın aynı dönemine oranla yüzde 40,9 azalarak 7.529 milyon ABD Doları olmuştur.
Portföy Yatırımları
2007 yılının Ocak-Temmuz döneminde 8.530 milyon ABD Doları net sermaye girişi olan portföy yatırımlarında 2008 yılının yedi aylık döneminde 2.535 milyon ABD Doları tutarında net giriş gerçekleşmiştir.
Alt kalemler itibariyle incelendiğinde, varlıklar başlığı altında, yurtiçinde yerleşik kişilerin yurtdışında menkul değer alım-satımları ile ilgili olarak, 2007 yılının Ocak-Temmuz döneminde 1.429 milyon ABD Doları net alım gerçekleştirilmişken, 2008 yılının aynı döneminde 452 milyon ABD Doları tutarında net alım yapılmıştır.
Portföy yatırımları kaleminin yükümlülükler başlığı altında yurtdışında gerçekleştirilen tahvil ihraçlarıyla ilgili olarak Genel Hükümet, Temmuz ayında yeni tahvil ihracı veya geri ödemesinde bulunmamış bu nedenle, yılın ilk yarısında 366 milyon ABD Doları olarak gerçekleşen net geri ödeme tutarı Ocak-Temmuz döneminde de aynı kalmıştır.
Yurtdışında yerleşik kişiler, hisse senedi piyasasında bu yılın Temmuz ayındaki 579 milyon ABD Doları tutarındaki net alımla birlikte Ocak-Temmuz 2008 döneminde toplam 3.351 milyon ABD Doları net alım gerçekleştirmiştir. Öte yandan, devlet iç borçlanma senetleri piyasasında bu yılın Temmuz ayında yapılan 413 milyon ABD Doları tutarındaki net alımla birlikte Ocak-Temmuz 2008 döneminde yurtdışı yerleşiklerce toplam 2 milyon ABD Doları tutarında net alım gerçekleştirilmiştir.
Diğer Yatırımlar
Ticari ve nakit krediler ile mevduatlardan oluşan bu kalemde bir önceki yılın Ocak-Temmuz döneminde 6.569 milyon ABD Doları net giriş gerçekleşmişken, 2008 yılının aynı döneminde 26.512 milyon ABD Doları net giriş olmuştur.
Varlıklar
Bu bölümde yer alan ticari kredilerde, ihracat karşılığı yurtdışına açılan kredilerle ilgili olarak, bir önceki yılın yedi aylık döneminde 587 milyon ABD Doları tutarında net kredi açılmışken, bu yılın aynı döneminde açılan net kredi miktarı 1.140 milyon ABD Doları olmuştur. Aynı dönem için nakit kredilerde bir önceki yıl 118 milyon ABD Doları net geri ödeme gerçekleşmişken, 2008 yılında yurtdışı yerleşiklere 330 milyon ABD Doları tutarında net kredi açılmıştır.
Bankaların yurtdışı muhabirleri nezdindeki döviz varlıkları, 2007 yılının Ocak-Temmuz döneminde 5.125 milyon ABD Doları artmışken, 2008 yılının aynı döneminde 8.837 milyon ABD Doları artış gerçekleştirmiştir.
Yükümlülükler
2007 yılının Ocak-Temmuz döneminde 12.163 milyon ABD Doları artış gözlemlenen yükümlülükler kaleminde 2008 yılının aynı döneminde 36.819 milyon ABD Doları artış olmuştur.
Alt kalemler itibariyle incelendiğinde, ithalat karşılığı sağlanan ticari krediler kaleminde 2008 yılının Ocak-Temmuz döneminde 5.610 milyon ABD Doları net kullanım kaydedilmiştir. Aynı kalemde bir önceki yılın aynı döneminde 3.097 milyon ABD Doları net kullanım gerçekleşmişti.
Krediler kalemi incelendiğinde ise Uluslararası Para Fonu kredileriyle ilgili olarak Genel Hükümet, Temmuz ayında kullanım veya geri ödemede bulunmamış ve böylece 2008 yılı Ocak-Temmuz döneminde net kullanım miktarı 2.658 milyon ABD Doları'nda kalmıştır. Söz konusu yedi aylık dönemde yurtdışı piyasalar ve diğer uluslararası kuruluşlardan sağlanan uzun vadeli kredilerle ilgili olarak net 449 milyon ABD Doları geri ödemede bulunmuştur. Ayrıca, 2007 yılının Ocak-Temmuz dönemiyle karşılaştırıldığında, bankacılık sektörünün yurtdışından sağladığı net kredi miktarı yüzde 46,1 artarak 5.277 milyon ABD Doları olmuşken, diğer sektörlerin sağlamış olduğu net kredi miktarı yüzde 41,5 artarak 19.235 milyon ABD Doları olmuştur.
Yurtdışında yerleşik kişilerce Merkez Bankası ile yurtiçinde yerleşik bankalarda tutulan mevduat hesaplarından oluşan mevduatlar kaleminde, bir önceki yılın Ocak-Temmuz döneminde 5.782 milyon ABD Doları net çıkış gerçekleşmişken, bu yılın aynı döneminde 4.207 milyon ABD Doları tutarında net giriş gözlemlenmiştir. Bu dönemde yurtdışı bankaların yurtiçinde tuttukları net mevduat tutarı 4.631 milyon ABD Doları tutarında artmıştır.
Rezerv Varlıklar
Finans hesaplarının son kalemi olan rezerv varlıkların içinde bulunan resmi rezervler, 2007 yılının Ocak-Temmuz döneminde 7.863 milyon ABD Doları artmışken, bu yılın aynı döneminde 659 milyon ABD Doları artış göstermiştir."
Mynet
Etiketler:
Cari açık
Avrupa ekonomisi çöküntüye gidiyor
Avrupa Komisyonu, bu yıl avro bölgesi büyümesinin beklenenden çok daha az ve mali piyasalardaki sıkıntı, artan emtia fiyatları ve konut sektöründeki sorunlar nedeniyle enflasyonun yüksek olacağını bildirdi.
Avrupa Komisyonu'nun geçici ekonomik tahminlerine göre, avro kullanan 15 ülkenin gayrisafi yurt içi hasılası bu yıl 1,3 büyüyecek. Daha önce bu oran yüzde 1,7 olarak tahmin edilmişti.
Daha önce bu yıl için yüzde 3,1 olarak tahmin edilen enflasyon oranı da yüzde 3,6'ya yükseltildi. Avrupa Merkez Bankası bu yıl için enflasyon hedefini yaklaşık yüzde 2 belirlemişti.
Avrupa Komisyonunun açıklamasına göre, enflasyon görünümü yukarı yönlü revize edilmesine rağmen, enflasyonun gıda ve petrol fiyatlarında geçmişteki yükselişlerin etkisinin, gelecek aylarda kademeli olarak azalacak olması nedeniyle dönüm noktasında olabilecek.
Enflasyon görünümü risklerinin yukarı yönlü olurken, şimdiye kadar herhangi bir yayılma etkisi olduğuna ilişkin kanıt olmamasına rağmen, Avro Bölgesi'nin yılın kalan bölümünde enflasyon üzerinde ikincil etkilere tanık olabilecek.
Açıklamada, petrol fiyatlarının tekrar yükselmeye başlaması halinde bunun enflasyon görünümünü kötüleştireceğine dikkat çekildi.
Avro bölgesi ekonomisinin teknik resesyona girmeyeceğini öngören Komisyon, Nisan-Haziran döneminde yüzde 0,5 küçülen Almanya'nın Temmuz-Eylül döneminde de yüzde 0,2 daralarak resesyona gireceğini tahmin etti.
İspanya ve İngiltere'nin de yılın ikinci yarısında resesyonu göreceği, ikinci çeyrekte ekonomileri yüzde 0,3 küçülen Fransa ve İtalya'nın ise üçüncü çeyrekte durgunlaşacağı tahmin edildi.
Komisyon, ABD'de hükümetin konut finansman şirketleri Fannie Mae ve Freddie Mac'i kurtarma paketini, mali piyasalardaki krizin sona ermekten uzak olduğunun açık bir uyarısı olarak değerlendirdi.
Bu arada AB Komisyonu'nun ekonomik ve parasal işlerden sorumlu üyesi Joaquin Almunia, ekonomik görünüm kırılganlığını sürdürse bile, avronun ABD Doları karşısında son zamanlarda değer kaybetmesinin ve petrol fiyatlarının gerilemesinin biraz rahatlama sağladığını söyledi.
mynet
Avrupa Komisyonu'nun geçici ekonomik tahminlerine göre, avro kullanan 15 ülkenin gayrisafi yurt içi hasılası bu yıl 1,3 büyüyecek. Daha önce bu oran yüzde 1,7 olarak tahmin edilmişti.
Daha önce bu yıl için yüzde 3,1 olarak tahmin edilen enflasyon oranı da yüzde 3,6'ya yükseltildi. Avrupa Merkez Bankası bu yıl için enflasyon hedefini yaklaşık yüzde 2 belirlemişti.
Avrupa Komisyonunun açıklamasına göre, enflasyon görünümü yukarı yönlü revize edilmesine rağmen, enflasyonun gıda ve petrol fiyatlarında geçmişteki yükselişlerin etkisinin, gelecek aylarda kademeli olarak azalacak olması nedeniyle dönüm noktasında olabilecek.
Enflasyon görünümü risklerinin yukarı yönlü olurken, şimdiye kadar herhangi bir yayılma etkisi olduğuna ilişkin kanıt olmamasına rağmen, Avro Bölgesi'nin yılın kalan bölümünde enflasyon üzerinde ikincil etkilere tanık olabilecek.
Açıklamada, petrol fiyatlarının tekrar yükselmeye başlaması halinde bunun enflasyon görünümünü kötüleştireceğine dikkat çekildi.
Avro bölgesi ekonomisinin teknik resesyona girmeyeceğini öngören Komisyon, Nisan-Haziran döneminde yüzde 0,5 küçülen Almanya'nın Temmuz-Eylül döneminde de yüzde 0,2 daralarak resesyona gireceğini tahmin etti.
İspanya ve İngiltere'nin de yılın ikinci yarısında resesyonu göreceği, ikinci çeyrekte ekonomileri yüzde 0,3 küçülen Fransa ve İtalya'nın ise üçüncü çeyrekte durgunlaşacağı tahmin edildi.
Komisyon, ABD'de hükümetin konut finansman şirketleri Fannie Mae ve Freddie Mac'i kurtarma paketini, mali piyasalardaki krizin sona ermekten uzak olduğunun açık bir uyarısı olarak değerlendirdi.
Bu arada AB Komisyonu'nun ekonomik ve parasal işlerden sorumlu üyesi Joaquin Almunia, ekonomik görünüm kırılganlığını sürdürse bile, avronun ABD Doları karşısında son zamanlarda değer kaybetmesinin ve petrol fiyatlarının gerilemesinin biraz rahatlama sağladığını söyledi.
mynet
Piyasalar için aylık strateji
ING Bank tarafından hazırlanan "Aylık Strateji Bülteni" bülteni yayınlandı. Geniş bir açılımda hazırlanan bültende Eylül ayında öne çıkacak olan önemli gelişmeler ve piyasalara muhtemel etkileri değerlendirildi.
"Duymak rahatlatıcı ancak" başlığıyla hazırlanan bültende şu tespitlere yer verildi;
"Türk Lirası’nın rakipleri arasında en güçlü para birimi olmaya devam ettiği sakin ve olumlu bir ayın ardından Amerikan Hazine’sinin konut kredileri piyasasının iki devi Fannie Mae ve Freddie Mac’i devralması yaşanmakta olan kredi krizinde ciddi bir dönüm noktası oldu. Bu gelişme piyasalar tarafından da hem ABD konut sektörünü hem de uluslararası finans piyasalarını içinde bulunduğu darboğazdan çıkarabilecek bir adım olarak çok olumlu algılandı. Ancak söz konusu devrin boyutu dikkate alındığında, yapılanmanın uzun zaman alması kaçınılmaz görünüyor. Ayrıca bu gelişmenin tek başına, kredi piyasalarında devam etmekte olan krizin maliyetlerinin bölüşümüne dair sorunlara veya dünya ekonomisindeki yavaşlama eğilimine dair ivedi bir çözüm olma olasılığı zayıf. Türkiye ekonomisi ise, türev piyasaları ile sınırlı ilişkisinin desteğiyle yüzde 4’lük bir büyüme seviyesinde destek bulmuş görünüyor.
Ekonominin yeniden ivme kazanması için ise halen başta Euro Bölgesi ekonomileri olmak üzere global belirsizliklerin ve Mart 2009 yerel seçimler öncesinde maliye ve daha genel olarak ekonomi politikalarına dair endişelerin olumsuz etkilediği tüketici ve yatırımcı güveninin güçlenmesi gerekiyor. Bu bağlamda, Merkez Bankası (MB) Başkanı’nın politika faizinin beklenenden daha önce düşebileceğine yönelik son sinyalini duymak rahatlatıcı idi. MB büyük olasılıkla son dönemde ciddi anlamda bozulan enflasyon beklentilerindeki iyileşmeye öncülük etmek istiyor. Ancak global belirsizliklerin devam ettiği mevcut ortamda politika güvenilirliği hala zayıf, dolayısıyla MB’nin gücü belirsiz. Yine de MB’nin gıda ve emtia fiyatlarında yaşanan düşüşlerle birlikte bugün itibarıyla enflasyon görünümü konusunda kendisini daha güvenli hissetmesi olumlu. Daha açık bir ifadeyle MB, politika faizlerinin bir süre sabit tutulduktan sonra kademeli olarak düşürüleceği bir politika görünümü dahilinde enflasyonun bu yıl sonunda tek haneli, 2009 sonunda yüzde 6.1, 2010 sonunda ise yüzde 4.9 seviyelerine gerilemesini güçlü bir olasılık olarak görüyor. MB’nin iyimserliği kesinlikle önemli ve daha önce kriz sonrasında özellikle 2004 yılında faiz indirimleri kanalıyla enflasyon beklentilerinin kırılmasına öncülük etmeyi başarmıştı. 2008’e dair açıklanan tarımsal üretim tahmininin iki yıllık daralmanın ardından bu yıl büyümeye işaret etmesi de iyimserliği destekliyor. Ancak ikincil etkilerin ne kadar kısa sürede ortadan kalkacağı, özellikle enflasyon beklentilerinin katılığının korunduğu dolayısıyla politika güvenilirliğinin zayıf olduğu bir dönemde belirsiz. Resmin öteki yüzündeki büyümeye dair ise enflasyon yüzde 12’li seviyelerde iken tüketici kredileri ve kredi kartlarında devam eden yüzde 35’in üzerindeki yıllık artışlara karşın zayıflığını koruyan iç talebin para politikası kanalıyla teşvik edilmesi söz konusu olabilirse de, bunun mevcut konjonktürde tercih edilir olmadığı çok açık, MB’nin böyle bir sinyali de olmadı. Ama bu Türkiye’nin potansiyel büyüme seviyesini yeniden yakalaması için tüketici ve yatırımcı güvenini güçlendirmesi gerektiği gerçeğini de değiştirmiyor. Bu bağlamda Ekim ortasına kadar Meclis’e sunulacak 2009 bütçe tasarısı, aynı dönemde karar verilmesi olası IMF ile ihtiyati bir stand-by imzalanması konusu ve Ekim başında yayımlanabilecek Anayasa Mahkemesi’nin gerekçeli kararlarının ardından yaşanacak politik gelişmeler güveni etkileyebilir. Eylül’de izlenecek diğer bir gelişme de elektrik dağıtım şirketleri özelleştirmesi ve ilk nükleer santral ihalesinin sonuçları olacak.
Eylül ayında takip edilecek önemli gelişmeler
*10 Eylül: 2. çeyrek GSYH verileri yayımlanacak. Ortalama sanayi üretimindeki büyümenin yavaşladığı ikinci çeyrekte GSYH’deki büyümenin yüzde 3.6’ya gerilemesini bekliyoruz. 3. çeyrekte büyümedeki yavaşlama sürecektir ancak son çeyrekle beraber kısmi bir iyileşme yaşanabilir. Bu iyileşmenin temel belirleyicisi olarak ise kısmen iyileşen tüketici güveni ve kamu harcamalarındaki artışın ön plana çıkacağını düşünüyoruz.
*18 Eylül: Merkez Bankası (MB) Para Politikası Kurulu toplanacak. Ağustos ayında beklenenden çok daha iyi gerçekleşen enflasyon verilerine ve MB Başkanı’nın faiz indirimlerinin daha erken gelebileceğine dair ılımlı açıklamasına karşın, mevcut global belirsizlikler ve erken yapılacak bir faiz indirimin yaratacağı güven kaybı nedeniyle MB’nin bu ay faiz oranlarını değiştirmeyeceğini tahmin ediyoruz. MB’nin son açıklaması enflasyon beklentilerindeki katılığın kırılmasına yönelik bir çabanın işaretini verirken, bunun temelinde büyük olasılıkla Bankanın bugün itibarıyla düşen gıda ve emtia fiyatları dâhilinde enflasyon görünümüne dair güçlü olumlu bir görüşe sahip olması yatıyor. Ancak iç ve dış belirsizliklerin sürdüğü bir ortamda enflasyondaki düşüşün kısa dönemde hızlanması olasılığının zayıf olduğu da dikkate alınırsa enflasyon beklentilerindeki katılığın en azından yılsonuna kadar sürmesi mümkün. Ancak son açıklamasında MB Başkanı’nın Eylül ayı dahil olmak üzere faiz indirimlerinin para politikası seçenekleri arasında değerlendirileceğini belirtmesinin ardından Banka’nın düşen gıda ve emtia fiyatlarının desteğiyle enflasyonun bu yıl sonunda tek haneli, 2009 sonunda yüzde 6.1, 2010 sonunda ise yüzde 4.9’a gerileyeceğini öngörmesi bu yıl bir faiz indiriminin denenmesi olasılığını güçlendiriyor. Bu bağlamda Kasım ayı genel enflasyonun seyri açısından faiz indiriminin yapılabileceği bir ay olarak görünürken, tarımsal üretime dair olumlu sinyallere karşın MB’nin bu yıl yüzde 0.25 puanın üzerinde bir faiz indirimi gerçekleştirmesi olasılığını düşük görüyoruz.
*26 Eylül: 2. çeyrek dış borç verileri yayımlanacak. Enerji fiyatlarının etkisiyle hızla büyüyen cari açığın finansmanını büyük oranda uzun vadeli borçlanmalarla karşılayan özel sektörün borç stoku da hızla artarken, Haziran sonu itibarıyla Türkiye’nin toplam borç stokunun US$280 milyara yükseldiğini tahmin ediyoruz.
Ayın diğer beklenen gelişmeleri
IMF: Hükümetten gelen olumlu sinyallere karşın IMF ile ihtiyati bir stand-by imzalanması konusunda henüz bir karar verilmedi. IMF sonbahar başında program sonrası gözetim mekanizması dâhilinde bir heyetin Türkiye’ye geleceğini belirtti. 2009 Bütçe tasarısı Ekim ortasında Meclis’e sunulacağı için bu tarihe kadar yeni bir programın olup olmayacağı konusunun netleşmesi beklenebilir. Piyasalar şu anda bir programın imzalanacağını fiyatlamış durumda.
AB-Kıbrıs: 3 Eylül’de adada başlayan resmi görüşmelerinin ardından kısa vadede somut bir gelişme beklenmiyor. Ancak gerek burada atılacak adımlar, gerekse hükümetin AB’ye uyum çerçevesinde başlattığı Ulusal Program çalışmalarının seyri Kasım başında yayımlanacak AB İlerleme Raporu açısından önem taşıyor.
EKONOMİK VERİLER
Enflasyon
TÜFE Ağustos ayında beklenmedik bir şekilde yüzde 0.24 gerilerken, yıllık enflasyon da yüzde 11.77’ye gerilemiş, üretici fiyatlarındaki sürpriz yüzde 2.34’lük gerileme de maliyet cephesindeki artış baskısını kısmen azaltarak yıllık üretici fiyatları artışının Temmuz sonundaki yüzde 18.41’lik seviyesinden yüzde 14.67’ye çekmiştir. TÜFE’deki sürpriz büyük oranda gıda, giyim ve eğitim gruplarında beklentilerden daha olumlu gerçekleşen mevsimsel fiyat değişimleri etkili olmuştur. Spesifik olarak ise gıda ve içecek grubunda beklentimizin ve aybaşında yayımlanan İTO verilerinin verdiği sinyalin aksine Ağustos ayında genel olarak fiyatların sabit kalması aylık enflasyonu ciddi anlamda beklentinin altına çekmiştir. Ayrıca giyim ve eğitim gruplarına dair temkinli yaklaşımımız da mevsimsel fiyat değişimlerinin zayıf kaldığı ay enflasyonun beklentimizin altında kalmasında etkili olmuştur. Genel olarak aylık enflasyona Ağustos’ta en olumlu katkılar fiyat düşüşlerinin yaşandığı giyim ve ulaştırma gruplarından gelirken (sırasıyla -yüzde 0.39 ve -yüzde 0.15 puan katkı ile) doğalgaz fiyatlarındaki artış beklendiği üzere konut grubunun katkısının yüzde 0.28 puana yükseltmiştir. Yine de gerçek kira artışları yıldan yıla gerilemeye devam ederken, bu kalem servis enflasyonu üzerindeki olumlu katkısıyla orta vadeli enflasyon görünümünü desteklemeyi sürdürmüştür.
Çekirdek göstergelere bakıldığında ise, dokuz göstergeden sekizinin enflasyon eğiliminde iyileşmeye işaret ettiği, ancak bu yıl gıda ve enerji fiyatlarının ikincil etkilerine ve bunun beklentiler üzerindeki etkisine bağlı oluşan artış baskısının genel olarak ortadan kalkmadığı görülmektedir. Diğer bir deyişle kısa dönemde enflasyonda artış riski korunmaktadır. Tüm bunlara ek olarak TL’nin global gelişmelere karşı kırılganlığını koruması da ileriye yönelik bir risk unsurudur. Dolayısıyla Ağustos’ta yaşanan olumlu enflasyon sürprizine karşın çekirdek göstergeler kısa vadede enflasyonda hızlı bir düşüş yaşanması olasılığının hala çok düşük olduğuna işaret etmektedir. Ağustos’ta ÜFE’nin yüzde 2.34 gerilemesinde ise temel olarak emtia fiyatlarında yaşanan düzeltme, TL’nin güçlenmeye devam etmesi ve tarım fiyatlarındaki gerileme belirleyici olmuştur. Spesifik olarak rafine petrol ürünleri imalatı fiyatlarındaki aylık yüzde 13.38’lik düşüş aylık enflasyona yüzde 1.43 puan negatif katkı yaparken, ana metal sanayi de -yüzde 0.62 puan katkısıyla genel ÜFE artışını sınırlandırmıştır. Genel tarım endeksi dahilinde fiyatların yüzde 1.99 gerilemesi de ÜFE değişimine aynı dönemde -yüzde 50 puan katkı yapmıştır. Ağustos ayında ÜFE altında enflasyonu yukarı çeken temel gelişme ise doğalgaz fiyatlarındaki artış olmuştur (elektrik ve gaz üretim dağıtım grubunun katkısı yüzde 0.34 puandır). Sonuç olarak yıllık ÜFE artışının belirgin oranda gerilemesi orta vadeli enflasyon görünümü açısından maliyet baskısını azaltıcı olumlu bir gelişmedir.
Merkez Bankası Başkanı, Ağustos enflasyonunun yayımlanmasından bir gün sonra, beklenmedik ve olağan uygulamanın dışında işadamlarına yaptığı bir toplantıda MB’nin gıda ve emtia fiyatlarındaki iyileşme ile birlikte enflasyon görünümünün iyileşmesine dayanarak Eylül ayından itibaren erken bir faiz indirimini gündemlerinde tutacağını açıklaması sürpriz olmuştur. Banka bugün itibarıyla faizlerin bir süre sabit tutulduktan sonra kademeli olarak indirildiği bir ortamda enflasyonun yıl sonunda tek haneli, 2009 sonunda yüzde 6.1, 2010 sonunda ise yüzde 4.9 seviyesine gerileme olasılığını güçlü görmektedir.
Yine de işlenmemiş gıda fiyatlarındaki sert düşüşe karşın çekirdek göstergeler enflasyondaki düşüşün kısa dönemde hızlı olmayacağına işaret etmektedir. TL’nin son dönemdeki gücünün global gelişmelere duyarlı olduğu anımsanacak olursa, enflasyonun yüzde 10 eşiğinin altına inmesini beklediğimiz Kasım ayına kadar enflasyon beklentilerindeki düşüşün sınırlı kalması olasılığı güçlüdür. Bu ortamda global gelişmelerin yanı sıra Mart 2009 seçimi öncesi maliye politikasına dair riskler, 2008 dahil son üç yılda hedef aşımının ardından para politikasının güvenilirliğini artırma baskısı altında olan MB’nin kısa vadede gerçekleştirebileceği faiz indirimini sınırlandıracaktır. Yine de Başkan’ın son açıklaması MB’nin beklentilere öncülük etmek istediğinin bir göstergesi olup, politika güvenilirliğine dair tüm risklere karşın bu yıl faiz indirimi görmemiz olasılığını güçlendirmiştir.
Sanayi Üretimi
Sanayi üretim endeksi Haziran ayında piyasaların yıldan yıla (YY) yüzde 2.0’lik beklentisinin altında YY yüzde 0.8’lik bir artış gösterdi. İmalat sanayi üretimi YY yüzde 0.4 küçülürken toplam sanayi üretimdeki artış büyük ölçüde maden ve taşocakçılığındaki YY yüzde 20.3’lik artıştan geldi. 6 aylık ortalamalara göre sanayi üretimi 2007’de 5,4yüzde iken 2008’de yüzde 4,4 olarak gerçekleşti. İmalat sanayi altında 22 sektörden 10’unda üretim bir önceki seneye göre azalırken tekstil ürünleri, makine ve teçhizat ve plastik ve kauçuk ürün imalatı en büyük düşüşü yaşadılar. Tekstil ürünleri imalatı YY yüzde 21.4, makine ve teçhizat imalatı YY yüzde 19.5 gerilerken, plastik ürünleri imalatında YY yüzde 12.6’lık bir düşüş yaşandı. Böylece tekstil ürünleri imalatında sene başından beri süre gelen düşüş Haziran ayında da devam etti. Makine imalatı zayıf yatırım talebinin sonucu olarak daralmaya devam ederken plastik ürünler imalatı Mayıs ayındaki YY yüzde 6.6’lık artışın ardından YY -yüzde 23.6 düşüşe geçmiş oldu.
Haziran ayında ihracata bağlı olarak otomobil üretimi YY yüzde 15.9’lık artış göstererek, gıda ürünleri ve içecek imalatı ile beraber imalat sanayinin en önemli iki sektörü olarak öne çıktılar. 2008’in ilk altı ayında ihracattaki YY yüzde 13.5’lik artış imalat sanayinde daha ciddi bir düşüşe engel olmasına rağmen iç talep zayıf bir görünüm çizmeye devam etti. Her ne kadar tüketici kredileri ve kredi kartı harcamaları aynı dönemde YY yüzde 39.7 artmış olsa da iç talepteki büyüme 2008 başından beri zayıf kaldı. Zayıf iç talep enflasyon için olumlu bir gelişme olmasa da ikinci çeyrek büyüme rakamlarına olumsuz bir etkisi olması bekleniliyor.
Sanayi üretim endeksine en olumlu etki Haziran ayında maden ve taşocakçılığından geldi. Ham petrol ve doğalgaz üretiminde YY yüzde 3.3’lük artış ile sınırlı bir etki görülürken, maden kömürü sanayi ve metal cevheri madenciliği üretimi sırasıyla YY yüzde 24.1 ve YY yüzde 40.3 büyüdü. Bu iki sektördeki ani artışta mevsimsel bir etki söz konusudur.
Tüm bunlara bağlı olarak Reel Sektör Güven Endeksi Mart’tan beri süregelen düşüşünü Ağustos’ta sürdürürken Tüketici Güven Endeksi Nisan’dan itibaren artmaya başladı. İki endeksin eğimleri arasındaki fark tüketicilerin artan belirsizliklere tepkisinin reel sektöre oranla daha çabuk olmasından kaynaklanabilir. Öte yandan kredi koşullarındaki daralma ve reel sektörün azalan güveni, sanayi üretimindeki büyümenin yavaşlamasına paralel bir gelişme olarak şaşırtıcı değildi. Benzer durum Temmuz ve Ağustos aylarında da devam edeceği için üçüncü çeyrekte de sanayi üretimindeki yavaşlamanın süreceğini öngörüyoruz. Diğer yandan Temmuz sonunda açıklanan iktidar partisinin kapatılması ile ilgili davadaki karar tüketici güvenine olumlu yansıdı. Tüketici Güven Endeksi karara bağlı olarak Temmuz ayından Ağustos ayına yüzde 19.3’lük bir artış gösterdi. Dolayısıyla sene sonuna doğru iç talebin büyümeyi daha fazla desteklemesi beklense de senenin kalanı için ani ve hızlı bir büyüme düşük bir olasılık olarak kalmaya devam ediyor. "
Dış Ticaret ve Ödemeler Dengesi
Temmuz ayında, ihracat ve ithalatın sırasıyla önceki yılın aynı dönemine göre (YY) yüzde 41 ve yüzde 35 büyümesi aylık dış ticaret açığını yaklaşık olarak YY US$ 1.7 milyar arttırarak US$ 7.9 milyara yükselmiştir. Bu verilerle birlikte Temmuz sonu itibarıyla yıllık kümülatif ihracat ve ithalat US$ 130.1 ve US$203.9milyar olmuş, dış ticaret açığı ise US$ 73.8 milyar ile dış ticaret açığı yeni bir rekor seviyeye ulaşmıştır. Net mineral yakıt ve yağ ithalatındaki YY US$1.7milyarlık artış söz konusu ay dış ticaret açığındaki büyümenin temel belirleyicisi olurken, enerji hariç dengede YY US$40milyonluk bir iyileşme kaydedilmiştir.
Yıllık rakamlara bakıldığında, enerji hariç dış ticaret açığı 2008 yılının ilk yedi ayında US$34-35milyar civarında istikrarlı seyrini sürdürürken toplam dış ticaret açığı 2007 yılı sonundaki US$62.8milyar seviyesine göre US$11milyar yükselerek Temmuz ayı sonunda US$ 73.8 milyara ulaşmıştır. Diğer bir deyişle söz konusu dönemde toplam dış ticaret açığındaki YY artışın US$ 9.6 milyarı (yaklaşık yüzde 88’i) net mineral yağ ve yakıt ihracatındaki yıldan yıla artıştan geldi. Bir başka deyişle tüketici ve yatırımcı güveninin zayıf olması ve ekonomideki yavaşlama açığın daha fazla artmasını önlerken artan emtia fiyatlarının (özellikle petrol ve ana metaller) ticaret açığı üzerindeki etkisi her ay daha belirginleşmiştir. Nitekim yıllık rakamlarla, ihracatın ithalatı karşılama oranı enerji hariç ürünler için yüzde 77.6 ile Şubat 2004’ten beri en yüksek seviyesindeyken toplam ihracatın toplam ithalatı karşılama oranı yüzde 63.8 ile yılın ilk yedi ayında dengeli seyrini sürdürmüştür. Aynı dönemde ihracattaki büyüme sanayi üretiminin ithal ara mal gereksiniminin devam etmesi sebebiyle ara mal ithalatında da belirgin artış olmuştur. Ocak-Temmuz 2008 döneminde ihracattan elde edilen toplam gelirin yüzde 83’ü enerji hariç ithal ara mal bedelini karşılamıştır.
İhracat tarafında, demir çelik, mineral yakıt-yağlar ve otomotiv fasılları Temmuz ayında da YY toplam ihracat artışına öncülük ederken, bu fasıllar toplamdaki YY US$ 3.6 milyarlık artışın yüzde 58’ini ve 2008’in ilk yedi ayındaki toplam ihracattaki US$ 22.8 milyarlık artışın ise yüzde 44.2’sini oluşturmuştur. Ocak-Temmuz 2008’de tekstil ürünleri ve makine fasıllarının ihracat içindeki payları düşerken demir çelik ihracatının toplam ihracattaki payı yüzde 11.2’ye, mineral yağ ve yakıtların payı yüzde 5.8’e yükselmiştir. Mücevher ihracatı 2008’de çarpıcı bir şekilde artmış ve 2007’nin ilk yedi ayında yüzde 4.1 olan toplam ihracat içindeki payını bu yılın aynı döneminde yüzde 8.1’e yükseltmiştir. 10 Eylül’de açıklanacak Temmuz ayı Ödemeler Dengesi verilerinde yıllık cari açığın US$ 47.5 milyara ulaşmasını beklemekteyiz. Mayıs ayındaki net US$ 1.8 milyarlık toplam menkul alımı sonrasında Haziran ayında da yabancıların net US$ 1.8 milyarlık hisse senedi ve US$ 668 milyonluk da bono alımı olmuştur. Yine 2008’in ilk yarısında yabancı yatırımcıların net menkul değer alımı US$ 2.4 milyar ile 2007 yılının ilk yarısındaki US$ 4.7 milyarlık gerçekleşmenin altında kalmıştır. Sonuç olarak toplam kayıtlı sermaye girişi Haziran ayında da cari açığın üzerinde gerçekleşmiş ve US$ 2.4 milyarlık kayıt dışı para çıkışına (net hata noksan) karşın toplam rezervler (resmi rezervlerde yaklaşık olarak US$ 1.5 milyar) US$ 2.8 milyar artmıştır. Ayrıca Hazine’nin US$ 500 milyonluk Euro tahvil ihracı, US$ 1.2 milyarlık doğrudan yabancı yatırımı (özellikle TEKEL’in özelleştirilmesi ile ilgili) ve finans dışı sektörün istikrarlı bir şekilde dışarıdan borçlanabilmesi Haziran’da rezerv artışını desteklemiştir. Yıllık bazda Haziran sonu itibariyle, banka dışı kesimin uzun vadeli net borçlanması US$ 30 milyarla yeni bir rekor seviyeye ulaşmış ve aynı dönemdeki cari açığın yüzde 65.3’ünü karşılamıştır. Bankaların uzun vadeli net borçlanması ise, 2007 Kasım sonundaki US$ 11.5 milyarlık seviyesinden US$ 5.0 milyara düşmüş ancak bu yabancıların mevduatlarındaki artış ve bankaların kısa vadeli borçlanmasındaki artışla dengelenmiştir.
Merkezi Yönetim Toplam Borç Stoku
Merkezi Yönetim toplam borç stoku yılın en yüklü iç borç geri ödemesinin gerçekleştirildiği Temmuz ayında 348.2 milyar YTL'den 345.8 milyar YTL'ye gerilerken, iç borç stoku sadece 149 milyon YTL artmış, dış borç stokunun YTL cinsinden değeri ise TL’nin dolar karşısında yüzde 3.2 değer kazanması ile birlikte gerilemiştir.
Ocak 2008 sonu itibarıyla yüzde 23.2’ye kadar gerileyen dış borç stokunun toplam kamu borç1 stoku içindeki payı Temmuz sonunda yüzde 24.5 düzeyinde gerçekleşirken, IMF’ye olan 10 milyar dolarlık (anapara) borç bunun sadece yüzde 3.4 puanını oluşturmaktadır. Yılın ilk yedi ayındaki borç stoku gelişmeleri büyük oranda Hazine’nin bir yandan stokun ortalama vadesini artırmaya çalışırken, ağırlıklı olarak sabit faizle borçlanarak stokun faiz riskini azaltmaya yönelik borçlanma stratejisine paralel bir seyir izlemiştir. Spesifik olarak sabit faizli devlet iç borçlanma senetlerinin (DİBS) toplam iç borç stoku içindeki payı 2007 sonunda yüzde 50.2 iken, Mayıs sonunda yüzde 52.9’a çıkmış ve Temmuz sonunda da yüzde 52.7 düzeyinde kalmıştır. Ancak toplam iç borç stokunun ortalama vadesi aynı dönemde 25.7 aydan 24.2 aya gerilemiş, bunda da özellikle vadesi gelen çok uzun vadeli nakit dışı borçların etkisi olmuştur.
Hazine’nin Ağustos Ayı Kamu Borç Yönetimi Raporu’nda yer verdiği hesaplamalara göre Temmuz sonu itibarıyla takip eden 12 ayda vadesi dolacak senetlerin payı haziran 2007’den bu yana en düşük seviyesine, yaklaşık yüzde 27 düzeyine gerilemiştir. Aynı dönem itibarıyla faizi takip eden 12 ay içinde yeniden belirlenecek olan senetlerin toplam YTL iç borç stoku içindeki payı ise yüzde 70’ler düzeyindeki istikrarlı seyrini sürdürmüştür.
Toplam iç ve dış kamu borç stokunun alıcılara göre dağılımına bakıldığında ise Temmuz sonu itibarıyla piyasanın yüzde 55.8’lik payı ile yine en yüksek kısmı oluşturduğu, onu yüzde 19.7 pay ile kamu kuruluşlarının izlediği görülmektedir.
Hazine’nin yurtdışındaki tahvil ihraçlarının toplamı US$39.1milyar düzeyinde olup, toplam borç stoku içindeki payı ise yüzde 13.4 düzeyindedir. Sadece iç borç stokuna bakıldığında ise Temmuz sonu itibarıyla YTL255.3milyarlık toplam stokun piyasa tarafından tutulan kısmında yurtdışı yerleşiklerin payının Haziran’daki yüzde 12.1’lik seviyesinden yüzde 12.8’e yükseldiği görülmektedir. Haziran sonu itibarıyla Merkez Bankası’nın Uluslararası Yatırım Pozisyonu verilerine göre ise yabancıların ellerindeki DİBS’lerin, aşağıdaki tablodan da görülebileceği üzere ağırlıklı olarak 2012 yılında konsantre olduğu anlaşılmaktadır.
Önümüzdeki yıllarda hükümetin mali disiplin kriterleri arasında yer verdiği dolayısıyla yakından izlenecek (ancak çok gecikmeli yayımlanan) AB tanımlı borç stoku Mart sonu itibarıyla YTL353.4milyarlık düzeyi ile GSYH’nin yüzde 39.7’si düzeyinde idi. Hükümet bu oranının 2009’da yüzde 35’e, 2011 itibarıyla
SABİT GETİRİLİ MENKUL KIYMET PİYASASI
Piyasalardaki Gelişmeler
Ağustos ayında yurt içi piyasalar nispeten sakin olup, büyük ölçüde yabancı yatırımcıların risk iştahına göre hareket etmiştir.
Kısa vadede, enflasyon göstergesini, MB’nin faiz kararlarını, yeni IMF anlaşmasını, Yargıtay Başsavcısı’nın Anayasa Mahkemesi’nin gerekçeli kararını muhtemelen Eylül sonunda açıklamasından sonra AK Parti’ye karşı tutum ve hareketini, Ekim ayında Meclis’e sunulacak 2009 yılı bütçe tasarısını, 31 Ekim’de yayımlanacak Enflasyon Raporu’nu ve uluslararası piyasalardaki gelişmelerini yakından takip edeceğiz.
MB Başkanı’nın, bankanın para politikası eğiliminin nötr’den gevşetmeye doğru kaydığı sinyalini veren konuşmasına rağmen halen Eylül ayında gösterge faiz oranının yüzde 16.75’te tutulmasını bekliyoruz.
Üç ayda referans faizini toplam 150 baz puan artırarak parasal sıkılaştırmaya giden MB, 14 Ağustos’taki toplantısında beklendiği gibi faizini yüzde 16.75’te tutmuş, ancak temkinli söylemini korumuştur.
Kısa duyurusunda MB, para politikasının mevcut seviyesinin enflasyondaki düşüşü desteklediğini yinelerken, petrol ve emtia fiyatlarının mevcut seviyesinin, bankanın Temmuz ayında öngördüğünden daha iyi olduğunu ve bu nedenle önümüzdeki dönemde enflasyonun kademeli olarak düşmesine yardımcı olacağını söylemiştir.
3 Eylül’de Ağustos ayı enflasyon verisinin aylık bazda yüzde 0.24 gerileyerek olumlu bir sürpriz yapmasından bir gün sonra MB Başkanı Yılmaz, 18 Eylül’deki toplantıdan başlayarak bankanın ölçülü faiz indirimleri dahil tüm seçenekleri göz önünde bulunduracağını söylemiştir. Her ne kadar olumlu bir değerlendirme de olsa, büyük ölçüde mali politika uygulamalarındaki riskler nedeniyle temkinli duruşumuzu koruyor ve bu ay MB’nin referans faiz oranını yüzde 16.75’te tutmasını bekliyoruz.
MB’nin gelecek aylardaki ilk hareketi, petrol ve gıda fiyatlarının seyrine, global gelişmelere ve Mart 2009’daki yerel seçimlere yaklaşırken mali politika tarafındaki uygulamalara bağlı olacaktır.
Temmuz-Ağustos dönemindeki yüklü itfalarından sonra Hazine, Eylül ayı borçlanmasını da rahatlıkla gerçekleştirdi.
*Temmuz ve Ağustos aylarındaki toplam YTL 42.4 milyarlık yüklü itfasını başarıyla çeviren Hazine, Eylül ayı borçlanmalarını da rahatlıkla tamamlamıştır. Hazine bu ay, YTL 3.2 milyar ile öngörüsünün biraz üzerinde borçlanırken, Ocak-Eylül dönemindeki toplam iç borç çevrim oranı yüzde 71.5 ile yüzde 70 olan yıllık hedefiyle uyumludur.
*Büyük ölçüde AK Parti’nin kapatılması davasıyla ilişkili oluşan endişelere global belirsizlik de eklenince, gösterge tahvilin bileşik faizi Mart ayından Temmuz başına kadar yüzde 5 puan artarak yüzde 22.9’a çıkmış ve karar sonrasında Ağustos’ta yüzde 19 seviyesine gerilemiştir. Artan faizler nedeniyle Hazine’nin YTL cinsinden ortalama borçlanma maliyeti ise (değişken faizli tahviller dahil, TÜFE’ye endeksli tahviller hariç) Ocak - Eylül döneminde yüzde 18.9 bileşik seviyesine çıkmakla birlikte söz konusu seviye halen 2007 yılı genelinde kaydedilen borçlanma maliyeti ile yaklaşık aynıdır.
*MB Başkanı’nın, bankanın para politikası eğiliminin nötr’den gevşemeye kaydığı sinyalini veren konuşmasına rağmen 18 Eylül’deki toplantısında MB’nin yüzde 16.75 olan gecelik faiz oranını değiştirmemesini bekliyoruz. 4 Eylül’de TRY’nin dolar’ye karşı değer kaybetmesinin etkisiyle yüzde 19.2 bileşiğe yükselen gösterge tahvilin getirisi ise, Başkan’ın konuşmasının ardından yeniden yüzde 18.9 seviyesine gerilemiş ve 9 Eylül itibarıyla da yüzde 18.7’e inmiştir.
*Yandaki grafikte, üç aylık dönemdeki getiri değişimleri takip edilebilir. En büyük düzeltmenin, beş yıl vadeli tahvilde gerçekleştiği görülmektedir. Üç ay önce üç aylık bono ile beş yıllık tahvil arasındaki getiri farkı yüzde 3.5 puan iken, 8 Eylül itibarıyla söz konusu farkın neredeyse sıfırlanmış olduğunu görmek dikkat çekicidir.
*Eylül ayı başında Hazine, 99,633 dolar fiyatla ve ABD Hazine tahvilinin 334.4 baz puan üzerinde bir getiri farkıyla 11 Mart 2019 vadeli tahvil ihracı gerçekleştirmiştir. 1.5 milyar dolarlık satışın yapıldığı tahvilin kupon oranı yüzde 7 ve getirisi de yüzde 7.05’tir. Bugün itibarıyla Hazine, uluslararası piyasalardan tahvil ihracı yoluyla 4 milyar dolar borçlanmış, farklı bir anlatımla, bu yolla sağlamayı öngördüğü yıllık finansman tutarının yaklaşık yüzde 73’üne ulaşmıştır. Yılın kalan kısmında, toplam euro tahvil itfa tutarı 800 milyon dolardır.
Orta vadede iyimser olmamıza rağmen yakın zamanda yurt içi piyasada aşağı yönlü hareketin sınırlı olacağını düşünüyoruz. Nitekim IMF anlaşmasının ya da enflasyonda ve global piyasalarda pozitif sürprizlerin devam etmesiyle birlikte güvende yaşanacak kati bir iyileşme ya da bozulma, her iki yönde de baz senaryomuz için potansiyel risk olarak durmaktadır.
Döviz Piyasası
EUR/dolar paritesindeki harekete bağlı olarak Ağustos’ta dolar karşısında yüzde 2 değer kaybeden TRY, 50:50 EUR:dolar sepetine karşı 1.46-1.49 bandında hareket etmiştir. Ağustos’ta TRY, 1.14250-1.19790 aralığında hareket ederken MB, döviz alım ihaleleriyle yoluyla US$ 699 milyon piyasadan çekmiş, böylelikle Ocak- Ağustos 2008 döneminde bu şekilde piyasadan toplam 6.7 milyar dolar alım yapmıştır. Ağustos’ta EUR/dolar paritesi 1.4567-1.5631 aralığında hareket ederek ayı 1.4671 seviyesinden kapatmıştır. Avrupa Bölgesi ekonomisinin yavaşlamakta olduğuna dair artan korkular nedeniyle dolar, Eylül başında da değer kazanmayı sürdürmüştür. 4 Eylül’de Avrupa Merkez Bankası (ECB), beklenildiği gibi faiz oranını yüzde 4.25’te tutma kararı almıştır. ECB Başkanı Trichet, enflasyonun 2010 yılından önce hedeflenen seviyeye gelemeyeceğini söyleyerek, enflasyona dair risklerin yukarı yönlü, büyümeye yönelik risklerin ise aşağı yönlü olduğunu belirtmiştir. Banka, 2008 ve 2009 yıllarına dair büyüme beklentilerini de aşağı yönlü revize etmiştir (2008 yılı için orta noktası yüzde 1.8’den yüzde 1.4’e, 2009 yılı için orta noktası yüzde 1.5’ten yüzde 1.2’ye). Aynı gün İngiltere Merkez Bankası da yüzde 5 olan referans faizini değiştirmeme kararı almıştır. ECB’nin kararının ardından dolar, EUR karşısında 1.4215 seviyesine yükselmiştir.
Yatırımcıların gelişmekte olan ülke para birimlerinden çıkarak dolar’ye geçmeleri ve MB Başkanı Yılmaz’ın ölçülü faiz indirimleri sinyalini veren konuşması nedeniyle 4 Eylül’de TRY, dolar karşısında değer kaybederek 1.2449 seviyesini görmüştür. ABD hükümetinin ipotekli konut finansmanı şirketlerinden Fannie Mae and Freddie Mac’i devralmasının ardından dolar güçlenmeye devam etmiş ve EUR/dolar paritesi 9 Eylül’de 1.4049 ile 2008 yılının en düşük seviyesini görmüştür. Yakın dönemde TRY’nin 50:50 EUR/dolar sepetine karşı 1.47-1.52 bandında kalması akla yatkın görünmektedir.
11 Temmuz’da 147.27 dolar ile rekor seviyesine çıktıktan sonra ABD ham petrol vadeli işlemleri, ABD harici ekonomilerdeki yavaşlama korkularının doları güçlendirmesi ve petrol talebine dair endişeleri artırması nedeniyle gerilemeye başlamıştır. Petrol fiyatları Ağustos ayında düşerek ayı 115.5 dolar seviyesinden kapatmıştır. Gustav Kasırgası’nın sınırlı etkisiyle ve güçlü dolar ile birlikte ham petrol fiyatları 8 Eylül’de 104.7 dolar ile Nisan başından beri görülen en düşük seviyesine inmiştir. Ağustos’ta, petrol fiyatlarındaki sert düşüşle ve doların değerlenmesinin altına olan talebi azaltmasıyla altın fiyatları ons başına 15 Eylül’de 773.9 dolar ile Kasım 2007’den beri görülen en düşük seviyesine inmiş ve ayı yüzde 9.1’lik azalışla 829.8 dolar seviyesinden kapatmıştır."
"Duymak rahatlatıcı ancak" başlığıyla hazırlanan bültende şu tespitlere yer verildi;
"Türk Lirası’nın rakipleri arasında en güçlü para birimi olmaya devam ettiği sakin ve olumlu bir ayın ardından Amerikan Hazine’sinin konut kredileri piyasasının iki devi Fannie Mae ve Freddie Mac’i devralması yaşanmakta olan kredi krizinde ciddi bir dönüm noktası oldu. Bu gelişme piyasalar tarafından da hem ABD konut sektörünü hem de uluslararası finans piyasalarını içinde bulunduğu darboğazdan çıkarabilecek bir adım olarak çok olumlu algılandı. Ancak söz konusu devrin boyutu dikkate alındığında, yapılanmanın uzun zaman alması kaçınılmaz görünüyor. Ayrıca bu gelişmenin tek başına, kredi piyasalarında devam etmekte olan krizin maliyetlerinin bölüşümüne dair sorunlara veya dünya ekonomisindeki yavaşlama eğilimine dair ivedi bir çözüm olma olasılığı zayıf. Türkiye ekonomisi ise, türev piyasaları ile sınırlı ilişkisinin desteğiyle yüzde 4’lük bir büyüme seviyesinde destek bulmuş görünüyor.
Ekonominin yeniden ivme kazanması için ise halen başta Euro Bölgesi ekonomileri olmak üzere global belirsizliklerin ve Mart 2009 yerel seçimler öncesinde maliye ve daha genel olarak ekonomi politikalarına dair endişelerin olumsuz etkilediği tüketici ve yatırımcı güveninin güçlenmesi gerekiyor. Bu bağlamda, Merkez Bankası (MB) Başkanı’nın politika faizinin beklenenden daha önce düşebileceğine yönelik son sinyalini duymak rahatlatıcı idi. MB büyük olasılıkla son dönemde ciddi anlamda bozulan enflasyon beklentilerindeki iyileşmeye öncülük etmek istiyor. Ancak global belirsizliklerin devam ettiği mevcut ortamda politika güvenilirliği hala zayıf, dolayısıyla MB’nin gücü belirsiz. Yine de MB’nin gıda ve emtia fiyatlarında yaşanan düşüşlerle birlikte bugün itibarıyla enflasyon görünümü konusunda kendisini daha güvenli hissetmesi olumlu. Daha açık bir ifadeyle MB, politika faizlerinin bir süre sabit tutulduktan sonra kademeli olarak düşürüleceği bir politika görünümü dahilinde enflasyonun bu yıl sonunda tek haneli, 2009 sonunda yüzde 6.1, 2010 sonunda ise yüzde 4.9 seviyelerine gerilemesini güçlü bir olasılık olarak görüyor. MB’nin iyimserliği kesinlikle önemli ve daha önce kriz sonrasında özellikle 2004 yılında faiz indirimleri kanalıyla enflasyon beklentilerinin kırılmasına öncülük etmeyi başarmıştı. 2008’e dair açıklanan tarımsal üretim tahmininin iki yıllık daralmanın ardından bu yıl büyümeye işaret etmesi de iyimserliği destekliyor. Ancak ikincil etkilerin ne kadar kısa sürede ortadan kalkacağı, özellikle enflasyon beklentilerinin katılığının korunduğu dolayısıyla politika güvenilirliğinin zayıf olduğu bir dönemde belirsiz. Resmin öteki yüzündeki büyümeye dair ise enflasyon yüzde 12’li seviyelerde iken tüketici kredileri ve kredi kartlarında devam eden yüzde 35’in üzerindeki yıllık artışlara karşın zayıflığını koruyan iç talebin para politikası kanalıyla teşvik edilmesi söz konusu olabilirse de, bunun mevcut konjonktürde tercih edilir olmadığı çok açık, MB’nin böyle bir sinyali de olmadı. Ama bu Türkiye’nin potansiyel büyüme seviyesini yeniden yakalaması için tüketici ve yatırımcı güvenini güçlendirmesi gerektiği gerçeğini de değiştirmiyor. Bu bağlamda Ekim ortasına kadar Meclis’e sunulacak 2009 bütçe tasarısı, aynı dönemde karar verilmesi olası IMF ile ihtiyati bir stand-by imzalanması konusu ve Ekim başında yayımlanabilecek Anayasa Mahkemesi’nin gerekçeli kararlarının ardından yaşanacak politik gelişmeler güveni etkileyebilir. Eylül’de izlenecek diğer bir gelişme de elektrik dağıtım şirketleri özelleştirmesi ve ilk nükleer santral ihalesinin sonuçları olacak.
Eylül ayında takip edilecek önemli gelişmeler
*10 Eylül: 2. çeyrek GSYH verileri yayımlanacak. Ortalama sanayi üretimindeki büyümenin yavaşladığı ikinci çeyrekte GSYH’deki büyümenin yüzde 3.6’ya gerilemesini bekliyoruz. 3. çeyrekte büyümedeki yavaşlama sürecektir ancak son çeyrekle beraber kısmi bir iyileşme yaşanabilir. Bu iyileşmenin temel belirleyicisi olarak ise kısmen iyileşen tüketici güveni ve kamu harcamalarındaki artışın ön plana çıkacağını düşünüyoruz.
*18 Eylül: Merkez Bankası (MB) Para Politikası Kurulu toplanacak. Ağustos ayında beklenenden çok daha iyi gerçekleşen enflasyon verilerine ve MB Başkanı’nın faiz indirimlerinin daha erken gelebileceğine dair ılımlı açıklamasına karşın, mevcut global belirsizlikler ve erken yapılacak bir faiz indirimin yaratacağı güven kaybı nedeniyle MB’nin bu ay faiz oranlarını değiştirmeyeceğini tahmin ediyoruz. MB’nin son açıklaması enflasyon beklentilerindeki katılığın kırılmasına yönelik bir çabanın işaretini verirken, bunun temelinde büyük olasılıkla Bankanın bugün itibarıyla düşen gıda ve emtia fiyatları dâhilinde enflasyon görünümüne dair güçlü olumlu bir görüşe sahip olması yatıyor. Ancak iç ve dış belirsizliklerin sürdüğü bir ortamda enflasyondaki düşüşün kısa dönemde hızlanması olasılığının zayıf olduğu da dikkate alınırsa enflasyon beklentilerindeki katılığın en azından yılsonuna kadar sürmesi mümkün. Ancak son açıklamasında MB Başkanı’nın Eylül ayı dahil olmak üzere faiz indirimlerinin para politikası seçenekleri arasında değerlendirileceğini belirtmesinin ardından Banka’nın düşen gıda ve emtia fiyatlarının desteğiyle enflasyonun bu yıl sonunda tek haneli, 2009 sonunda yüzde 6.1, 2010 sonunda ise yüzde 4.9’a gerileyeceğini öngörmesi bu yıl bir faiz indiriminin denenmesi olasılığını güçlendiriyor. Bu bağlamda Kasım ayı genel enflasyonun seyri açısından faiz indiriminin yapılabileceği bir ay olarak görünürken, tarımsal üretime dair olumlu sinyallere karşın MB’nin bu yıl yüzde 0.25 puanın üzerinde bir faiz indirimi gerçekleştirmesi olasılığını düşük görüyoruz.
*26 Eylül: 2. çeyrek dış borç verileri yayımlanacak. Enerji fiyatlarının etkisiyle hızla büyüyen cari açığın finansmanını büyük oranda uzun vadeli borçlanmalarla karşılayan özel sektörün borç stoku da hızla artarken, Haziran sonu itibarıyla Türkiye’nin toplam borç stokunun US$280 milyara yükseldiğini tahmin ediyoruz.
Ayın diğer beklenen gelişmeleri
IMF: Hükümetten gelen olumlu sinyallere karşın IMF ile ihtiyati bir stand-by imzalanması konusunda henüz bir karar verilmedi. IMF sonbahar başında program sonrası gözetim mekanizması dâhilinde bir heyetin Türkiye’ye geleceğini belirtti. 2009 Bütçe tasarısı Ekim ortasında Meclis’e sunulacağı için bu tarihe kadar yeni bir programın olup olmayacağı konusunun netleşmesi beklenebilir. Piyasalar şu anda bir programın imzalanacağını fiyatlamış durumda.
AB-Kıbrıs: 3 Eylül’de adada başlayan resmi görüşmelerinin ardından kısa vadede somut bir gelişme beklenmiyor. Ancak gerek burada atılacak adımlar, gerekse hükümetin AB’ye uyum çerçevesinde başlattığı Ulusal Program çalışmalarının seyri Kasım başında yayımlanacak AB İlerleme Raporu açısından önem taşıyor.
EKONOMİK VERİLER
Enflasyon
TÜFE Ağustos ayında beklenmedik bir şekilde yüzde 0.24 gerilerken, yıllık enflasyon da yüzde 11.77’ye gerilemiş, üretici fiyatlarındaki sürpriz yüzde 2.34’lük gerileme de maliyet cephesindeki artış baskısını kısmen azaltarak yıllık üretici fiyatları artışının Temmuz sonundaki yüzde 18.41’lik seviyesinden yüzde 14.67’ye çekmiştir. TÜFE’deki sürpriz büyük oranda gıda, giyim ve eğitim gruplarında beklentilerden daha olumlu gerçekleşen mevsimsel fiyat değişimleri etkili olmuştur. Spesifik olarak ise gıda ve içecek grubunda beklentimizin ve aybaşında yayımlanan İTO verilerinin verdiği sinyalin aksine Ağustos ayında genel olarak fiyatların sabit kalması aylık enflasyonu ciddi anlamda beklentinin altına çekmiştir. Ayrıca giyim ve eğitim gruplarına dair temkinli yaklaşımımız da mevsimsel fiyat değişimlerinin zayıf kaldığı ay enflasyonun beklentimizin altında kalmasında etkili olmuştur. Genel olarak aylık enflasyona Ağustos’ta en olumlu katkılar fiyat düşüşlerinin yaşandığı giyim ve ulaştırma gruplarından gelirken (sırasıyla -yüzde 0.39 ve -yüzde 0.15 puan katkı ile) doğalgaz fiyatlarındaki artış beklendiği üzere konut grubunun katkısının yüzde 0.28 puana yükseltmiştir. Yine de gerçek kira artışları yıldan yıla gerilemeye devam ederken, bu kalem servis enflasyonu üzerindeki olumlu katkısıyla orta vadeli enflasyon görünümünü desteklemeyi sürdürmüştür.
Çekirdek göstergelere bakıldığında ise, dokuz göstergeden sekizinin enflasyon eğiliminde iyileşmeye işaret ettiği, ancak bu yıl gıda ve enerji fiyatlarının ikincil etkilerine ve bunun beklentiler üzerindeki etkisine bağlı oluşan artış baskısının genel olarak ortadan kalkmadığı görülmektedir. Diğer bir deyişle kısa dönemde enflasyonda artış riski korunmaktadır. Tüm bunlara ek olarak TL’nin global gelişmelere karşı kırılganlığını koruması da ileriye yönelik bir risk unsurudur. Dolayısıyla Ağustos’ta yaşanan olumlu enflasyon sürprizine karşın çekirdek göstergeler kısa vadede enflasyonda hızlı bir düşüş yaşanması olasılığının hala çok düşük olduğuna işaret etmektedir. Ağustos’ta ÜFE’nin yüzde 2.34 gerilemesinde ise temel olarak emtia fiyatlarında yaşanan düzeltme, TL’nin güçlenmeye devam etmesi ve tarım fiyatlarındaki gerileme belirleyici olmuştur. Spesifik olarak rafine petrol ürünleri imalatı fiyatlarındaki aylık yüzde 13.38’lik düşüş aylık enflasyona yüzde 1.43 puan negatif katkı yaparken, ana metal sanayi de -yüzde 0.62 puan katkısıyla genel ÜFE artışını sınırlandırmıştır. Genel tarım endeksi dahilinde fiyatların yüzde 1.99 gerilemesi de ÜFE değişimine aynı dönemde -yüzde 50 puan katkı yapmıştır. Ağustos ayında ÜFE altında enflasyonu yukarı çeken temel gelişme ise doğalgaz fiyatlarındaki artış olmuştur (elektrik ve gaz üretim dağıtım grubunun katkısı yüzde 0.34 puandır). Sonuç olarak yıllık ÜFE artışının belirgin oranda gerilemesi orta vadeli enflasyon görünümü açısından maliyet baskısını azaltıcı olumlu bir gelişmedir.
Merkez Bankası Başkanı, Ağustos enflasyonunun yayımlanmasından bir gün sonra, beklenmedik ve olağan uygulamanın dışında işadamlarına yaptığı bir toplantıda MB’nin gıda ve emtia fiyatlarındaki iyileşme ile birlikte enflasyon görünümünün iyileşmesine dayanarak Eylül ayından itibaren erken bir faiz indirimini gündemlerinde tutacağını açıklaması sürpriz olmuştur. Banka bugün itibarıyla faizlerin bir süre sabit tutulduktan sonra kademeli olarak indirildiği bir ortamda enflasyonun yıl sonunda tek haneli, 2009 sonunda yüzde 6.1, 2010 sonunda ise yüzde 4.9 seviyesine gerileme olasılığını güçlü görmektedir.
Yine de işlenmemiş gıda fiyatlarındaki sert düşüşe karşın çekirdek göstergeler enflasyondaki düşüşün kısa dönemde hızlı olmayacağına işaret etmektedir. TL’nin son dönemdeki gücünün global gelişmelere duyarlı olduğu anımsanacak olursa, enflasyonun yüzde 10 eşiğinin altına inmesini beklediğimiz Kasım ayına kadar enflasyon beklentilerindeki düşüşün sınırlı kalması olasılığı güçlüdür. Bu ortamda global gelişmelerin yanı sıra Mart 2009 seçimi öncesi maliye politikasına dair riskler, 2008 dahil son üç yılda hedef aşımının ardından para politikasının güvenilirliğini artırma baskısı altında olan MB’nin kısa vadede gerçekleştirebileceği faiz indirimini sınırlandıracaktır. Yine de Başkan’ın son açıklaması MB’nin beklentilere öncülük etmek istediğinin bir göstergesi olup, politika güvenilirliğine dair tüm risklere karşın bu yıl faiz indirimi görmemiz olasılığını güçlendirmiştir.
Sanayi Üretimi
Sanayi üretim endeksi Haziran ayında piyasaların yıldan yıla (YY) yüzde 2.0’lik beklentisinin altında YY yüzde 0.8’lik bir artış gösterdi. İmalat sanayi üretimi YY yüzde 0.4 küçülürken toplam sanayi üretimdeki artış büyük ölçüde maden ve taşocakçılığındaki YY yüzde 20.3’lik artıştan geldi. 6 aylık ortalamalara göre sanayi üretimi 2007’de 5,4yüzde iken 2008’de yüzde 4,4 olarak gerçekleşti. İmalat sanayi altında 22 sektörden 10’unda üretim bir önceki seneye göre azalırken tekstil ürünleri, makine ve teçhizat ve plastik ve kauçuk ürün imalatı en büyük düşüşü yaşadılar. Tekstil ürünleri imalatı YY yüzde 21.4, makine ve teçhizat imalatı YY yüzde 19.5 gerilerken, plastik ürünleri imalatında YY yüzde 12.6’lık bir düşüş yaşandı. Böylece tekstil ürünleri imalatında sene başından beri süre gelen düşüş Haziran ayında da devam etti. Makine imalatı zayıf yatırım talebinin sonucu olarak daralmaya devam ederken plastik ürünler imalatı Mayıs ayındaki YY yüzde 6.6’lık artışın ardından YY -yüzde 23.6 düşüşe geçmiş oldu.
Haziran ayında ihracata bağlı olarak otomobil üretimi YY yüzde 15.9’lık artış göstererek, gıda ürünleri ve içecek imalatı ile beraber imalat sanayinin en önemli iki sektörü olarak öne çıktılar. 2008’in ilk altı ayında ihracattaki YY yüzde 13.5’lik artış imalat sanayinde daha ciddi bir düşüşe engel olmasına rağmen iç talep zayıf bir görünüm çizmeye devam etti. Her ne kadar tüketici kredileri ve kredi kartı harcamaları aynı dönemde YY yüzde 39.7 artmış olsa da iç talepteki büyüme 2008 başından beri zayıf kaldı. Zayıf iç talep enflasyon için olumlu bir gelişme olmasa da ikinci çeyrek büyüme rakamlarına olumsuz bir etkisi olması bekleniliyor.
Sanayi üretim endeksine en olumlu etki Haziran ayında maden ve taşocakçılığından geldi. Ham petrol ve doğalgaz üretiminde YY yüzde 3.3’lük artış ile sınırlı bir etki görülürken, maden kömürü sanayi ve metal cevheri madenciliği üretimi sırasıyla YY yüzde 24.1 ve YY yüzde 40.3 büyüdü. Bu iki sektördeki ani artışta mevsimsel bir etki söz konusudur.
Tüm bunlara bağlı olarak Reel Sektör Güven Endeksi Mart’tan beri süregelen düşüşünü Ağustos’ta sürdürürken Tüketici Güven Endeksi Nisan’dan itibaren artmaya başladı. İki endeksin eğimleri arasındaki fark tüketicilerin artan belirsizliklere tepkisinin reel sektöre oranla daha çabuk olmasından kaynaklanabilir. Öte yandan kredi koşullarındaki daralma ve reel sektörün azalan güveni, sanayi üretimindeki büyümenin yavaşlamasına paralel bir gelişme olarak şaşırtıcı değildi. Benzer durum Temmuz ve Ağustos aylarında da devam edeceği için üçüncü çeyrekte de sanayi üretimindeki yavaşlamanın süreceğini öngörüyoruz. Diğer yandan Temmuz sonunda açıklanan iktidar partisinin kapatılması ile ilgili davadaki karar tüketici güvenine olumlu yansıdı. Tüketici Güven Endeksi karara bağlı olarak Temmuz ayından Ağustos ayına yüzde 19.3’lük bir artış gösterdi. Dolayısıyla sene sonuna doğru iç talebin büyümeyi daha fazla desteklemesi beklense de senenin kalanı için ani ve hızlı bir büyüme düşük bir olasılık olarak kalmaya devam ediyor. "
Dış Ticaret ve Ödemeler Dengesi
Temmuz ayında, ihracat ve ithalatın sırasıyla önceki yılın aynı dönemine göre (YY) yüzde 41 ve yüzde 35 büyümesi aylık dış ticaret açığını yaklaşık olarak YY US$ 1.7 milyar arttırarak US$ 7.9 milyara yükselmiştir. Bu verilerle birlikte Temmuz sonu itibarıyla yıllık kümülatif ihracat ve ithalat US$ 130.1 ve US$203.9milyar olmuş, dış ticaret açığı ise US$ 73.8 milyar ile dış ticaret açığı yeni bir rekor seviyeye ulaşmıştır. Net mineral yakıt ve yağ ithalatındaki YY US$1.7milyarlık artış söz konusu ay dış ticaret açığındaki büyümenin temel belirleyicisi olurken, enerji hariç dengede YY US$40milyonluk bir iyileşme kaydedilmiştir.
Yıllık rakamlara bakıldığında, enerji hariç dış ticaret açığı 2008 yılının ilk yedi ayında US$34-35milyar civarında istikrarlı seyrini sürdürürken toplam dış ticaret açığı 2007 yılı sonundaki US$62.8milyar seviyesine göre US$11milyar yükselerek Temmuz ayı sonunda US$ 73.8 milyara ulaşmıştır. Diğer bir deyişle söz konusu dönemde toplam dış ticaret açığındaki YY artışın US$ 9.6 milyarı (yaklaşık yüzde 88’i) net mineral yağ ve yakıt ihracatındaki yıldan yıla artıştan geldi. Bir başka deyişle tüketici ve yatırımcı güveninin zayıf olması ve ekonomideki yavaşlama açığın daha fazla artmasını önlerken artan emtia fiyatlarının (özellikle petrol ve ana metaller) ticaret açığı üzerindeki etkisi her ay daha belirginleşmiştir. Nitekim yıllık rakamlarla, ihracatın ithalatı karşılama oranı enerji hariç ürünler için yüzde 77.6 ile Şubat 2004’ten beri en yüksek seviyesindeyken toplam ihracatın toplam ithalatı karşılama oranı yüzde 63.8 ile yılın ilk yedi ayında dengeli seyrini sürdürmüştür. Aynı dönemde ihracattaki büyüme sanayi üretiminin ithal ara mal gereksiniminin devam etmesi sebebiyle ara mal ithalatında da belirgin artış olmuştur. Ocak-Temmuz 2008 döneminde ihracattan elde edilen toplam gelirin yüzde 83’ü enerji hariç ithal ara mal bedelini karşılamıştır.
İhracat tarafında, demir çelik, mineral yakıt-yağlar ve otomotiv fasılları Temmuz ayında da YY toplam ihracat artışına öncülük ederken, bu fasıllar toplamdaki YY US$ 3.6 milyarlık artışın yüzde 58’ini ve 2008’in ilk yedi ayındaki toplam ihracattaki US$ 22.8 milyarlık artışın ise yüzde 44.2’sini oluşturmuştur. Ocak-Temmuz 2008’de tekstil ürünleri ve makine fasıllarının ihracat içindeki payları düşerken demir çelik ihracatının toplam ihracattaki payı yüzde 11.2’ye, mineral yağ ve yakıtların payı yüzde 5.8’e yükselmiştir. Mücevher ihracatı 2008’de çarpıcı bir şekilde artmış ve 2007’nin ilk yedi ayında yüzde 4.1 olan toplam ihracat içindeki payını bu yılın aynı döneminde yüzde 8.1’e yükseltmiştir. 10 Eylül’de açıklanacak Temmuz ayı Ödemeler Dengesi verilerinde yıllık cari açığın US$ 47.5 milyara ulaşmasını beklemekteyiz. Mayıs ayındaki net US$ 1.8 milyarlık toplam menkul alımı sonrasında Haziran ayında da yabancıların net US$ 1.8 milyarlık hisse senedi ve US$ 668 milyonluk da bono alımı olmuştur. Yine 2008’in ilk yarısında yabancı yatırımcıların net menkul değer alımı US$ 2.4 milyar ile 2007 yılının ilk yarısındaki US$ 4.7 milyarlık gerçekleşmenin altında kalmıştır. Sonuç olarak toplam kayıtlı sermaye girişi Haziran ayında da cari açığın üzerinde gerçekleşmiş ve US$ 2.4 milyarlık kayıt dışı para çıkışına (net hata noksan) karşın toplam rezervler (resmi rezervlerde yaklaşık olarak US$ 1.5 milyar) US$ 2.8 milyar artmıştır. Ayrıca Hazine’nin US$ 500 milyonluk Euro tahvil ihracı, US$ 1.2 milyarlık doğrudan yabancı yatırımı (özellikle TEKEL’in özelleştirilmesi ile ilgili) ve finans dışı sektörün istikrarlı bir şekilde dışarıdan borçlanabilmesi Haziran’da rezerv artışını desteklemiştir. Yıllık bazda Haziran sonu itibariyle, banka dışı kesimin uzun vadeli net borçlanması US$ 30 milyarla yeni bir rekor seviyeye ulaşmış ve aynı dönemdeki cari açığın yüzde 65.3’ünü karşılamıştır. Bankaların uzun vadeli net borçlanması ise, 2007 Kasım sonundaki US$ 11.5 milyarlık seviyesinden US$ 5.0 milyara düşmüş ancak bu yabancıların mevduatlarındaki artış ve bankaların kısa vadeli borçlanmasındaki artışla dengelenmiştir.
Merkezi Yönetim Toplam Borç Stoku
Merkezi Yönetim toplam borç stoku yılın en yüklü iç borç geri ödemesinin gerçekleştirildiği Temmuz ayında 348.2 milyar YTL'den 345.8 milyar YTL'ye gerilerken, iç borç stoku sadece 149 milyon YTL artmış, dış borç stokunun YTL cinsinden değeri ise TL’nin dolar karşısında yüzde 3.2 değer kazanması ile birlikte gerilemiştir.
Ocak 2008 sonu itibarıyla yüzde 23.2’ye kadar gerileyen dış borç stokunun toplam kamu borç1 stoku içindeki payı Temmuz sonunda yüzde 24.5 düzeyinde gerçekleşirken, IMF’ye olan 10 milyar dolarlık (anapara) borç bunun sadece yüzde 3.4 puanını oluşturmaktadır. Yılın ilk yedi ayındaki borç stoku gelişmeleri büyük oranda Hazine’nin bir yandan stokun ortalama vadesini artırmaya çalışırken, ağırlıklı olarak sabit faizle borçlanarak stokun faiz riskini azaltmaya yönelik borçlanma stratejisine paralel bir seyir izlemiştir. Spesifik olarak sabit faizli devlet iç borçlanma senetlerinin (DİBS) toplam iç borç stoku içindeki payı 2007 sonunda yüzde 50.2 iken, Mayıs sonunda yüzde 52.9’a çıkmış ve Temmuz sonunda da yüzde 52.7 düzeyinde kalmıştır. Ancak toplam iç borç stokunun ortalama vadesi aynı dönemde 25.7 aydan 24.2 aya gerilemiş, bunda da özellikle vadesi gelen çok uzun vadeli nakit dışı borçların etkisi olmuştur.
Hazine’nin Ağustos Ayı Kamu Borç Yönetimi Raporu’nda yer verdiği hesaplamalara göre Temmuz sonu itibarıyla takip eden 12 ayda vadesi dolacak senetlerin payı haziran 2007’den bu yana en düşük seviyesine, yaklaşık yüzde 27 düzeyine gerilemiştir. Aynı dönem itibarıyla faizi takip eden 12 ay içinde yeniden belirlenecek olan senetlerin toplam YTL iç borç stoku içindeki payı ise yüzde 70’ler düzeyindeki istikrarlı seyrini sürdürmüştür.
Toplam iç ve dış kamu borç stokunun alıcılara göre dağılımına bakıldığında ise Temmuz sonu itibarıyla piyasanın yüzde 55.8’lik payı ile yine en yüksek kısmı oluşturduğu, onu yüzde 19.7 pay ile kamu kuruluşlarının izlediği görülmektedir.
Hazine’nin yurtdışındaki tahvil ihraçlarının toplamı US$39.1milyar düzeyinde olup, toplam borç stoku içindeki payı ise yüzde 13.4 düzeyindedir. Sadece iç borç stokuna bakıldığında ise Temmuz sonu itibarıyla YTL255.3milyarlık toplam stokun piyasa tarafından tutulan kısmında yurtdışı yerleşiklerin payının Haziran’daki yüzde 12.1’lik seviyesinden yüzde 12.8’e yükseldiği görülmektedir. Haziran sonu itibarıyla Merkez Bankası’nın Uluslararası Yatırım Pozisyonu verilerine göre ise yabancıların ellerindeki DİBS’lerin, aşağıdaki tablodan da görülebileceği üzere ağırlıklı olarak 2012 yılında konsantre olduğu anlaşılmaktadır.
Önümüzdeki yıllarda hükümetin mali disiplin kriterleri arasında yer verdiği dolayısıyla yakından izlenecek (ancak çok gecikmeli yayımlanan) AB tanımlı borç stoku Mart sonu itibarıyla YTL353.4milyarlık düzeyi ile GSYH’nin yüzde 39.7’si düzeyinde idi. Hükümet bu oranının 2009’da yüzde 35’e, 2011 itibarıyla
SABİT GETİRİLİ MENKUL KIYMET PİYASASI
Piyasalardaki Gelişmeler
Ağustos ayında yurt içi piyasalar nispeten sakin olup, büyük ölçüde yabancı yatırımcıların risk iştahına göre hareket etmiştir.
Kısa vadede, enflasyon göstergesini, MB’nin faiz kararlarını, yeni IMF anlaşmasını, Yargıtay Başsavcısı’nın Anayasa Mahkemesi’nin gerekçeli kararını muhtemelen Eylül sonunda açıklamasından sonra AK Parti’ye karşı tutum ve hareketini, Ekim ayında Meclis’e sunulacak 2009 yılı bütçe tasarısını, 31 Ekim’de yayımlanacak Enflasyon Raporu’nu ve uluslararası piyasalardaki gelişmelerini yakından takip edeceğiz.
MB Başkanı’nın, bankanın para politikası eğiliminin nötr’den gevşetmeye doğru kaydığı sinyalini veren konuşmasına rağmen halen Eylül ayında gösterge faiz oranının yüzde 16.75’te tutulmasını bekliyoruz.
Üç ayda referans faizini toplam 150 baz puan artırarak parasal sıkılaştırmaya giden MB, 14 Ağustos’taki toplantısında beklendiği gibi faizini yüzde 16.75’te tutmuş, ancak temkinli söylemini korumuştur.
Kısa duyurusunda MB, para politikasının mevcut seviyesinin enflasyondaki düşüşü desteklediğini yinelerken, petrol ve emtia fiyatlarının mevcut seviyesinin, bankanın Temmuz ayında öngördüğünden daha iyi olduğunu ve bu nedenle önümüzdeki dönemde enflasyonun kademeli olarak düşmesine yardımcı olacağını söylemiştir.
3 Eylül’de Ağustos ayı enflasyon verisinin aylık bazda yüzde 0.24 gerileyerek olumlu bir sürpriz yapmasından bir gün sonra MB Başkanı Yılmaz, 18 Eylül’deki toplantıdan başlayarak bankanın ölçülü faiz indirimleri dahil tüm seçenekleri göz önünde bulunduracağını söylemiştir. Her ne kadar olumlu bir değerlendirme de olsa, büyük ölçüde mali politika uygulamalarındaki riskler nedeniyle temkinli duruşumuzu koruyor ve bu ay MB’nin referans faiz oranını yüzde 16.75’te tutmasını bekliyoruz.
MB’nin gelecek aylardaki ilk hareketi, petrol ve gıda fiyatlarının seyrine, global gelişmelere ve Mart 2009’daki yerel seçimlere yaklaşırken mali politika tarafındaki uygulamalara bağlı olacaktır.
Temmuz-Ağustos dönemindeki yüklü itfalarından sonra Hazine, Eylül ayı borçlanmasını da rahatlıkla gerçekleştirdi.
*Temmuz ve Ağustos aylarındaki toplam YTL 42.4 milyarlık yüklü itfasını başarıyla çeviren Hazine, Eylül ayı borçlanmalarını da rahatlıkla tamamlamıştır. Hazine bu ay, YTL 3.2 milyar ile öngörüsünün biraz üzerinde borçlanırken, Ocak-Eylül dönemindeki toplam iç borç çevrim oranı yüzde 71.5 ile yüzde 70 olan yıllık hedefiyle uyumludur.
*Büyük ölçüde AK Parti’nin kapatılması davasıyla ilişkili oluşan endişelere global belirsizlik de eklenince, gösterge tahvilin bileşik faizi Mart ayından Temmuz başına kadar yüzde 5 puan artarak yüzde 22.9’a çıkmış ve karar sonrasında Ağustos’ta yüzde 19 seviyesine gerilemiştir. Artan faizler nedeniyle Hazine’nin YTL cinsinden ortalama borçlanma maliyeti ise (değişken faizli tahviller dahil, TÜFE’ye endeksli tahviller hariç) Ocak - Eylül döneminde yüzde 18.9 bileşik seviyesine çıkmakla birlikte söz konusu seviye halen 2007 yılı genelinde kaydedilen borçlanma maliyeti ile yaklaşık aynıdır.
*MB Başkanı’nın, bankanın para politikası eğiliminin nötr’den gevşemeye kaydığı sinyalini veren konuşmasına rağmen 18 Eylül’deki toplantısında MB’nin yüzde 16.75 olan gecelik faiz oranını değiştirmemesini bekliyoruz. 4 Eylül’de TRY’nin dolar’ye karşı değer kaybetmesinin etkisiyle yüzde 19.2 bileşiğe yükselen gösterge tahvilin getirisi ise, Başkan’ın konuşmasının ardından yeniden yüzde 18.9 seviyesine gerilemiş ve 9 Eylül itibarıyla da yüzde 18.7’e inmiştir.
*Yandaki grafikte, üç aylık dönemdeki getiri değişimleri takip edilebilir. En büyük düzeltmenin, beş yıl vadeli tahvilde gerçekleştiği görülmektedir. Üç ay önce üç aylık bono ile beş yıllık tahvil arasındaki getiri farkı yüzde 3.5 puan iken, 8 Eylül itibarıyla söz konusu farkın neredeyse sıfırlanmış olduğunu görmek dikkat çekicidir.
*Eylül ayı başında Hazine, 99,633 dolar fiyatla ve ABD Hazine tahvilinin 334.4 baz puan üzerinde bir getiri farkıyla 11 Mart 2019 vadeli tahvil ihracı gerçekleştirmiştir. 1.5 milyar dolarlık satışın yapıldığı tahvilin kupon oranı yüzde 7 ve getirisi de yüzde 7.05’tir. Bugün itibarıyla Hazine, uluslararası piyasalardan tahvil ihracı yoluyla 4 milyar dolar borçlanmış, farklı bir anlatımla, bu yolla sağlamayı öngördüğü yıllık finansman tutarının yaklaşık yüzde 73’üne ulaşmıştır. Yılın kalan kısmında, toplam euro tahvil itfa tutarı 800 milyon dolardır.
Orta vadede iyimser olmamıza rağmen yakın zamanda yurt içi piyasada aşağı yönlü hareketin sınırlı olacağını düşünüyoruz. Nitekim IMF anlaşmasının ya da enflasyonda ve global piyasalarda pozitif sürprizlerin devam etmesiyle birlikte güvende yaşanacak kati bir iyileşme ya da bozulma, her iki yönde de baz senaryomuz için potansiyel risk olarak durmaktadır.
Döviz Piyasası
EUR/dolar paritesindeki harekete bağlı olarak Ağustos’ta dolar karşısında yüzde 2 değer kaybeden TRY, 50:50 EUR:dolar sepetine karşı 1.46-1.49 bandında hareket etmiştir. Ağustos’ta TRY, 1.14250-1.19790 aralığında hareket ederken MB, döviz alım ihaleleriyle yoluyla US$ 699 milyon piyasadan çekmiş, böylelikle Ocak- Ağustos 2008 döneminde bu şekilde piyasadan toplam 6.7 milyar dolar alım yapmıştır. Ağustos’ta EUR/dolar paritesi 1.4567-1.5631 aralığında hareket ederek ayı 1.4671 seviyesinden kapatmıştır. Avrupa Bölgesi ekonomisinin yavaşlamakta olduğuna dair artan korkular nedeniyle dolar, Eylül başında da değer kazanmayı sürdürmüştür. 4 Eylül’de Avrupa Merkez Bankası (ECB), beklenildiği gibi faiz oranını yüzde 4.25’te tutma kararı almıştır. ECB Başkanı Trichet, enflasyonun 2010 yılından önce hedeflenen seviyeye gelemeyeceğini söyleyerek, enflasyona dair risklerin yukarı yönlü, büyümeye yönelik risklerin ise aşağı yönlü olduğunu belirtmiştir. Banka, 2008 ve 2009 yıllarına dair büyüme beklentilerini de aşağı yönlü revize etmiştir (2008 yılı için orta noktası yüzde 1.8’den yüzde 1.4’e, 2009 yılı için orta noktası yüzde 1.5’ten yüzde 1.2’ye). Aynı gün İngiltere Merkez Bankası da yüzde 5 olan referans faizini değiştirmeme kararı almıştır. ECB’nin kararının ardından dolar, EUR karşısında 1.4215 seviyesine yükselmiştir.
Yatırımcıların gelişmekte olan ülke para birimlerinden çıkarak dolar’ye geçmeleri ve MB Başkanı Yılmaz’ın ölçülü faiz indirimleri sinyalini veren konuşması nedeniyle 4 Eylül’de TRY, dolar karşısında değer kaybederek 1.2449 seviyesini görmüştür. ABD hükümetinin ipotekli konut finansmanı şirketlerinden Fannie Mae and Freddie Mac’i devralmasının ardından dolar güçlenmeye devam etmiş ve EUR/dolar paritesi 9 Eylül’de 1.4049 ile 2008 yılının en düşük seviyesini görmüştür. Yakın dönemde TRY’nin 50:50 EUR/dolar sepetine karşı 1.47-1.52 bandında kalması akla yatkın görünmektedir.
11 Temmuz’da 147.27 dolar ile rekor seviyesine çıktıktan sonra ABD ham petrol vadeli işlemleri, ABD harici ekonomilerdeki yavaşlama korkularının doları güçlendirmesi ve petrol talebine dair endişeleri artırması nedeniyle gerilemeye başlamıştır. Petrol fiyatları Ağustos ayında düşerek ayı 115.5 dolar seviyesinden kapatmıştır. Gustav Kasırgası’nın sınırlı etkisiyle ve güçlü dolar ile birlikte ham petrol fiyatları 8 Eylül’de 104.7 dolar ile Nisan başından beri görülen en düşük seviyesine inmiştir. Ağustos’ta, petrol fiyatlarındaki sert düşüşle ve doların değerlenmesinin altına olan talebi azaltmasıyla altın fiyatları ons başına 15 Eylül’de 773.9 dolar ile Kasım 2007’den beri görülen en düşük seviyesine inmiş ve ayı yüzde 9.1’lik azalışla 829.8 dolar seviyesinden kapatmıştır."
IMKB tepetaklak oldu
İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB), yurtdışı gelişmelere bağlı satış baskısıyla geriledi.
İlk seansta gelen satışları 39500 seviyesinde karşılamayı başaran ve yatay seyir izleyen endeks 39669.61 puan ile yüzde 1.13 oranında düşüş kaydetti.
İkinci yarıda bir süre 39600-39800 aralığına sıkışık seyir izleyen Ulusal 100 Endeksi, Lehman Brothers'ın beklenenden kötü gelen rakamların etkisiyle 39147 puana kadar düştü ve günü 39294.96 puan ile (yüzde 2.07) 829.61 puan ekside tamamladı.
Günün ikinci yarısında 891.473.533 YTL olan işlem hacmi, toplamda 1.474.017.343 YTL olarak gerçekleşti.
ABD borsaları Lehman Brotrehs'ın sermaye artırma gücünün kalmadığına ilişkin beklentilerin ağırlık kazanmasıyla önemli oranda düşüş kaydetmesi, Avrupa borsalarındaki olumsuz görünüm İMKB'nin satıcılı açılışında etkili oldu.
Vadeli ABD endeks kontratlarında dün yaşanan büyük düşüşün ardından gözlenen tepki alımları satış baskısını sınırlasa da, Lehman Brothers tarafından öğleden sonra açıklanan üçüncü çeyrek rakamlarının beklentilerden kötü gelmesi dış piyasalarla birlikte İMKB'de de satış baskısını artırdı.
Yurtiçinde ise bugün açıklanan ve beklenenden düşük gelen ikinci çeyrek büyüme rakamının ardından, Adabank ihalesi takip edildi ve cari açık verisi beklendi.
İlk seansta gelen satışları 39500 seviyesinde karşılamayı başaran ve yatay seyir izleyen endeks 39669.61 puan ile yüzde 1.13 oranında düşüş kaydetti.
İkinci yarıda bir süre 39600-39800 aralığına sıkışık seyir izleyen Ulusal 100 Endeksi, Lehman Brothers'ın beklenenden kötü gelen rakamların etkisiyle 39147 puana kadar düştü ve günü 39294.96 puan ile (yüzde 2.07) 829.61 puan ekside tamamladı.
Günün ikinci yarısında 891.473.533 YTL olan işlem hacmi, toplamda 1.474.017.343 YTL olarak gerçekleşti.
ABD borsaları Lehman Brotrehs'ın sermaye artırma gücünün kalmadığına ilişkin beklentilerin ağırlık kazanmasıyla önemli oranda düşüş kaydetmesi, Avrupa borsalarındaki olumsuz görünüm İMKB'nin satıcılı açılışında etkili oldu.
Vadeli ABD endeks kontratlarında dün yaşanan büyük düşüşün ardından gözlenen tepki alımları satış baskısını sınırlasa da, Lehman Brothers tarafından öğleden sonra açıklanan üçüncü çeyrek rakamlarının beklentilerden kötü gelmesi dış piyasalarla birlikte İMKB'de de satış baskısını artırdı.
Yurtiçinde ise bugün açıklanan ve beklenenden düşük gelen ikinci çeyrek büyüme rakamının ardından, Adabank ihalesi takip edildi ve cari açık verisi beklendi.
9 Eylül 2008 Salı
ABD bütçe açığı rekora koşuyor
ABD'nin 2008 yılı bütçe açığı rekora koşuyor.
Kongre uzmanları, 30 Eylül'de sona erecek olan mali yılda, ABD'nin 407 milyar dolar bütçe açığı vereceği tahmininde bulundu.
Analistler, Hazinenin, Fannie Mae ve Freddie Mac için yapacağı harcamaların, yeni mali yıldaki bütçe açığını daha da artırabileceğini ve ABD'nin yeni Başkanını zorlu bir mali yılın beklediğini vurguluyorlar.
Kongre uzmanları, 30 Eylül'de sona erecek olan mali yılda, ABD'nin 407 milyar dolar bütçe açığı vereceği tahmininde bulundu.
Analistler, Hazinenin, Fannie Mae ve Freddie Mac için yapacağı harcamaların, yeni mali yıldaki bütçe açığını daha da artırabileceğini ve ABD'nin yeni Başkanını zorlu bir mali yılın beklediğini vurguluyorlar.
Piyasalar günü nasıl tamamladı?
İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) 2. seansında Bileşik Endeks, dünkü kapanışa göre 392,51 puan düşüşle 40.124,57 puandan kapandı.
Hisse senetleri ortalama yüzde 0,97 oranında değer kaybederken, borsada 1 milyar 393 milyon 14 bin 476 YTL'lik işlem hacmi gerçekleşti. Minimum 39.841,97, maksimum 40.882,28 puanlarını gören İMKB Bileşik Endeksi, dün 40.517,08 puandan kapanmıştı.
Borsa kapanışı itibariyle dolar 1,2270 (yüzde +0,25), euro 1,7290 (yüzde -0,58), euro/dolar paritesi 1,4126 (yüzde +0,06) seviyesinde seyrederken, altın 31,1868 YTL (yüzde -2,68), cumhuriyet altını 217,00 YTL (yüzde -1,36), uluslararası piyasalarda altın 783,75 dolar/ons (yüzde -2,26), gümüş 11,73 dolar (yüzde -2,89) seviyesinden işlem görüyor.
İMKB Tahvil ve Bono Piyasası Kesin Alım Satım Pazarı'nda işlem gören gösterge niteliğindeki 14 Nisan 2010 vadeli yarın valörlü tahvilde ortalama basit faiz 19,84, bileşik faiz yüzde 18,82 iken, gecelik repoda ortalama faiz oranı yüzde 16,91 seviyesinde bulunuyor.
NYMEX ham petrolü 2,50 dolar/varil azalarak 103,85 dolar/varil, Brent ham petrolü ise 2,10 dolar/varil düşerek 101,34 dolar/varil seviyesinde işlem görüyor.
Hisse senetleri ortalama yüzde 0,97 oranında değer kaybederken, borsada 1 milyar 393 milyon 14 bin 476 YTL'lik işlem hacmi gerçekleşti. Minimum 39.841,97, maksimum 40.882,28 puanlarını gören İMKB Bileşik Endeksi, dün 40.517,08 puandan kapanmıştı.
Borsa kapanışı itibariyle dolar 1,2270 (yüzde +0,25), euro 1,7290 (yüzde -0,58), euro/dolar paritesi 1,4126 (yüzde +0,06) seviyesinde seyrederken, altın 31,1868 YTL (yüzde -2,68), cumhuriyet altını 217,00 YTL (yüzde -1,36), uluslararası piyasalarda altın 783,75 dolar/ons (yüzde -2,26), gümüş 11,73 dolar (yüzde -2,89) seviyesinden işlem görüyor.
İMKB Tahvil ve Bono Piyasası Kesin Alım Satım Pazarı'nda işlem gören gösterge niteliğindeki 14 Nisan 2010 vadeli yarın valörlü tahvilde ortalama basit faiz 19,84, bileşik faiz yüzde 18,82 iken, gecelik repoda ortalama faiz oranı yüzde 16,91 seviyesinde bulunuyor.
NYMEX ham petrolü 2,50 dolar/varil azalarak 103,85 dolar/varil, Brent ham petrolü ise 2,10 dolar/varil düşerek 101,34 dolar/varil seviyesinde işlem görüyor.
Etiketler:
İMKB
Katılım bankalarının kârı % 25 arttı
ürkiye Katılım Bankaları Birliği’nden (TKBB) yapılan yazılı açıklamada, 2007 sonuna göre, katılım bankalarının bu yılın ilk yarısında topladığı fonların yüzde 17 artarak 17.5 milyar YTL’ye yükseldiği belirtildi.
Dolarda yükseliş sona erdi mi?
Yurtiçi döviz piyasasında yurtdışı piyasalardaki gelişmelerin etkisiyle bir miktar gerileme yaşandığı görülüyor.
Avro/dolar paritesindeki seyrin yakından izlendiği piyasada, olağanüstü bir gelişme yaşanmadığı sürece dolar/YTL kurunun 1.2200-1.2300 aralığında hareket etmesi bekleniyor.
Bir banka yetkilisi, yurtiçi döviz piyasasının bugünkü açılışında Cuma günkü kapanışa göre açılışta bir miktar gevşeme yaşandığını belirtti.
Yetklili, açılışta yaşanan gevşemede avro/dolar paritesinin bir miktar etkili olduğunun söylenebileceğini belirterek, "ABD'de Freddie Mac ve Fannie Mae'in devralınmasının piyasalar üzerinde büyük etkisi oldu. Yurtiçinde yaşanan hareket de yurtdışı piyasaları takip eden bir hareketti. Bu nedenle bir miktar gevşeme yaşandı" şeklinde konuştu.
ABD Hazine Bakanı Paulson, Fannie Mae ve Freddie Mac'i devralmalarının yeni bir başkanın ve yeni bir kongrenin geleceği 2009 yılına kadar şirketleri ayakta tutmayı ve bu şirketlerin uzun vadeli yapısına yeni başkan ve kongrenin karar vermesini hedeflediğini söyledi.
Hazine Bakanı Paulson ve Federal Konut Finansmanı Ajansı Başkanı Lockhart, önceki gün iki şirketi kamu yönetimi altına almış, iki şirketin CEO'larını görevden almış ve temettülerini ortadan kaldırmışlardı.
Hazine, bu iki şirketi güçlü tutmak için 200 milyar dolar tutarında hisse alacak.
Paulson, iki şirketin devralınmasının mortgage piyasasını korumaya yönelik geçici bir önlem olduğunu vurguladı.
Poulson, Freddie Mac ve Fannie Mae'nin yönetimlerinin devralınması planının ABD vergi mükelleflerini koruyacak şekilde yapılandırıldığını söyledi.
Paulson, ABD'de bir radyo istasyonuna yaptığı açıklamada, "Bu planı vergi mükelleflerini korumak için çok dikkatli yapılandırdık" diye konuştu.
Banka yetkilisi, avro/dolar paritesinin 1.4150-1.4160 bandını gördüğünü ifade ederek, şunları söyledi: "Avro/dolar paritesi hafif düzeltme hareketi ve kar realizyonu amaçlı hareketle 1.4220 seviyesine yükseldi. Dolar/YTL kurunda bugün ve yarın için beklentimiz 1.2200 ile 1.2300 aralığında seyir izleneceği yönünde. Olağanüstü gelişmeler yaşanmaması halinde çok ani gevşeme ya da artış yaşanmasını beklemiyoruz."
Uluslararası piyasalarda avro/dolar paritesi saat 14:30 itibari ile 1.4226 civarında bulunuyor.
İnterbank'ta dolar kuru ise aynı saatlerde 1.2179-1.2228 TL seviyesinden işlem görüyor.
Avro/dolar paritesindeki seyrin yakından izlendiği piyasada, olağanüstü bir gelişme yaşanmadığı sürece dolar/YTL kurunun 1.2200-1.2300 aralığında hareket etmesi bekleniyor.
Bir banka yetkilisi, yurtiçi döviz piyasasının bugünkü açılışında Cuma günkü kapanışa göre açılışta bir miktar gevşeme yaşandığını belirtti.
Yetklili, açılışta yaşanan gevşemede avro/dolar paritesinin bir miktar etkili olduğunun söylenebileceğini belirterek, "ABD'de Freddie Mac ve Fannie Mae'in devralınmasının piyasalar üzerinde büyük etkisi oldu. Yurtiçinde yaşanan hareket de yurtdışı piyasaları takip eden bir hareketti. Bu nedenle bir miktar gevşeme yaşandı" şeklinde konuştu.
ABD Hazine Bakanı Paulson, Fannie Mae ve Freddie Mac'i devralmalarının yeni bir başkanın ve yeni bir kongrenin geleceği 2009 yılına kadar şirketleri ayakta tutmayı ve bu şirketlerin uzun vadeli yapısına yeni başkan ve kongrenin karar vermesini hedeflediğini söyledi.
Hazine Bakanı Paulson ve Federal Konut Finansmanı Ajansı Başkanı Lockhart, önceki gün iki şirketi kamu yönetimi altına almış, iki şirketin CEO'larını görevden almış ve temettülerini ortadan kaldırmışlardı.
Hazine, bu iki şirketi güçlü tutmak için 200 milyar dolar tutarında hisse alacak.
Paulson, iki şirketin devralınmasının mortgage piyasasını korumaya yönelik geçici bir önlem olduğunu vurguladı.
Poulson, Freddie Mac ve Fannie Mae'nin yönetimlerinin devralınması planının ABD vergi mükelleflerini koruyacak şekilde yapılandırıldığını söyledi.
Paulson, ABD'de bir radyo istasyonuna yaptığı açıklamada, "Bu planı vergi mükelleflerini korumak için çok dikkatli yapılandırdık" diye konuştu.
Banka yetkilisi, avro/dolar paritesinin 1.4150-1.4160 bandını gördüğünü ifade ederek, şunları söyledi: "Avro/dolar paritesi hafif düzeltme hareketi ve kar realizyonu amaçlı hareketle 1.4220 seviyesine yükseldi. Dolar/YTL kurunda bugün ve yarın için beklentimiz 1.2200 ile 1.2300 aralığında seyir izleneceği yönünde. Olağanüstü gelişmeler yaşanmaması halinde çok ani gevşeme ya da artış yaşanmasını beklemiyoruz."
Uluslararası piyasalarda avro/dolar paritesi saat 14:30 itibari ile 1.4226 civarında bulunuyor.
İnterbank'ta dolar kuru ise aynı saatlerde 1.2179-1.2228 TL seviyesinden işlem görüyor.
Etiketler:
dolar
ABD`de bir devrin sonu
ABD’de süren gayrimenkul finansmanı krizinde gelinen en son noktada piyasanın belirleyicisi konumundaki Fannie Mae ve Freddie Mac isimli iki mortgage şirketi artık devlet kontrolüne geçti.
Böylelikle bir anlamda bankacılık sektörünü finanse eden en büyük iki kuruluşun da “batık” olduğu tescillenmiş oldu.
Fannie ve Freddie’nin önemi ABD’deki mortgage kredilerinin yüzde 50’sinden fazlasının garantörü olmalarından kaynaklanıyor.
Uzmanlara göre bu, 5 trilyon dolarlık bir büyüklüğe tekabül ediyor. İki şirketi kurtarma operasyonunun maliyetinin onlarca milyar doları bulabileceği belirtiliyor.
Kriz öncesi ticari bankalar ev sahiplerine verdikleri borcu Fannie ve Freddie üzerinden paketleyerek bono olarak piyasaya sürüyorlardı. Bankacılık sektörünün hızla daralması Fannie Mae ve Freddie Mac’in sermaye tabanını küçülttü.
Gayrimenkul sektöründeki kötüleşme de Fannie ve Freddie’nin borç çevirme gücünü iyice zora soktu. Her iki şirketin hazine kontrolüne geçtiğini Hazine Bakanı Henry Paulson dün New York’ta düzenlediği bir basın toplantısı ile açıkladı.
ABD Hazinesi, yaptığı bu atakla hem ABD mortgage piyasasında ikinci el faizlerin düşmesini sağlayacak hem de ardarda yaşanan bölgesel banka batışlarının da kısmen önüne geçebilecek. Hazine, ayrıca mortgage destekli hisse senetlerini de satın alacağını açıklayarak piyasaya güven vermiş oldu
Böylelikle bir anlamda bankacılık sektörünü finanse eden en büyük iki kuruluşun da “batık” olduğu tescillenmiş oldu.
Fannie ve Freddie’nin önemi ABD’deki mortgage kredilerinin yüzde 50’sinden fazlasının garantörü olmalarından kaynaklanıyor.
Uzmanlara göre bu, 5 trilyon dolarlık bir büyüklüğe tekabül ediyor. İki şirketi kurtarma operasyonunun maliyetinin onlarca milyar doları bulabileceği belirtiliyor.
Kriz öncesi ticari bankalar ev sahiplerine verdikleri borcu Fannie ve Freddie üzerinden paketleyerek bono olarak piyasaya sürüyorlardı. Bankacılık sektörünün hızla daralması Fannie Mae ve Freddie Mac’in sermaye tabanını küçülttü.
Gayrimenkul sektöründeki kötüleşme de Fannie ve Freddie’nin borç çevirme gücünü iyice zora soktu. Her iki şirketin hazine kontrolüne geçtiğini Hazine Bakanı Henry Paulson dün New York’ta düzenlediği bir basın toplantısı ile açıkladı.
ABD Hazinesi, yaptığı bu atakla hem ABD mortgage piyasasında ikinci el faizlerin düşmesini sağlayacak hem de ardarda yaşanan bölgesel banka batışlarının da kısmen önüne geçebilecek. Hazine, ayrıca mortgage destekli hisse senetlerini de satın alacağını açıklayarak piyasaya güven vermiş oldu
7 Eylül 2008 Pazar
Piyasalar yine çalkalanıyor
Asya’da Japon borsasında Nikkei endeksi 361,54 puan yani neredeyse % 3 oranında düştü. Singapur, Avustralya, Çin ve Hindistan piyasalarında da % 2’yi aşan düşüşler görüldü. ABD ekonomisinden sonra Euro bölgesinde de büyümenin yavaşladığı haberleri dün New York borsasında çalkantılara yol açmış, Dow Jones endeksi % 3 düşmüştü. Piyasalar şimdi ABD’de bugün açıklanacak işsizlik rakamlarını bekliyor.
6 Eylül 2008 Cumartesi
Euro bölgesi ekonomisi 2009'da düzelebilir
Trichet, İtalya devlet televizyonu RAİ'ye yaptığı açıklamada, "(Bu yılın) ikinci ve üçüncü çeyreğinde dibe vuracağız. 2009 için kademeli olarak düzelme bekliyoruz" diye konuştu.Trichet'in açıklaması, AB Komisyonu'nun ekonomik ve parasal işlerden sorumlu üyesi Joaquin Almunia'nın bu hafta bir konferansta yaptığı konuşmada, euro bölgesinin ciddi ekonomik sıkıntıyla karşı karşıya olduğunu söylemesinden sonra geldi.AMB Başkanı Trichet, perşembe günü AMB'nin faiz oranını yüzde 4.25'te bırakmasından sonra düzenlediği basın toplantısında, euro bölgesi ekonomik verilerinin yıl ortasında büyümenin zayıfladığını gösterdiğini, ancak yüksek enflasyonun sürdüğünü ve risklerin yukarı yönlü olduğunu söylemişti.
Etiketler:
euro
Boeing'de grev başladı
Boeing'de çalışan yaklaşık 27 bin teknisyen ve işçiyi temsil eden Uluslararası Teknisyenler ve Havacılık İşçileri Sendikası'nın (IAMAW), çarşamba günü aldığı grev kararını 48 saat ertelemesine rağmen, taraflar arasında yapılangörüşmelerde ilerleme sağlanamadı.IAMAW Seattle bölgesi başkanı Tom Wroblewski, üyelerine yaptığı açıklamada, sürdürülen görüşmelerde Boeing şirketinin yaklaşım göstermediğini belirterek, "Grev başladı" dedi.Boeing'in ticari uçak birimi başkanı Scott Carson da, son 2 günde bir anlaşmaya varmak için Boeing, sendika ve federal arabulucunun çok sıkı çalıştığını, ancak aradaki farkın çok büyük olduğunu söyledi.Taraflar arasında yeni bir görüşme olup olmayacağına ilişkin bilgi verilmezken, Boeing sözcüsü Tim Healy, şirketin sendikanın görüşme talebine "açık" olduğunu belirtti. Wroblewski ise, "Şirket görüşmek istiyorsa, onlarda benim numaram var, bana ulaşabilirler" dedi.Bu arada, Washington eyaletinde Everett bölgesindeki Boeing fabrikasının girişinde toplanan işçiler, ıslık ve korna çaldılar, grevi destekleyen pankartlar taşıdı.Boeing firması, diğer sendikalara üye işçiler ve sendikaya üye olmayan işçilerle birlikte bazı fabrikalarını açık tutacaklarını, ancak Everett ve Renton'daki büyük fabrikalarındaki üretim hatlarının duracağını bildirdi. Şirket, yapımı tamamlanmış uçakları teslim etmeyi planladıklarını, ancak yeni uçak yapmayacaklarını da belirtti.Grevin başlamasıyla birlikte Boeing 737, 747,767 ve 777 yolcu uçaklarının yanı sıra üretim programı epeyce aksayan yeni yolcu uçağı "Boeing 787 Dreamliner"ın yapımı durmuş olacak. Boeing'in, "en iyi ve nihai" dediği üç yılı kapsayan sözleşme önerisi, yüzde 11'lik ücret artışını öngörüyor. Şirket, mesai hariç 55 bin ve mesai dahil 65 bin dolar olan ortalama teknisyenin yıllık gelirini, üç yıllık sözleşme sürecinde 34 bin dolar daha artıracağını belirtiyor.Sendika ise teklifin, yüzde 13'lük ücret artışı, sağlık harcamalarının maliyetinin çalışana yüklenmesi konusunda değişiklik yapılması ve iş güvenliği gibi konulardaki taleplerini karşılamadığını kaydediyor. Sendika, Boeing'in rekor karlar elde ettiğini ve üyelerinin son dört yılda ücretlerinin artmadığını, önerinin yeteri kadar iyi olmadığını ifade ediyor.Boeing 777 yolcu uçağının iniş takımları teknisyeni Marnie Young, Boeing'in sözleşme önerisini, "Şirketin sözleşmesi İsviçre peyniri gibi. Her tarafı delik" diye değerlendirdi.Geçen yıl 4,1 milyar dolar kar eden ve 275 milyar dolarlık ticari uçak siparişi alan Boeing'e, grevin günlük maliyetinin 100 milyon dolar olması bekleniyor.Boeing'de dördüncü kez greve çıkan IAMAW, bu şirkette 1989 yılında 48, 1995 yılında 69 ve 2005 yılında 28 gün süren grev yapmıştı.
Bonus Card sahipleri ev sahibi olacak
Garanti Ödeme Sistemleri Genel Müdür Yardımcısı Elvan Bilge, kampanya kapsamında, her 10 günde 1 Bonus Card kullanıcısının ev sahibi olacağını bildirdi. Kampanyaya tüm Bonus kullanıcılarının rahatlıkla katılabilmesi ve yapılan her alışverişte ev kazanma şanslarının daha da yükselmesi için, çekiliş hakkının 50 YTL gibi düşük bir harcamaya verilmesinin planlandığı açıklandı.
Önümüzdeki günlerde başlayacak kampanyayla ilgili bilgi veren Elvan Bilge şöyle konuştu:“Bu kapsamda geliştireceğimiz son kampanyayla, şimdi de kart sahiplerine ev armağan etmeye hazırlanıyoruz. Bonus Card sahipleri, her 10 günde bir İstanbul’da 1 ev vermeyi düşündüğümüz kampanya kapsamında, Bonus üyesi işyerlerinden yapacakları 50 YTL gibi düşük tutarlı bir alışveriş karşılığında çekilişe katılabilecek. Yaptıkları harcamanın toplamına göre kazanma şanslarını artırabilecek. Yakında başlayacak reklamlarımızla, kart sahiplerini ayrıntılı olarak bilgilendireceğiz."
Önümüzdeki günlerde başlayacak kampanyayla ilgili bilgi veren Elvan Bilge şöyle konuştu:“Bu kapsamda geliştireceğimiz son kampanyayla, şimdi de kart sahiplerine ev armağan etmeye hazırlanıyoruz. Bonus Card sahipleri, her 10 günde bir İstanbul’da 1 ev vermeyi düşündüğümüz kampanya kapsamında, Bonus üyesi işyerlerinden yapacakları 50 YTL gibi düşük tutarlı bir alışveriş karşılığında çekilişe katılabilecek. Yaptıkları harcamanın toplamına göre kazanma şanslarını artırabilecek. Yakında başlayacak reklamlarımızla, kart sahiplerini ayrıntılı olarak bilgilendireceğiz."
Etiketler:
Bonus card,
Bonus Kart,
garanti bankası
JP Morgan, Akbank, İş ve YKB için tavsiyelerini düşürdü
Uluslararası yatırım bankası JP Morgan, Türk bankacılık sektörü için pozitif yaklaşımını korurken, Akbank, İş Bankası ve YKB için tavsiyelerini düşürdü.
JP Morgan, Akbank için 2008 yılı hisse başına kar tahminini yüzde 6 aşağı çekerken, 12 aylık fiyat hedefini yüzde 2 indirirek 7.10 YTL olarak belirledi. JP Morgan, Akbank'ın gerçeğe uygun değerinin, OwerWeight tavsiyesinde bulunulan diğer Türk benzerleri ile karşılaştırıldığında OverWeight tavsiyesinin sürdürülmesi için yeterli yükseliş potansiyelini sağlamadığını belirterek, Akbank için tavsiyesini 'nötr'e indirdi.
JP Morgan, İş Bankası için 'Nötr' olan tavsiyesini de 'UnderWeight'e indirdi, fiyat hedefini ise değiştirmedi. JP Morgan tavsiyesini düşürmesine neden olarak, İş Bankası'nın ikinci çeyrek sonuçlarının beklentilerin üzerinde olmakla birlikte, kalitesinin düşük seyretmeye devam etmesini ve banka hisselerini son iki çeyrekte diğer Türk bankaları ve gelişmekte olan piyasa bankalarına göre güçlü yükselişler yaşamasını gösterdi.
JP Morgan, YKB için de tavsiyesini, banka hisselerinin diğer Türk bankalarına ve gelişmekte olan piyasa bankalarına göre önemli oranda değer kazanması nedeniyle 'owerweight'den 'nötr'e indirdi. JP Morgan, Garanti Bankası'nı Türk bankaları arasında en önde tutmaya devam ettiğini ve 'overweight' tavsiyesini koruduğunu da belirtti.
JP Morgan ayrıca, Bank Asya için 'OwerWeight' tavsiyesini korumak ile birlikte 2008 ve 2009 yılları için hisse başına kar tahminlerini düşürdü. 2008 tahminini yüzde 13, 2009 tahminini ise yüzde 14 aşağı çekti.
JP Morgan, Akbank için 2008 yılı hisse başına kar tahminini yüzde 6 aşağı çekerken, 12 aylık fiyat hedefini yüzde 2 indirirek 7.10 YTL olarak belirledi. JP Morgan, Akbank'ın gerçeğe uygun değerinin, OwerWeight tavsiyesinde bulunulan diğer Türk benzerleri ile karşılaştırıldığında OverWeight tavsiyesinin sürdürülmesi için yeterli yükseliş potansiyelini sağlamadığını belirterek, Akbank için tavsiyesini 'nötr'e indirdi.
JP Morgan, İş Bankası için 'Nötr' olan tavsiyesini de 'UnderWeight'e indirdi, fiyat hedefini ise değiştirmedi. JP Morgan tavsiyesini düşürmesine neden olarak, İş Bankası'nın ikinci çeyrek sonuçlarının beklentilerin üzerinde olmakla birlikte, kalitesinin düşük seyretmeye devam etmesini ve banka hisselerini son iki çeyrekte diğer Türk bankaları ve gelişmekte olan piyasa bankalarına göre güçlü yükselişler yaşamasını gösterdi.
JP Morgan, YKB için de tavsiyesini, banka hisselerinin diğer Türk bankalarına ve gelişmekte olan piyasa bankalarına göre önemli oranda değer kazanması nedeniyle 'owerweight'den 'nötr'e indirdi. JP Morgan, Garanti Bankası'nı Türk bankaları arasında en önde tutmaya devam ettiğini ve 'overweight' tavsiyesini koruduğunu da belirtti.
JP Morgan ayrıca, Bank Asya için 'OwerWeight' tavsiyesini korumak ile birlikte 2008 ve 2009 yılları için hisse başına kar tahminlerini düşürdü. 2008 tahminini yüzde 13, 2009 tahminini ise yüzde 14 aşağı çekti.
ABD'de Silver State bankasına daha el koyuldu
ABD'nin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu olarak kabul edilen ''Federal Deposit Insurance Corp'' (FDIC), konut sektöründeki kredi krizinden etkilenen bir bankaya el koydu.
FDIC, Nevada eyaletinin Henderson kentinde bu yıl el koyulan 11'inci banka olan Silver State'in varlıklarının 2 milyar dolar ve mevduatının 1,7 milyar dolar olduğunu açıkladı.
Silver State bankasının garantili mevduatlarını, Las Vegas'dan Nevada State bankasının üstleneceği ve şubelerinin Pazartesi günü, Nevada eyaletinde Nevada State Bank ve Arizona eyaletinde National Bank of Arizona şubeleri olarak yeniden açılacağı kaydedildi.
FDIC, daha önce ikinci çeyrekte sorunlu banka sayısının 117'ye çıktığını açıklamıştı. 8 bin 500 bankanın faaliyet gösterdiği ABD'de, geçen yıl 3 banka kapanırken, bu yıl şimdiye kadar 11 banka kapandı.
FDIC, Nevada eyaletinin Henderson kentinde bu yıl el koyulan 11'inci banka olan Silver State'in varlıklarının 2 milyar dolar ve mevduatının 1,7 milyar dolar olduğunu açıkladı.
Silver State bankasının garantili mevduatlarını, Las Vegas'dan Nevada State bankasının üstleneceği ve şubelerinin Pazartesi günü, Nevada eyaletinde Nevada State Bank ve Arizona eyaletinde National Bank of Arizona şubeleri olarak yeniden açılacağı kaydedildi.
FDIC, daha önce ikinci çeyrekte sorunlu banka sayısının 117'ye çıktığını açıklamıştı. 8 bin 500 bankanın faaliyet gösterdiği ABD'de, geçen yıl 3 banka kapanırken, bu yıl şimdiye kadar 11 banka kapandı.
Etiketler:
Silver State
Lehman Brothers’a Koreli talip
Güney Kore basınına konuşan Kore Kalkınma Bankası CEO’su Sung Joo-Young, banka olarak, Güney Koreli özel sektör bankalarıyla biraraya gelip bir konsorsiyum kurma ve Lehman Brothers’ı satın alma konusunu değerlendirdiklerini ifade etti. Sung, görüşmeler devam ettiği için daha fazla açıklama yapmaktan kaçındı.
İngiliz Sunday Telegraph gazetesi, Lehman Brothers’ın, Kore Kalkınma Bankası’yla, 6 milyar dolara varan hisse satışı görüşmelerini hızlandırdığını yazmıştı.
Gazete, Kore Kalkınma Bankası’nın Lehman Brothers’ın yüzde 25’e kadar olan hissesini satın alabileceği ve hisse satışının bu hafta tamamlanabileceğini belirtmişti.
İngiliz Sunday Telegraph gazetesi, Lehman Brothers’ın, Kore Kalkınma Bankası’yla, 6 milyar dolara varan hisse satışı görüşmelerini hızlandırdığını yazmıştı.
Gazete, Kore Kalkınma Bankası’nın Lehman Brothers’ın yüzde 25’e kadar olan hissesini satın alabileceği ve hisse satışının bu hafta tamamlanabileceğini belirtmişti.
Dövizde en iyi banka Akbank
Uluslararası finans piyasalarının önde gelen dergisi Global Finance Akbank'ı üst üste 4. kez döviz işlemlerinde "Türkiye'nin En İyi Bankası" seçti. Akbank'tan cuma günü yapılan açıklamada, Global Finance'in 82 ülkede düzenlediği "Dünyanın Döviz İşlemlerinde En İyi Bankası 2008" anketinin tüm dünyada iş dünyasına ve yatırımcılara en hızlı, en güvenilir, en uygun maliyetle hizmet veren döviz işlemleri kurumlarını belirleme ve ödüllendirme amacını taşıdığı belirtildi. Açıklamada, Derginin editörleri tarafından, sektör analistleri, üst düzey yöneticiler ve teknoloji uzmanlarının katkılarıyla yapılan değerlendirme sonucunda Akbank'ın söz konusu kriterlerdeki başarılı performansı nedeniyle bu yıl 4. kez "Türkiye'nin Döviz İşlemlerinde En İyi Bankası" seçildiği belirtildi.
En rekabetçi fiyat
Dövizli işlemlerde dört yıl üst üste Türkiye'nin en iyi bankası seçilmekten gurur duyduklarını belirten Akbank Genel Müdür Vekili Reşit Toygar, "Akbank bütün piyasalarda ve dağıtım kanallarından döviz işlemlerinde en rekabetçi fiyatları en hızlı ve en iyi hizmeti verecek şekilde sunmayı gelenek haline getirmiştir. Tüm müşterilerimizi bu hizmetlerimizden yararlandırmak için aynı strateji doğrultusunda çalışmaya devam edecektir" dedi. Bu ödül rekabetçi fiyatlama, işlem hacmi, pazar payı, küresel gereksinimleri karşılama yeteneği, müşteri hizmetleri ve yenilikçi teknoloji kullanımı gibi kriterlerde en başarılı olanlara veriliyor. Akbank daha önce 2005, 2006, 2007 yıllarında "Türkiye'nin Döviz İşlemlerinde En iyi Bankası" seçilmişti.
En rekabetçi fiyat
Dövizli işlemlerde dört yıl üst üste Türkiye'nin en iyi bankası seçilmekten gurur duyduklarını belirten Akbank Genel Müdür Vekili Reşit Toygar, "Akbank bütün piyasalarda ve dağıtım kanallarından döviz işlemlerinde en rekabetçi fiyatları en hızlı ve en iyi hizmeti verecek şekilde sunmayı gelenek haline getirmiştir. Tüm müşterilerimizi bu hizmetlerimizden yararlandırmak için aynı strateji doğrultusunda çalışmaya devam edecektir" dedi. Bu ödül rekabetçi fiyatlama, işlem hacmi, pazar payı, küresel gereksinimleri karşılama yeteneği, müşteri hizmetleri ve yenilikçi teknoloji kullanımı gibi kriterlerde en başarılı olanlara veriliyor. Akbank daha önce 2005, 2006, 2007 yıllarında "Türkiye'nin Döviz İşlemlerinde En iyi Bankası" seçilmişti.
Etiketler:
akbank
Koç Holding faaliyet kârını ikiye katladı
Koç Holding'in net kârı, geçen yılın ilk yarısına göre yüzde 55 oranında artarak 2.4 milyar YTL, ana ortaklık net kâr payı ise yüzde 91 artarak 1.7 milyar YTL oldu. Koç Holding'den cuma günü yapılan açıklamada, konsolide satış gelirlerinin yüzde 31'lik artışla 28.2 milyar YTL'ye ulaştığı, faaliyet kârının ise iki katına çıkarak 3.4 milyar YTL'ye yükseldiği ifade edildi. Uygulamakta oldukları odaklanma stratejisini büyük ölçüde tamamladıklarını belirten Koç Holding CEO'su Dr. Bülent Bulgurlu, son dönemde portföylerinde yaptıkları yeniden yapılandırma sonucu, gerek faiz oranlarındaki gerekse döviz kurundaki dalgalanmalara karşı çok daha güçlü bir yapıya kavuştuklarını ve ilk yarı mali sonuçlarının da bu güçlü yapıyı yansıttığını söyledi.
Migros'tan 1.1 milyar YTL
İlk yarı sonuçlarına, Migros hisselerinin satışından elde edilen yaklaşık 1.1 milyar YTL'lik iştirak satış kazancının da dahil olduğunu belirten Bulgurlu, bu tür bir kereye mahsus gelirler dışarıda bırakıldığında da, iç ve dış piyasalardaki durgunluk ve yüksek faiz oranlarına rağmen, operasyonel verimliliklerini artırmak suretiyle, faaliyet gelirlerinde yüzde 42'lik bir artış gözlendiğini kaydetti. Bulgurlu, geçtiğimiz iki yıl süresince satın aldıkları şirketlerin verimliliklerini ve Türkiye ekonomisine ve müşterilerine yarattıkları katma değeri azami düzeye çıkarmaya odaklandıklarını vurguladı.
Yeni yatırımlara hazır
Satın alınmasından bu yana uygulanan stratejiler sonrası Tüpraş'ın verimliliğinde önemli artışlar kaydettiklerini ifade eden Bulgurlu, Yapı Kredi Bankası'nı sermayesini güçlendirerek, şube sayısında Türkiye'nin özel sektördeki ikinci büyük bankası haline getirdiklerini kaydetti. Migros ve Koç Allianz hisselerinin satışından sonra Koç Holding'teki net nakit pozisyonlarının 1 milyar doların üzerine yükseldiğini de vurgulayan Bulgurlu, odaklandıkları sektörlerde yeni yatırımlara hazır olduklarını açıkladı.
Bulgurlu, 2008'in 2.döneminin gerek ihraç pazarındaki daralma belirtileri gerekse hızla yön değiştiren sermaye akımları dolayısıyla zor bir dönem olabileceğini, ancak Koç Holding olarak güçlü ortaklıkları, risk yönetimine ve verimliliğe verdikleri önem sayesinde bu zorlu dönemi yine başarıyla tamamlamayı öngördüklerini söyledi. Bulgurlu, bu kapsamda, 2008 yılı için bütçeledikleri 2,6 milyar YTL tutarındaki yatırımlarını programa uygun şekilde sürdürdüklerini belirtti.
Migros'tan 1.1 milyar YTL
İlk yarı sonuçlarına, Migros hisselerinin satışından elde edilen yaklaşık 1.1 milyar YTL'lik iştirak satış kazancının da dahil olduğunu belirten Bulgurlu, bu tür bir kereye mahsus gelirler dışarıda bırakıldığında da, iç ve dış piyasalardaki durgunluk ve yüksek faiz oranlarına rağmen, operasyonel verimliliklerini artırmak suretiyle, faaliyet gelirlerinde yüzde 42'lik bir artış gözlendiğini kaydetti. Bulgurlu, geçtiğimiz iki yıl süresince satın aldıkları şirketlerin verimliliklerini ve Türkiye ekonomisine ve müşterilerine yarattıkları katma değeri azami düzeye çıkarmaya odaklandıklarını vurguladı.
Yeni yatırımlara hazır
Satın alınmasından bu yana uygulanan stratejiler sonrası Tüpraş'ın verimliliğinde önemli artışlar kaydettiklerini ifade eden Bulgurlu, Yapı Kredi Bankası'nı sermayesini güçlendirerek, şube sayısında Türkiye'nin özel sektördeki ikinci büyük bankası haline getirdiklerini kaydetti. Migros ve Koç Allianz hisselerinin satışından sonra Koç Holding'teki net nakit pozisyonlarının 1 milyar doların üzerine yükseldiğini de vurgulayan Bulgurlu, odaklandıkları sektörlerde yeni yatırımlara hazır olduklarını açıkladı.
Bulgurlu, 2008'in 2.döneminin gerek ihraç pazarındaki daralma belirtileri gerekse hızla yön değiştiren sermaye akımları dolayısıyla zor bir dönem olabileceğini, ancak Koç Holding olarak güçlü ortaklıkları, risk yönetimine ve verimliliğe verdikleri önem sayesinde bu zorlu dönemi yine başarıyla tamamlamayı öngördüklerini söyledi. Bulgurlu, bu kapsamda, 2008 yılı için bütçeledikleri 2,6 milyar YTL tutarındaki yatırımlarını programa uygun şekilde sürdürdüklerini belirtti.
Etiketler:
koç holding
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)